Dedicato a Jean Luc Duez
Saturday, July 21, 2012
Wednesday, July 18, 2012
Inertia creeps
Recollect me darling raise me to your lips
Two undernourished egos four rotating hips
Hold on to me tightly I'm a sliding scale
Can't endure then you can inhale
Clearly
Out of body experience interferes
And dreams of flying I fit nearly
Surrounds me though I get lonely
Slowly
Moving up slowly
Inertia keeps
She's moving up slowly
Slowly
Moving up slowly
Inertia creeps
Moving up slowly
She comes
incelemeye almak istediğim insanlar var.
Two undernourished egos four rotating hips
Hold on to me tightly I'm a sliding scale
Can't endure then you can inhale
Clearly
Out of body experience interferes
And dreams of flying I fit nearly
Surrounds me though I get lonely
Slowly
Moving up slowly
Inertia keeps
She's moving up slowly
Slowly
Moving up slowly
Inertia creeps
Moving up slowly
She comes
incelemeye almak istediğim insanlar var.
Labels:
arsenic,
diabolical,
inertia creeps,
massive attack
Monday, July 16, 2012
Friday, July 13, 2012
Thursday, July 12, 2012
Lale Deliliği*
Son günlerini nasıl geçirdiğini mi soruyorsun Swann?
Son günlerini,duvarlara bakarak geçirdi.Çok önce okuduğu bu kitabı hatırladı.Hayal gücünde bugün o,bir sürü lalelin içinde,uyurken buldu kendini.
Sanki ormanda,çalının çimenin üstüne kendini atmış da yılanın gelip onu sokmasını bekliyor gibiydi.
Bugüne özel,bu laleler,ona bugün yine aşkı getirdi.Önce pembe,sonra beyaz laleler içinde geziyor,kalbi yerinden çıkacakmış gibi oluyor,kelebekler gözlerinin ve midesinin önünden hiç gitmiyordu.
Swann tekrar sordu:''sen ölünce kim ağlar''?
Bilemedi.Neden ağlayacaklarını bilemedi.
Bugün önce lale,sonra delilik ve en son yağmur geldi.
Son günlerini,resimlere bakarak geçirdi.
Ben biliyorum kimlerin çok ağlayacağını,ama ağlamak da yaşadığının bir göstergisi.Onlar nefes almaya ve yaşamaya devam edecekler.
En çok da şunu merak etti,kimlerin ağlayacağını görebilecek miydi?
Kimlerin laleler atacağını,kimlerin onu laleler içinde uyutacağını?
Swann'a dönüp çok yorulduğunu söyledi,onu banyoya sokmasını istedi.Ona güzel şarkılar söyleyerek banyoya soktu,köpükler çıktı.
Üşüdü,önce havluya sonra Swann'a sarıldı.
Uyumadan önce Swann'a çok yorulduğunu ve uyumak istediğini söyledi
Laleler hep delirmek için,hem sarılmak için,hep uçmak hep aralarında uyumak için.
Delilik bir eylem bile değil,lalelerle beraber kendi kendine geliyor,kendini ona fark ettiriyor ve gitmiyor ve daha büyük bir deliliğe gidiyor.
Laleler içinde kendini buluyor,
*Can Tanyeli kitabıdır.
Son günlerini,duvarlara bakarak geçirdi.Çok önce okuduğu bu kitabı hatırladı.Hayal gücünde bugün o,bir sürü lalelin içinde,uyurken buldu kendini.
Sanki ormanda,çalının çimenin üstüne kendini atmış da yılanın gelip onu sokmasını bekliyor gibiydi.
Bugüne özel,bu laleler,ona bugün yine aşkı getirdi.Önce pembe,sonra beyaz laleler içinde geziyor,kalbi yerinden çıkacakmış gibi oluyor,kelebekler gözlerinin ve midesinin önünden hiç gitmiyordu.
Swann tekrar sordu:''sen ölünce kim ağlar''?
Bilemedi.Neden ağlayacaklarını bilemedi.
Bugün önce lale,sonra delilik ve en son yağmur geldi.
Son günlerini,resimlere bakarak geçirdi.
Ben biliyorum kimlerin çok ağlayacağını,ama ağlamak da yaşadığının bir göstergisi.Onlar nefes almaya ve yaşamaya devam edecekler.
En çok da şunu merak etti,kimlerin ağlayacağını görebilecek miydi?
Kimlerin laleler atacağını,kimlerin onu laleler içinde uyutacağını?
Swann'a dönüp çok yorulduğunu söyledi,onu banyoya sokmasını istedi.Ona güzel şarkılar söyleyerek banyoya soktu,köpükler çıktı.
Üşüdü,önce havluya sonra Swann'a sarıldı.
Uyumadan önce Swann'a çok yorulduğunu ve uyumak istediğini söyledi
Laleler hep delirmek için,hem sarılmak için,hep uçmak hep aralarında uyumak için.
Delilik bir eylem bile değil,lalelerle beraber kendi kendine geliyor,kendini ona fark ettiriyor ve gitmiyor ve daha büyük bir deliliğe gidiyor.
Laleler içinde kendini buluyor,
*Can Tanyeli kitabıdır.
Tuesday, July 10, 2012
Don Pasquale
Com'è gentil la notte a mezzo april!
