Wednesday, September 30, 2009

Hiç-Lik

"Söylediklerinizin hiçbirinde sizinle aynı görüşte değilim,ancak onları söyleme hakkınızı ölünceye kadar savunacağım*"
İnsanlık adına güzel bir başlangıç,ahlaki,etik falan filan...ve söyleme hakkınızın da olması onu kabullenmemle başlayan bir başlangıç.Tabii ki;yaşadığın güzel şeyleri paylaşmalısın,anlatmalısın,özendirmeli ve kıskandırmalısın,dozunu biliyorsan.Ancak dozunu kaçıranlar var.Sınırı olmayanın,sınırı aşma gibi bir kavramı da olamaz.Temelin bozuk diye suçlayacak mıyım?Hayır,çünkü belki de temelin bozuk değildir,sadece bana göre,öznel olarak,bencilce,temelinin bozuk olduğunu düşünüyorumdur ve bunun için de seni suçlayamam.
En önemlisi kendinden pek kaçamıyor oluşun ve kendini suçlama hakkına sahip oluşun ve aynı zamanda suçlamama hakkına sahip oluşun.Temeli düzgün olan insan,sana neden bozuk gelir?Yaptığın hatalardan olmasın veya,temeli bozuk olan insanla hatalar yapmandan olmasın?Çok daha ayrı olarak,ortada bir hata falan olmamasından olmasın?Yaani...Düşünülecek bir şey değil,oturup da düşünülmez çünkü açıktır,netdir falan filan...Bir de neyi nerede kiminle kime söylemek gibi;şu isim,şehir,hayvan oyununa benzeyen bir bütün var.Bunu neden gözardı eder bir insan? Göreceli olarak,neden gözardı etmez?Umursamadığı için,umursanmadığını düşündüğü için,sinirden çatlatmak için,sinirden çatlamak için...Bunları ben bilmem.Bilmek de istemem,çünkü yorgunum,tuvalimi alıp resim yapmaktan başka bir şey istemiyorum ve kabullenmekten başka bir şey de...Neyi kabullenmek?Göreceli olarak hataları kabullenmek.
Şimdi boyalar fırçalar falan filan

*Voltaire'in bir sözüdür.

No comments:

Post a Comment