Sunday, September 6, 2009

Ondokuz Yıl

 Önümden geçtiğini,beni izlediğini,benimle konuşmaya çalıştığını bilmiyordum;ben sadece sarı ceketimle öylece duruyordum.
Bütün gün düşündüğünü,yanıma geldiğini görmüyordum.
Ben çok küçüktüm,yanıma gelip elimi tutmak istediğini anlayamıyordum.Ben hep öylece durdum.
Kocaman bir tarlaydı seninki;sadakat,masumiyet,aşk,sevgi,öfke,istek,direniş,yorgunluk,üzüntü...Bu kadar değerli ve hayata dair şeylere sahiptin,ben de öyle ama,sahip olduklarıma bakmadım,sen gösterdin ben göremedim.
Sen çok küçüktün,sahip olduklarından fedakarlık yaptın,öfkeliydin.Ben sarı ceketimle durmada önce,'aynada suratına bakmazdın',asıktı suratın.
Birden çok büyüdük.Kocaman oldu;sadakatimiz,masumiyetimiz,aşkımız,sevgimiz ve öfkemiz ve kırılganlığımız ve terkedişimiz ve özlemimiz.
Bana bir hoşçakal yerine,git dedin sen:'git.'
 Şimdi,ben yine belki sarı ceketimle,beklerim seni sırada ama,sanmıyorum ki sen orada olup da beni izleyeceksin,düşüneceksin.Biliyorum,yoksun.
Zaman incecik,boynu bükük ve başı kalkık gelip geçti önümüzden.

No comments:

Post a Comment