È azzurro il ciel, la luna è senza vel:
tutto è languor, pace, mistero, amor,
ben mio, perché ancor non vieni a me?
È azzurro il ciel, la luna è senza vel:
tutto è languor, pace, mistero, amor,
ben mio, perché ancor non vieni a me?
Monday, July 9, 2012
Sunday, July 8, 2012
Tecniche Urbanistiche
444 sayfalık,az resimli ve tamamen Urbanistica tekniklerini anlatan,bir ton laf kalabalığı olan(çünkü bir italyanın cümlesi ASLA bitmiyor)bu kitabı bitirmek üzere rekora koşuyorum.
Hala çıldırmadım dostlar.
Nasıl oldu?
Aslında çıldırdım,baya,çünkü kitabın yarısına geldiğimde:''aman kitap da o kadar zor ve çevirilmez değilmiş''dedim.Laflara bak laflara.
Bazen Politecnico yüzünden baya sokağa çıkıp bağırasım,insanların üstüne koşasım,duvarlardan duvarlara atlayasım,baya baya çıldırasım geliyor ama sonra değmez diyorum geçiyor.Tabii ki yalan.Bütün bu çılgınlıklara değer.
Kafamı bıraktığım nasıl belli,böyle enseden bir ağrı var yani o derece,bırakmışım ya gitmiş yani.
Ah ah kimlere gitsem nerelere vursam kafaları
Oh oh çıldırıp şunu Duomo'da dönüşleriyle beraber yapacağım az kaldı.
Bir vermut getiriniz rica edücüğüm Ferit.
Saturday, July 7, 2012
Gün
Gün,Burgazada'da veya Büyükada,'da bir evde başlasın istiyorum,her yıl dört beş ay da sürsün istiyorum.
Essin,beyaz perdeler gidip gidip gelsin,canım isteyince denize gideyim,canım isteyince döneyim istiyorum.
Sabahları vapur iskele önlerinden gidip ponçik alayım,çay koyup oh mis gibi deniz kokusuyla kahvaltı edeyim istiyorum.
Akşamları bazen rakı,bazen su;ilerleyen saatlerinde de kahve içmek istiyorum.
Sadece balık yemek istiyorum.
Manzara olarak sokağın hafif loş ışıklarını da göreyim,denizi de göreyim istiyorum.
Arnavut kaldırımlı loş ışıklı sokaka bakarken Sait Faik şiirlerini içimden geçirmek istiyorum,denize bakarken de sadece bakmak istiyorum.
Aynı Havada Bulut'taki gibi bir yer istiyorum, öyle insanlar etrafımda, mahallemde...
Bol kitap istiyorum,boya,müzik,mektup ve zarflar istiyorum.
Fotoğraf hiç istemiyorum ama fotoğraf makinesi istiyorum.
Taş ev istiyorum.
ve aşağıda,sahilde,mahallede birkaç dost istiyorum.
Yalnızlık,çokluk istemiyorum.
Hırs istemiyorum.
Kaygı ,dilek istemiyorum
Dans etmek,oynamak;dans ve oyun yazmak istiyorum.
Kocaman bir boşluk istemiyorum.
Onun yerine bir şeyler koymaya çalışırken sarf edeceğim zamanı da çabayı da istemiyorum.
Essin,beyaz perdeler gidip gidip gelsin,canım isteyince denize gideyim,canım isteyince döneyim istiyorum.
Sabahları vapur iskele önlerinden gidip ponçik alayım,çay koyup oh mis gibi deniz kokusuyla kahvaltı edeyim istiyorum.
Akşamları bazen rakı,bazen su;ilerleyen saatlerinde de kahve içmek istiyorum.
Sadece balık yemek istiyorum.
Manzara olarak sokağın hafif loş ışıklarını da göreyim,denizi de göreyim istiyorum.
Arnavut kaldırımlı loş ışıklı sokaka bakarken Sait Faik şiirlerini içimden geçirmek istiyorum,denize bakarken de sadece bakmak istiyorum.
Aynı Havada Bulut'taki gibi bir yer istiyorum, öyle insanlar etrafımda, mahallemde...
Bol kitap istiyorum,boya,müzik,mektup ve zarflar istiyorum.
Fotoğraf hiç istemiyorum ama fotoğraf makinesi istiyorum.
Taş ev istiyorum.
ve aşağıda,sahilde,mahallede birkaç dost istiyorum.
Yalnızlık,çokluk istemiyorum.
Hırs istemiyorum.
Kaygı ,dilek istemiyorum
Dans etmek,oynamak;dans ve oyun yazmak istiyorum.
Kocaman bir boşluk istemiyorum.
Onun yerine bir şeyler koymaya çalışırken sarf edeceğim zamanı da çabayı da istemiyorum.
Thursday, July 5, 2012
Tuesday, July 3, 2012
Yedinci Senfoni
Sadece şu yapacaklarımı yapayım,sonra ben de kalıcı değilim,giderim.
Ama önce o dört mevsimi anlatmalıyım,biraz daha zaman istiyorum.
Ama önce o dört mevsimi anlatmalıyım,biraz daha zaman istiyorum.
Subscribe to:
Posts (Atom)


