"Söylediklerinizin hiçbirinde sizinle aynı görüşte değilim,ancak onları söyleme hakkınızı ölünceye kadar savunacağım*"
İnsanlık adına güzel bir başlangıç,ahlaki,etik falan filan...ve söyleme hakkınızın da olması onu kabullenmemle başlayan bir başlangıç.Tabii ki;yaşadığın güzel şeyleri paylaşmalısın,anlatmalısın,özendirmeli ve kıskandırmalısın,dozunu biliyorsan.Ancak dozunu kaçıranlar var.Sınırı olmayanın,sınırı aşma gibi bir kavramı da olamaz.Temelin bozuk diye suçlayacak mıyım?Hayır,çünkü belki de temelin bozuk değildir,sadece bana göre,öznel olarak,bencilce,temelinin bozuk olduğunu düşünüyorumdur ve bunun için de seni suçlayamam.
En önemlisi kendinden pek kaçamıyor oluşun ve kendini suçlama hakkına sahip oluşun ve aynı zamanda suçlamama hakkına sahip oluşun.Temeli düzgün olan insan,sana neden bozuk gelir?Yaptığın hatalardan olmasın veya,temeli bozuk olan insanla hatalar yapmandan olmasın?Çok daha ayrı olarak,ortada bir hata falan olmamasından olmasın?Yaani...Düşünülecek bir şey değil,oturup da düşünülmez çünkü açıktır,netdir falan filan...Bir de neyi nerede kiminle kime söylemek gibi;şu isim,şehir,hayvan oyununa benzeyen bir bütün var.Bunu neden gözardı eder bir insan? Göreceli olarak,neden gözardı etmez?Umursamadığı için,umursanmadığını düşündüğü için,sinirden çatlatmak için,sinirden çatlamak için...Bunları ben bilmem.Bilmek de istemem,çünkü yorgunum,tuvalimi alıp resim yapmaktan başka bir şey istemiyorum ve kabullenmekten başka bir şey de...Neyi kabullenmek?Göreceli olarak hataları kabullenmek.
Şimdi boyalar fırçalar falan filan
*Voltaire'in bir sözüdür.
Wednesday, September 30, 2009
Sunday, September 27, 2009
Maske
Karanlık,seni göremiyorum.
Yeniden buluşmamız güzel değil mi?
Sen böyle düşünmüyorsun...
Ellerim suratına doğru gidiyor,
Gözlerine bakmak istiyorum.
Yaklaşınca suratına,kokunu duyuyorum.
Uzaklaştığını hissediyorum...
Kaçışını ve kaçışımı karanlıkta seçmek zor.
Yeniden buluşacak olmamız güzel değil mi?
Ben de öyle düşünmüyorum...
Kollarımı açıyorum,
Karşımdasın,biliyorum.
Sarılmak istiyorum,
Gittiğini görebiliyorum...
Bir anda ışıklar açılıyor,
Sahne de yalnızım.
Saturday, September 19, 2009
Dönüşüm
Bugün birine sonbaharı anlatmak istedim;beni dinleyecek,anlayabilecek birine.
Ağaçlara bakan veya damlaları görebileceğim bir manzarada,karşıma oturmasını,beni dinlemesini istedim.
Ağaçlara ve damlalara bakarken,anlatmak istedim.
Bugün birine sonbaharı anlatmak istiyorum,beni dinleyecek,anlayabilecek birine.
Ağaçlara bakan veya damlaları görebileceğim bir manzarada,karşıma oturmasını,beni dinlemesini istiyorum.
Ağaçlara ve damlalara bakarken,anlatmak istiyorum.
Bir de bakıyorum,zaten anlatmaya başladığımı,dinleyenin olduğunu,anlayanın olduğunu görüyorum.
Biraz buruk hissediyorum.
Ağaçlara bakarken,damlaları izlerken bir de karşımdakini görüyorum;hiçbir şey söylemiyor,hiçbir şey beklemiyor sadece dinliyor.
Bugün sonbaharı anlatmak istiyorum.
Ağaçlara bakan veya damlaları görebileceğim bir manzarada,karşıma oturmasını,beni dinlemesini istedim.
Ağaçlara ve damlalara bakarken,anlatmak istedim.
