Friday, January 29, 2010

Uyanış

"If I should die this very moment;I wouldn't fear,for I've never known completeness,like being here.Wrapped in the warmth of you,loving every breath of you,still my heart this moment,it might burst.Could we stay right here,till the end of time,until the earth stops turning?Wanna love you until the seas run dry,I've found the one,I've waited for.All this time I've loved you and never known your face,all this time I've missed you and searched this human race.Here is true peace,here my heart knows calm.Safe in your soul,bathed in your sighs.Wanna stay right here,till the end of time,till the earth stops turning.Gonna love you until the seas run dry,I've found the one,I've waited for...the one I've waited for..."*

Ve bu üzeri örtülü nasıl bir uyanıştır,her seferinde?
...
Her defasında yeniden uyanmak,yeniden bakmak,yeniden görmektir.Senin gördüğün bütünün arkasında;içinde,sağında,solunda ne detaylar gizlidir.
Detaydır.Parçalardır.Noktadır.
Noktadan sonra devamı gelir.
Ben;o isem o olucaksam bu detayları önceden görebilmeliyim çünkü benim varlığım o'dur.
Özgüvendir.
Sen her yanlış ve doğrunda kendini aynada seçebiliyor ve böyle devam edebiliyorsan,özgüvenin gelişiyor demektir.
Ben,aynalarla büyüdüm;her seferinde gözlerimi dikip baktım;duruşuma,bedenime,ayaklarıma ve aklıma.
Yanlışlarıma da doğrularıma da...
Bu en büyük detaydır.İşte bu da bir noktadır.
Mutasyondur;her bir detayda durduğun için,bir nokta koyup başladığın için.
Çoğu zaman nokta sonu ifade eder,katılmıyorum kendi adıma,kendim için:uyandığımdan beri bunun bile bir nokta olduğunu düşündüğüm için.
Her seferinde yeniden uyandım,uyanacağım.

*Lamb's song:Gorecki

Thursday, January 21, 2010

Sevgilim

Onların elleri var ve bunu hissetmek,onların ayakları var,çirkinler belki ve bunu yakından görmek...
Atlamak
Dokunmak
Bakmak
Koşmak
Sadece yıllar değil giden,yüzün,ruhun,aklın ve her şeyin gidiyor bir anda,her şeyin gidiyor bu arzuya.
Vücudun,bedenin,onun farkındalığın;onun güzelliği ve çirkinliği,o çelişkinin güzelliği ve kötülüğü...
Bunu kabullenmek,bunu istemek,bunu seçmek;sokakta ben dansçıyım demek,dansçı olmak demek,tüm bedeninle,ruhun ve aklınla dansçı olmak.
Bütün ama parçalar halinde dansçısın sen.Dans edensin.
Sen danssın.
Aşk değil,sevgisin.
Takıntı değil,arzusun.
Yorgunluk değil,fedakarlıksın sen.
Her adımda nefessin sen.
Dans SENsin sen.
Sevgilimsin,
Hep kaçtığım ama tekrardan sakladığım yerde bulduğumsun sen.
Ortaya çıkmanı istememişim ben,sonra...
Bağardım işte ve gitti aklım.Gitti,sen...
Farkına varışlarımsın
Nefesimsin
Nefessin sen.Nefes.
Ve ben,hala nefes alabiliyor olmaktan mutluyum.
İnsanlar,önce bunu bilmeli oysa.
Ben nefes alabiliyorum demeli bir insan
Ben görebiliyorum,duyabiliyorum demeli
Sonra evi olduğunu hatırlamalı,karnının doyduğunu farketmeli.
O beş duyusunu da hala kullanabildiğini bilmeli.
Sanmıyorum ki sonra şiddete,intikama,hırsa gerek duysun.
Kendine yetmiyorsa aşkı,sevgisi,insanlığı gerek duysun.
Zıttıdır sonuçta bunlar iyi kelimelerin,iyi şeylerin.
Siyahı bilmeden beyazı seçemez insan,bence.Bu yüzden siyah ona yetmezse beyazı yaşasın.
Sanmıyorum ki hepsini yaşayan kendine yetsin ve başa dönüp nefesinin farkına varsın.
O zamanda işte:çok zengin olduğu için,zavallı olsun.
Sevgilim,
Onların elleri ayakları var.
Sadece yıllar değil giden;
Yüzün,
Ruhun,
Bedenin,
Aklın gidiyor bir anda ve yıllarca...
Gidiyor işte.
Gidiyor.

Sevgilim,
Nefessin,hayattaki amacım değil,sen bensin.
Meğer hayat senmişsin.

