Il verde melograno
coi bei fiori rossi
quell'albero verso cui allungavi,
la tua piccolo mano,
é da poco diventato di nuovo
verde nell'orto silenzioso
e solitario e si nutre del calore
tu invece che sei il fiore della mia pianta
ferita e privata di gioia
tu che sei il fiore grande e unico
della mia vita ora inutile
tu stai nella terra
priva di calore e di luce
e il sole non ti rallegia piu
né l'amore ti risveglia.
Carducci
*Giosue Carducci's poem
Sunday, February 28, 2010
Monday, February 22, 2010
Obstructive Kingdom

She ain't no human being
God save the Queen
We mean it man
We love our Queen
God saves
Oh Lord God have mercy
All crimes are paid
When there's no future
How can there be sin
We're the flowers in the dustbin
We're the poison in the human machine
We're the future, your future
God save the Queen
We mean it man
We love our Queen
God saves
Sunday, February 21, 2010
Sunday, February 14, 2010
Hadi Ya

El carino que te tengo
Yo no lo puedo negar
Se me sale la babita
Yo no lo puedo evitar
Elinde kahvesi,sokağa bakıyor.Siyah dalga dalga saçları uçuşuyor.Baktığı sokak o kadar dar ki...Kaldırımdan geçen bir adam var,el sallıyor,işaret ediyor,sokağa çağırıyor.Kahveyi bırakıp sokağa iniyor.Dans etmeye başlıyorlar.Daracık sokaklarda,üst üste kaldırımlarda,renkli renkli evlerin arasında...Sarı,turuncu sonra kırmızı ve pembe ve mavi her renk bu evler,bu insanlar.Bütün sokağı boylu boyunca dans edip caddeye iniyorlar.Arada bir de sokak müzisyenlerine selam veriyorlar.Kapı kenarlarında kadınlar var;o kadar çirkin ama güzeller ki mutlular çünkü gülümsüyorlar.Biz geçiyoruz arkamızdan onlar da dans etmeye başlıyorlar.
Akşam oluyor.Küçücük bir parkın içinde gitarla flamenko bir şeyler çalınıyor.Onu izliyorlar oturup.Güzel bir şarap açıyorlar,baka baka birbirlerine içiyorlar.Fotoğrafçı geliyor,fotoğraflarını çekiyor ve gidiyor.Çiçekler koparmış ona baksana,elinden bırakmıyor.El ele yeniden daracık sokaklardan geçerek eve varıyorlar.
Hergün bir öncekinden daha renkli derken,evleniyorlar.O kadar beyaz ki elbisesi...Havana'da bir akşam,evleniyorlar.
Hergün bir öncekinden daha renkli derken,yeniden sokağa inip dans ediyorlar.Sonsuz ve renkli.
Viva Cuba libre!
Yüzleşme
Çok güzel bir rüya gördüm ve bunu görebildiğim için gözlerime,kendime ve GeyvanMcMillen'e minnettarım.
Gördüğüm şey,çok güzel bir insanlıktı.
Birbirimizden kaçtığımız,yeri geldiğinde kendimizden kaçıp çelişkili duyguların arkasına saklandığımız bir dönemde,bunu görebilmek bir kez daha birçok şeyi fark etmemi sağladı.
Gördüğüm şey,o kadar olağandı ki;unuttuğum anlık duygularımı,kararlarımı fark etmemi sağladı.Kolun yana gittiği için,başının da onu takip etmesi,sen doğunca onun ölmesi vb gibi.
O kadar güzel bir döngü,bir andı ki gördüğüm.
Aklın,bedenin ve dugyuların muntazam ve mükemmel bir şekilde anlık olarak ve o anda olduğu için ifade edilişiydi gördüğüm.
Çok güzel bir insanlıktı çok.
Gördüğüm şey,çok güzel bir insanlıktı.
Birbirimizden kaçtığımız,yeri geldiğinde kendimizden kaçıp çelişkili duyguların arkasına saklandığımız bir dönemde,bunu görebilmek bir kez daha birçok şeyi fark etmemi sağladı.
Gördüğüm şey,o kadar olağandı ki;unuttuğum anlık duygularımı,kararlarımı fark etmemi sağladı.Kolun yana gittiği için,başının da onu takip etmesi,sen doğunca onun ölmesi vb gibi.
O kadar güzel bir döngü,bir andı ki gördüğüm.
Aklın,bedenin ve dugyuların muntazam ve mükemmel bir şekilde anlık olarak ve o anda olduğu için ifade edilişiydi gördüğüm.
Çok güzel bir insanlıktı çok.
Saturday, February 6, 2010
Üç Renk
Feneryolu'nda akşamın bir saati,elinde pembe patikleri,annesiyle çıktı.Annesi kurabiye sözü vermişti,her haftasonu baleden sonra renkli kurabiyeciye gidilirdi.
Güzel zamanlardı.Renkler parlaktı ve dokunulmazdı.
Kötü bir şey oldu,her şey boğucu,sisli ve gri bir hal aldı.Hergün izlenen bir oğlan çocuğu vardı.Her hareketi bilinir,her hali ezberlenirdi.Renkler bulanıktı.
