Bir gün gidebilecek olana tolerans
-ve sonra hayat hep aynı, alışıyorsun.
Para, zaman, doğum, ölüm kavramlarına tolerans.
Dünyevi bütün şeylere tolerans.
Sabıra tolerans. Tolerans bir sabır ve sabretmeliyiz biz insanlar, hep.
Sabıra olan inanca tolerans.
-umut dediğin şeyden mutsuzum. ona katlanamayacak kadar mutsuzum.
Mutsuzluğa tolerans.
Umuda düşmekle düşmemek arasındaki çizgiye tolerans.
O ve onun gibi bir çok inanç, ilüzyonu terazide dengelemeye tolerans.
Sıkılıyorum dünyevi şeylerden sıkılıyorum.
Evren bu kadar büyükse, insanlara da seçebilecek, karar verebilecek bilinç 'verilmişse' , insanların hakları varsa; insanlar seyahat edebiliyorsa, insanlar dünya sınırlarına ulaşabiliyorsa neden ben şu an başka bir 'dünya' ve ona ait kavramlar, olgular seçemiyorum. İşte bu çok sıkıcı. Çok canımı sıkmaya başladı. Doğum ve ölüm ve şu iki nokta arasındaki ' zaman' hepsi bu mu?
Belki de başka bir dünyada departure/ arrival diye bir şey yoktur. Zaten onlar da dünyevi şeyler, bir yerden bir yere gitmek.
Tolerans tolerans
Gün içinde hep kendime şunu diyorum, sabret Gioia sabret dünyevi şeylere sabret.
Hatta bunun şiiri de var:
Abbi pazienza, mia donna affaticata,
abbi pazienza per le cose del mondo,
per i tuoi compagni di viaggio, me compreso,
dal momento che ti sono toccato in sorte.
Accetta, dopo tanti anni, pochi versi scorbutici
Per questo tuo compleanno rotondo.
Abbi pazienza, mia donna impaziente,
tu macinata, macerata, scorticata,
che tu stessa ti scortichi un poco ogni giorno
perché la carne nuda ti faccia più male.
Non è più tempo di vivere soli.
Accetta, per favore, questi 14 versi,
sono il mio modo ispido per dirti cara,
e che non starei al mondo senza di te.
Primo Levi
Wednesday, November 4, 2015
Subscribe to:
Posts (Atom)