Tuesday, January 29, 2013

Deniz


'Bazen gidersen,sırf geri dönebilmek için'

İstanbul,özlenmesi gereken bir şehir,özlenmek istenen bir şehir,özleyip kavuştuktan sonra daha da güzelleşen şehir.Bugün bunu bir kere daha anladım.
Çıplak Ayaklar Kumpanyası,bu sene ocak ayı sonunda yeni bir gösteri yaptı:Ters Okyanus.
Benim 2008-2009 yılında modern dans eğitimi aldığım Mihran Tomasyan bu gösterinin fikir ve uygulamasını yaratanlardan.İzledikça katlandım.Aynı okyanus gibi ve gösterinin sonunda çok güzel bir şey oldu,başımızın üstünden okyanus geçti ve sanki gerçekten,deniz kokusu duyuyordum ve bir ferahlık geldi;ışık,efektler,sesler tüm bunlar bu ferahlığa yardımcı öğelerdi,duygusal açıdan gerçekten okyanus,gösteri de hissedildi.
Çok sevdiğim iki dans tiyatrosu DV8 ve Ultima Vez 'sel bir hava sezdim,gösterinin başından beri ve sonunda,bizde böyle şeyler yapabiliyor,dansı böyle anlatımlarla aktarabiliyoruz diye düşündüm.Ama,onlar gibi demek yanlış olur,çünkü belki bir dans tiyatrosu havası,formu hissetmiştim ama daha yoğun ve aynı zamanda naif bir anlatım vardı.Neydi neydi diye düşünürken,başımın üstünden geçen okyanusla bunun ne olduğunu buldum:denizin olduğu bir şehirde,okyanus ,su,deniz hissiyatını oluşturan naif bir anlatım ,ve sonra,DV8 ve Ultima Vez'de senelerdir takip ettiğim gösterilerinde bunun olmadığını gördüm.Formu,adı,sıfatı benzetmiştim belki ama Çıplak Ayaklar'ın gösterisinde her şeye ilaveten bir de deniz kokan,ferahlatan naif bir anlatım ve huzur hissi vardı.Berkun Oya'nın da tepesinden okyanus geçti.
Dönüş yolumda,bugün daha öğlen üzerinde konuştuğum kararlarımı,dans tiyatrosunu,tiyatro okumayı tekrar dansa dönmeyi ,Ters Okyanusu düşünürken sorduğum 'ne'sorusunun cevabı geldi:deniz.
Deniz kokan şehirde,dans,tiyatro da denizin kokusundan bir parça alıyor,özellikle benim gibi hisleri yükseklerde dolaşan bir insan için.
Düşünmeye devam ettim,anladım ki İstanbul'a hem uzak hem yakın yaşamalıyım.Ondan ayrıyken deniz çekiyor,denize koşuyorum.Martı çekiyor,martıya,vapur balık çekiyor onlara..
Ve tüm bunlardan sonra,özlem duygusunu düşündüm ve gördüm ki insan bazen gidebiliyor,uzak oluyor,uzakta kalıyor,belki kopuyor,iç devinimleri hiç açmayacağım fakat tüm bunların sonucunda gördüm ki
bazen gitmek kavuşmaktır
Bazen gitmek dönebilmektir,dönmektir.

Friday, January 25, 2013

Bazen,öyle sabahlar oluyor ki,hiç bilemiyorum.
Bazen de öyle geceler,hiçbir zaman bilemeyeceğimi düşündüğüm.
Öyle bir muammada kalmıştım ki,beni tekrar alıp oraya götürsen,oturtsan,aynı cümleleri tekrar duysam anlayamayacağım.
Bazen hiç bilemiyorum.ve bu üzüyor.Bazen parçalıyor.
Ortada buluştuğumuz günlere geliyoruz.
Genel günler,kalkıp suratın yıkandığı kahvaltının edinildiği günler.
Sonra bir sabah,kalkıp cornflakes yiyorum*aklıma düşüyorsun,seversin.
ve sonrası tekrar tekrar ortalı günler.
Kalp,beyin ne varsa yükseliyor yükseliyor,sanıyorsun koşsam gitsem gel desem her şeyi yapabilirim.
Sonra iniyor yavaş yavaş.
Ve ortada buluşuyoruz.

Monday, January 21, 2013

Raziel Nisroc dinlesek.

Sunday, January 13, 2013

Parçalarım Bulutlarım*

Şimdi ,
Biz böyle böyle biliyor,duyuyor,hissediyor ve susuyoruz ya...
Acılar çekiyoruz.
Resimlere bakmak,uzağında kalmak nedir?
Nedir bir kokuya koşma isteği?Sarılma isteği?
Gölge nedir?

Geri gel
En ağır konuşmak deniyor buna...

''Tamam susalım,okyanuslar kadar kısılsın sesimiz
Bizi döven ve bizi yutan.
....Öteki kadar susalım,
İçte kalan ve boğulan...
...Su kadar uyuruz sessizlik için''


*Tezer Cem'in Dil'e Kolay şiir kitabı,Kalem Kıran şiirinden bir dize.