Çok güzel bir şey oldu;sevdi ve sevildi.Sonra aşık oldu.Sonra sevdi.Sonra bitti.İstanbul'un her saatinde Beyoğlu'nun arka sokaklarında gezinilirdi.Ağlandı,gülündü,kavga edildi,bağırıldı,sarınıldı;sımsıkı sarınıldı.Martı sesleri duydu,güneşi batırdı,sarhoş oldu,yapraklar düştü.Renkler seçildi ve boyandı.Renkler mattı.
Güzel zamanlardı.Renkler parlaktı ve dokunulmazdı.
Kötü bir şey oldu,her şey boğucu,sisli ve gri bir hal aldı.Hergün izlenen bir oğlan çocuğu vardı.Her hareketi bilinir,her hali ezberlenirdi.Renkler bulanıktı.
Çok güzel bir şey oldu;sevdi ve sevildi.Sonra aşık oldu.Sonra sevdi.Sonra bitti.İstanbul'un her saatinde Beyoğlu'nun arka sokaklarında gezinilirdi.Ağlandı,gülündü,kavga edildi,bağırıldı,sarınıldı;sımsıkı sarınıldı.Martı sesleri duydu,güneşi batırdı,sarhoş oldu,yapraklar düştü.Renkler seçildi ve boyandı.Renkler mattı.
Üzüntü
Çok üzgünüm ki beş yıldır insan tanıyamadığım için.
Çok üzgünüm ki o insanlar tarafından sevildiğimi sandığım için.
Çok üzgünüm ki haklı olduğu ve benim o hakkı göremediğim için.
Çok üzgünüm ki arkamı döndüğümde bıçakların saplandığını hissettiğim için.
Çok üzgünüm ki maskeleri olduğu için.
Çok üzgünüm ki oyunlara ihtiyaç duydukları için.
Çok üzgünüm ki intikam aldıkları için.
Çok üzgünüm ki hırsla kendilerini yok ettikleri için.
Çok üzgünüm ki kinle salaklıklarını kanıtladıkları için.
Mutluyum ama, aklım başımda olduğu için;kendime güvendiğim için,utanmadığım için,gerçekleri duymak istediğim ve söylemek istediğim için,akıllı olduğum için.
Çok üzgünüm ki o insanlar tarafından sevildiğimi sandığım için.
Çok üzgünüm ki haklı olduğu ve benim o hakkı göremediğim için.
Çok üzgünüm ki arkamı döndüğümde bıçakların saplandığını hissettiğim için.
Çok üzgünüm ki maskeleri olduğu için.
Çok üzgünüm ki oyunlara ihtiyaç duydukları için.
Çok üzgünüm ki intikam aldıkları için.
Çok üzgünüm ki hırsla kendilerini yok ettikleri için.
Çok üzgünüm ki kinle salaklıklarını kanıtladıkları için.
Mutluyum ama, aklım başımda olduğu için;kendime güvendiğim için,utanmadığım için,gerçekleri duymak istediğim ve söylemek istediğim için,akıllı olduğum için.
Wednesday, February 3, 2010
Radio(active)head
Sığ zekalar dediğim için de özür dilerim.Neyse...
Radiohead aslında radyoaktif kafa çünkü;21.yy gençleri ve insanları baya bir radyoaktif.
Radyoaktivite,bir enerji türü.Kullanılabilir ancak dozunu aşınca canına okuyabilir."Çevremizde her zaman için bir miktar radyasyon bulunur, fakat radyasyonun fazlası insan sağlığını tehdit ettiği gibi, daha ileri safhalarda ölüme yol açabilir."Bu sebepten dolayı bu yazıyı oluşturuyorum.
Biz ölüyoruz ama kimse farkında değil.İletişimin,algının,insan ilişkileri ve insani temellerin unutulduğu bir Dünya'da yaşamaya başladık.Arafta baya takılacağız anlaşılan...İnanmış olayım da ben.
Sanki birbirmizi dakikada bir özlerdik de,şimdi bbmlerden,dakikada bir :"ne yapıyorsun,naber"der olduk.
İki telefonsuz sokağa çıkamaz olduk.
Zaten yakında çipler geliyor,takacaklar hop konuşmadan etmeden anlaşacağız.Ah ne sevimli.
Yanlış anlaşılmasın ben gayet sevdim teknolojiyi sonuna kadar da kullanmaktan yanayım ama dozunu aşınca insan sağlığını tehdit ediyor.
Tam da şu doz olayından bahsetmişken,insanlarda bir doz bilmeme durumu var.Çok ilginç.
Sevdi mi uçsuz bucaksız seviyor,nefret etti mi uçsuz bucaksız,savaşa giderken uçsuz bucaksız kesiyor;öldürüyor,harcıyor.Bir ara uçsuz bucaksız barış falan isteyen çiçek çocuklar vardı,bakıyorum da öyle uçsuz bucaksız barış isteyen de yok.Sanki o sonsuz ,sınırsız barışı gördüler de sınırsız savaşa,şiddete ihtiyaç duyuyorlar.