Bugün birine sonbaharı anlatmak istiyorum,beni dinleyecek,anlayabilecek birine.
Ağaçlara bakan veya damlaları görebileceğim bir manzarada,karşıma oturmasını,beni dinlemesini istiyorum.
Ağaçlara ve damlalara bakarken,anlatmak istiyorum.
Bir de bakıyorum,zaten anlatmaya başladığımı,dinleyenin olduğunu,anlayanın olduğunu görüyorum.
Biraz buruk hissediyorum.
Ağaçlara bakarken,damlaları izlerken bir de karşımdakini görüyorum;hiçbir şey söylemiyor,hiçbir şey beklemiyor sadece dinliyor.
Bugün sonbaharı anlatmak istiyorum.
Monday, September 7, 2009
Nazenin Sonbahar
Ben,hayatımın en güzel sonbaharını yaşadım;hiç kimsenin bu güzellikte sahip olamayacağı bir sonbaharı...
Ben,sonbaharların en masumunu yaşadım.Kimi zaman son bahar gibi,kimi zaman ilk bahar gibiydi.
Ben,sonbahara çok şey verdim;hiçbir zaman sahip olamayacağı yaprakları,damlaları,gülümsemeyi,hüznü...
Ben,hayatımın en güzel sonbaharını yaşadım,nazenin sonbaharı...
Sunday, September 6, 2009
Ondokuz Yıl
Önümden geçtiğini,beni izlediğini,benimle konuşmaya çalıştığını bilmiyordum;ben sadece sarı ceketimle öylece duruyordum.
Bütün gün düşündüğünü,yanıma geldiğini görmüyordum.
Ben çok küçüktüm,yanıma gelip elimi tutmak istediğini anlayamıyordum.Ben hep öylece durdum.
Kocaman bir tarlaydı seninki;sadakat,masumiyet,aşk,sevgi,öfke,istek,direniş,yorgunluk,üzüntü...Bu kadar değerli ve hayata dair şeylere sahiptin,ben de öyle ama,sahip olduklarıma bakmadım,sen gösterdin ben göremedim.
Sen çok küçüktün,sahip olduklarından fedakarlık yaptın,öfkeliydin.Ben sarı ceketimle durmada önce,'aynada suratına bakmazdın',asıktı suratın.
Birden çok büyüdük.Kocaman oldu;sadakatimiz,masumiyetimiz,aşkımız,sevgimiz ve öfkemiz ve kırılganlığımız ve terkedişimiz ve özlemimiz.
Bana bir hoşçakal yerine,git dedin sen:'git.'
Şimdi,ben yine belki sarı ceketimle,beklerim seni sırada ama,sanmıyorum ki sen orada olup da beni izleyeceksin,düşüneceksin.Biliyorum,yoksun.
Zaman incecik,boynu bükük ve başı kalkık gelip geçti önümüzden.
Bütün gün düşündüğünü,yanıma geldiğini görmüyordum.
Ben çok küçüktüm,yanıma gelip elimi tutmak istediğini anlayamıyordum.Ben hep öylece durdum.
Kocaman bir tarlaydı seninki;sadakat,masumiyet,aşk,sevgi,öfke,istek,direniş,yorgunluk,üzüntü...Bu kadar değerli ve hayata dair şeylere sahiptin,ben de öyle ama,sahip olduklarıma bakmadım,sen gösterdin ben göremedim.
Sen çok küçüktün,sahip olduklarından fedakarlık yaptın,öfkeliydin.Ben sarı ceketimle durmada önce,'aynada suratına bakmazdın',asıktı suratın.
Birden çok büyüdük.Kocaman oldu;sadakatimiz,masumiyetimiz,aşkımız,sevgimiz ve öfkemiz ve kırılganlığımız ve terkedişimiz ve özlemimiz.
Bana bir hoşçakal yerine,git dedin sen:'git.'
Şimdi,ben yine belki sarı ceketimle,beklerim seni sırada ama,sanmıyorum ki sen orada olup da beni izleyeceksin,düşüneceksin.Biliyorum,yoksun.
Zaman incecik,boynu bükük ve başı kalkık gelip geçti önümüzden.
Subscribe to:
Posts (Atom)
