Paşam:
Bu bir hikaye,başlıyor şimdi,anlatılmaya,
dinlenmeye.Bir zaman ki zaman önemli değildir ama bir zaman içerisinde bir deli...
Deli koşuyor deli.Deli düşünüyor.Deli,düşünüyor.
Sadece hastalar değil,tüm insanlar düşünür birden çok ihtimali.Ve kaygı...Hayat şimdi,sakin,
sessiz.Hayatı,belirliyor olan bir etken...idi.Elinden tuttum.İşte böyle,sessiz sakince.Alıp kaçırmak,saklamak istemedim.Sever,duyulmayı,görülmeyi sever.
Peki göz müdür gören,koku mudur duyan?
Bir tango ve bir düello başladı.Çağırılmasan da geleceğini biliyordum.Fakat çağırdın.Sen çağırmasan ben geleceğimi bilmiyordum.Dokunmaya korkar mı ellerin,bu tango da dokunmaya korktu ellerin.Düello zamanı,korku yok,kaygı yok,varsayım dahi yok.Olan var,görülen ve hissedilen var.Arkamı dönüyorum,tam elini tutup tangoya devam edicekken seni,gülerken görüyorum.Neye güldüğünü sen dahi bilmiyorsun.Kaçmak güzeldir.Yuttum,bu kelimeyi yuttum.Bir yerde oturuyorduk sen bir yüz gördün,ben seni yine gülerken buldum.Sevdiğini söylerken yuttuğunu gördüm.
Bir tango ve bir düello ne çok benziyor.
Üzerine yürüyorum,elini sımsıkı tuttum.Dokunuyorum ama aslında dokunamıyorum.Üzerime yürüyorsun çapkın ama sert bir ifadeyle.Beni savuruyorsun,kızıyorum sana ve...minik bir tango.Dönüyoruz.Nefesini kaybetmişsin,gözlerin ağlıyor.Gözlerine bakıyorum ve baktığımı biliyorum.Sonsuz uçtuk.Elini bıraktım döndüm,döndüm ve tam elini tutacakken seni bulamam sanıyordum.Belimden tutmuşsun.
O kocaman salonda,tango sonlanırken bir şey oldu.Aynaya dönmüştün.Kaçmak ve kaçırmak istiyordun.Elimi tuttun sadece hızla ve güzel ayakkabılarınla beni alıp aynaya götürdün.Eteğimin ucu kalktı,ayaklarım yerden kalktı,yırtmacımın olduğu yerden bacağım seni sardı.Sonra sarıldım kollarımla ve düştük.Tango bitti.Bittiği anda düello başladı.
Silah sevmem ben;kin de,nefret de,boş laf da.Silahı tutmadan,masumiyetinin yok oluşunu gördüm.Benim için düello bitti.Senin için kaldığı yerden devam edebilir.Karşındaki silahı seviyor.
Karşındakiler...Senin karşında olanlar,yanında yürümeyenler,seninle tango yapmayacak olanlar ve sevseler dahi kokunu bulamayacak olanlar.
Saturday, May 29, 2010
Wednesday, May 5, 2010
Gizli Öpücük

Çok zaman önce
Aslında çok da yakın bir zaman önce,
Bir bakış yakalandı
Sonra gizlice öptüler.
Gizli olmayan ama adı gizli kalmış bu öpücük
Ne kadar değerli acaba?
Ve gerisi türlü oyunlar ve bunları görmek en acı olanı.
Çünkü bana zarar vermiyor,beni üzmüyor.
Gizli bir öpücük var,havada uçuyor
Adı gizli kalmış apaçık öpücük,
Solduğum havayı pespembe yapıyor.
Başımı kaldırıyorum,uykudan yeni kalkmışım,mıyım acaba?
ve duyuyorum ki beyaz yalanlar,mavi hüzünler,sarı yalnızlıklar ve pembe gizli öpücükler.
Sadece oyun için ve sadece mutlu olmak için hava çok pembe.
Boğazdan atla dese,sadece mutlu olmak için atlar bile.
Sonra da sorma neden hüzün mavi,yalnızlık sarı ve sen pembesin diye.
Farkında olmayan bir insan gördüğümde,üzülürüm ben,adına;yalnızlığı sarı,suratı asık ve gözleri görmez diye.
Sunday, May 2, 2010
Kaybolursam Şarkı Söyle*
Çocuklar ve hayvanlar
Tüm gece yalnız konuştular
Öğrenince oyunu
O masal yine başladı
Parlaklaştı evren birden
Sorular ve cevaplar
Bir bir hepsi yok oluyorlar
Öğrenince sonunu
Hayat yeniden başladı
Parlaklaştı evren birden
Seninleyim
Mutluluk kalbimde çözülmüş
Ulaşamaz bana yanlış sesler
ve Mor ve Ötesi'nin yalnız şarkısı'ndan da bir dize:
ama kim bilir belki bir gün,
o yaşarken sen ölmezsin,acılar akıp gider
uyanınca üzülme gerçek bu işte.