Sevgilim,
Senin için yaşamıyorum ve sen de benim için yaşamıyorsun
Çünkü biz varız.Var olmak,sonu yok o yüzden bağlamam hiçbir şeye.
Çünkü ben varsam sen de varsındır.Sen varsan ben de varımdır.

Sevgilim,
Kabullenmek affetmek değildir.Yüzünü çevirmek değildir.
Yorulacağımı biliyorum.

Sevgilim,
Çoksun sen çok bu yüzden hiçbir zaman bana yetmeyeceksin.
Her seferinde az zannedeceğim,halbuki çoksun,sonsuzsun ve
Her seferinde en çoğunu isteyeceğim,en iyi olana kadar...

Sevgilim,
Benim sınırlarım var.
Belli bir otoritem var.
Sevgilim,
Sevgi sen sin,sen.
Dans edensin sen.Sen danssın.
Dans sen sin sen.


Sunday, January 17, 2010

Işığın Savaşçısının El Kitabı*

Paulo Coelho'dan yine seçmece cümleler ve paragraflar...
Kendine has uslubu,yer yer mistik ögeleriyle bu kitapta;insanın yenilgisini kabullenişi ve nefesinin mucizesi anlatılıyor.
Bana yakın olan düşüncelere yer vermiş.


"Bütün yaşadıklarıma rağmen,karşıma çıkan güçlüklerden pişman değilim,çünkü onlar beni ulaşmak istediğim yere getirdiler.Çarpışmların izlerini ve yaralarını bedenimde taşıyorum;onlar benim acılarımın tanıkları ve ele geçirdiklerimin ödülleri.
Bunlar bana Cennet'in kapılarını açacak olan değerli izler ve yaralar.Kahramanlık öyküleri dinlediğim günler oldu.Yaşamaya ihtiyaç duyduğum için yaşadığım günler oldu.Ama şimdi bir savaşçı olduğum için yaşıyorum ve günün birinde uğruna bunca savaştığım O'nun yanında olabilmek için."

"Bundan böyle-ve önümüzdeki birkaç yüzyıl boyunca-Evren,ışığın savaşçılarına yardım edecek ve önyargılı olanlara engel olacaktır.
Dünyanın enerjisinin yenilenmeye ihtiyacı vardır.Yeni düşüncelerin yere ihtiyacı vardır.Bedenin ve ruhun yeni meydan okuyuşlara ihtiyacı vardır."

"Işığın savaşçısı haksızlığa uğrarsa,çektiyi acıyı başkalarına göstermemek için genellikle yalnız kalmaya çalışır.Bu hem iyi hem kötüdür.İnsanın,yüreğinin kendi yaralarını ağır ağır sarmasına izin vermesi bir şeydir,zayıf görünmek korkusuyla sabahtan akşama kadar düşüncelere dalıp oturması başka şey."

"Işığın savaşçısı için imkansız sevgi diye bir şey yoktur.Ne sessizlik ne de ilgisizlik ya da reddedilme onun gözünü korkutur.İnsanların yüzündeki ifadesiz maskenin gerisinde sıcacık bir yüreğin bulunduğunu bilir."
Hepimizin kaybettiği bir şeydir bu.İyi niyet...

"Öyle anlar gelir ki hayat onu bir krizin içine sokar;sevdiği şeylerden ayrı düşmüştür;işte o zaman düşünmeye başlar savaşçı.Tanrı'nın istediğini mi yerine getiriyorum yoksa bencillik mi ediyorum diye bakar.Sevdiklerinden ayrı düşmesi yolun bir parçasıysa yakınmadan kabullenir bunu."

"Işığın savaşçısının arkadaşları,enerjisini nereden bulduğunu sorarlar.O da şöyle der:"gizli düşmanımdan."
Bu düşman çocukken giriştiği bir kavgada yenildiği bir oğlan olabilir,ya da on bir yaşındayken kendisini terk eden sevgilisi,ona aptal olduğunu söyleyen öğretmeni.Savaşçı ne zaman yorulsa,bu düşmanların onun cesaretini henüz tanımamış olduklarını getirir aklına.
İntikamı düşünmez,çünkü bu gizli düşman artık onun hayatının bir parçası değildir."

"İşte bu yüzden ışığın savaşçısıdır onlar;başarısızlığa uğradıkları için,soru sordukları için,durmadan anlam aradıkları için.Ama sonunda o anlamı bulacaklardır."

"Bir savaşçı başkalarına güvenir,çünkü her şeyden önce kendine güvenir."

*Paulo Coelho