Her geçen gün ölüyoruz.Beyinlerimiz radyoaktif oldu.O açıdan radyoaktif kafa yani,başka bir sebebi yok öyle dememin.
Tıkanma yaşıyoruz.Yeni şeyler üretemiyoruz.Eskiden al,modernle çarp,çıkanı yeni sanıyoruz.
İşin kötü kısmı bunun farkında değiliz.Fark etmekle başlar çoğu şey,benim için.Görebilirsin,bilebilirsin ama fark etmek farklıdır.
İnsanlar güzel şeyler.Ben güzel bir şeyim.İnsan olmak çok güzel şey.Kötüsünü de gördüm,bu yüzden iddia edebiliyorum.
Fark etmeliyiz;nefes aldığımızı,duyabildiğimizi,görebildiğimizi,koklayabildiğimizi,dokunabildiğimizi...
Sen insansın;
Çok mu sevdin de çok nefret ediyorsun?
Sadakati biliyorsun da o yüzden mi bu kinin?
Çok az şeye mi sahipsin ki,çok kıskançsın,hırçınsın?
Tüketiliyoruz.Çok mu ürettik de şimdi de biraz tüketelim diyoruz?
Sen doğarken bir başka yerde bir başka nefes ölür.Bundandır.
Yakında nefesimiz elimizden gidecek.
Birbirimize şu ana kadar yetememişiz.Tam olmak başka bir şeydir.Fark etmek,gerekir.
İnsan,aklı ve bedeniyle güzel şeydir.
Radiohead aslında radyoaktif kafa çünkü;21.yy gençleri ve insanları baya bir radyoaktif.
Radyoaktivite,bir enerji türü.Kullanılabilir ancak dozunu aşınca canına okuyabilir."Çevremizde her zaman için bir miktar radyasyon bulunur, fakat radyasyonun fazlası insan sağlığını tehdit ettiği gibi, daha ileri safhalarda ölüme yol açabilir."Bu sebepten dolayı bu yazıyı oluşturuyorum.
Biz ölüyoruz ama kimse farkında değil.İletişimin,algının,insan ilişkileri ve insani temellerin unutulduğu bir Dünya'da yaşamaya başladık.Arafta baya takılacağız anlaşılan...İnanmış olayım da ben.
Sanki birbirmizi dakikada bir özlerdik de,şimdi bbmlerden,dakikada bir :"ne yapıyorsun,naber"der olduk.
İki telefonsuz sokağa çıkamaz olduk.
Zaten yakında çipler geliyor,takacaklar hop konuşmadan etmeden anlaşacağız.Ah ne sevimli.
Yanlış anlaşılmasın ben gayet sevdim teknolojiyi sonuna kadar da kullanmaktan yanayım ama dozunu aşınca insan sağlığını tehdit ediyor.
Tam da şu doz olayından bahsetmişken,insanlarda bir doz bilmeme durumu var.Çok ilginç.
Sevdi mi uçsuz bucaksız seviyor,nefret etti mi uçsuz bucaksız,savaşa giderken uçsuz bucaksız kesiyor;öldürüyor,harcıyor.Bir ara uçsuz bucaksız barış falan isteyen çiçek çocuklar vardı,bakıyorum da öyle uçsuz bucaksız barış isteyen de yok.Sanki o sonsuz ,sınırsız barışı gördüler de sınırsız savaşa,şiddete ihtiyaç duyuyorlar.
Her geçen gün ölüyoruz.Beyinlerimiz radyoaktif oldu.O açıdan radyoaktif kafa yani,başka bir sebebi yok öyle dememin.
Tıkanma yaşıyoruz.Yeni şeyler üretemiyoruz.Eskiden al,modernle çarp,çıkanı yeni sanıyoruz.
İşin kötü kısmı bunun farkında değiliz.Fark etmekle başlar çoğu şey,benim için.Görebilirsin,bilebilirsin ama fark etmek farklıdır.
İnsanlar güzel şeyler.Ben güzel bir şeyim.İnsan olmak çok güzel şey.Kötüsünü de gördüm,bu yüzden iddia edebiliyorum.
Fark etmeliyiz;nefes aldığımızı,duyabildiğimizi,görebildiğimizi,koklayabildiğimizi,dokunabildiğimizi...
Sen insansın;
Çok mu sevdin de çok nefret ediyorsun?
Sadakati biliyorsun da o yüzden mi bu kinin?
Çok az şeye mi sahipsin ki,çok kıskançsın,hırçınsın?
Tüketiliyoruz.Çok mu ürettik de şimdi de biraz tüketelim diyoruz?
Sen doğarken bir başka yerde bir başka nefes ölür.Bundandır.
Yakında nefesimiz elimizden gidecek.
Birbirimize şu ana kadar yetememişiz.Tam olmak başka bir şeydir.Fark etmek,gerekir.
İnsan,aklı ve bedeniyle güzel şeydir.
Subscribe to:
Posts (Atom)