*Mor Ve Ötesi,Çocuklar ve Hayvanlar
Tüm gece yalnız konuştular
Öğrenince oyunu
O masal yine başladı
Parlaklaştı evren birden
Sorular ve cevaplar
Bir bir hepsi yok oluyorlar
Öğrenince sonunu
Hayat yeniden başladı
Parlaklaştı evren birden
Seninleyim
Mutluluk kalbimde çözülmüş
Ulaşamaz bana yanlış sesler
ve Mor ve Ötesi'nin yalnız şarkısı'ndan da bir dize:
ama kim bilir belki bir gün,
o yaşarken sen ölmezsin,acılar akıp gider
uyanınca üzülme gerçek bu işte.
*Mor Ve Ötesi,Çocuklar ve Hayvanlar
Gönderilmeyen Mektuplar I
Ben seninle daimi mutsuzluğunu,yalnızlığını paylaştım.Bunu göremedin.Anladım ki seni bu dünyaya sokamayacağım,asıl seni fark ettiremeyeceğim.Ve bir şey kaybetmem deme,çok şey kaybettin.Ama hala üzülüyorum çünkü farkına varamıyorsun.Çok üzücü.Kendi daimi mutsuzluğumu da paylaştım,hatta seninle birlikte onu ikiye katladım ama aldırmadım,işte salaklığımdan değil,yanında olmak istedim.Sana neler hazırladım,sana neleri göstermeye çalıştım;değerli olanın senin iyiliğini isteyen insanlar olduğunu göstermeye çalıştım ama sen yine o daimi mutsuzluğunu,seni örtenlerle paylaştın.İşte sen de böyle ikiye,üçe,dörde katlandın.Yazık.Üzülüyorum gerçekten üzülüyorum;çok duygusalsın,içtensin,zekisin ama kendini köreltiyorsun.Arama,şarkılarda,içkilerde,sözlerde arama kendini ,dinleme onları ama dinliyorsun,yapıyorsun,devam ediyorsun.
Kaç kere tokat atmaktan geri döndüm.Hak etmedin hiçbir zaman ve benim bir insana tokat atmaya hakkım olmadığı için... senin hatan olan bir şey yok gerçekten,dediğin gibi:''ben bir şey yapmadım.Seni o kadar iyi tanıyorum ki gerçek senin kim olduğunu o kadar iyi biliyorum ki ve o seni bitirişini görmek beni üzüyor.ve kızıyorum çünkü arada kendimi de düşünmem gerekiyor,kendime dönünce de beni ne kadar yorduğunu ve üzdüğünü fark ediyorum.Bana hak etmediğim şeyler yaşatıyorsun.Ben buna layık bir insan değilim,bunu sen de biliyorsun ama bile bile bana,benim gibi bir insana neler gösteriyorsun kendinden.Seni öyle tanımıyorum ben,sen böyle değilsin bildiğim için hak etmediğimi de biliyorum.Ve şikayet etmiyorum çünkü kendi seçimim çoğu zaman bu yorgunluk bana değerli geliyor çünkü seni mutlu görmek istiyorum.Kendimi seninle mutlu görüyorum.Değerin ne olduğunu bilmiyorsun,kaybetmek nasıl bir şey bilmiyorsun.En yakın dostun seni terk etti bunu içinde yaşıyorsun ve bu yaşadığını başka şeyleri onun yerine koyarak kazandığını sanıyorsun.
Her zaman kaybettiklerinin yerine kazandığını sandığın başka bir şeyler koyuyorsun ama işte varsayımlarla yaşadığın için kim değerli,ne değerli seçemiyorsun.Seni önemseyenleri de sadece duyuyorsun,bir kere de önemseyip dinlemiyorsun.
Neler neler yaşadık seninle,buna rağmen yanında durdum,önünden gidip de sana kibir yapmadım,arkada da kalıp kendimi salak yerine koymadım sadece yanında kalmayı seçtim.Diyorum ya seninle ikimizin daimi mutsuzluğunu paylaştım.Sana ve kendime bazı şeylerin eksikliğini yaşattım,çünkü sadece senin gibi bakamadım.Fark ettim ki sonra ben seni sergiye götüremem,konsere götüremem,seninle oturup da bir kadeh kırmızı şarabı içemem aslında çok seversin ama istemiyorsun.Sahip olduğun o çok değerli şeyler,seni daha iyi yaptığı için,sana göre.Ama dışarıdan maalesef öyle değil.Sonrasında ise ben duygularımdan vazgeçmiş oluyorum,oldum.Ben de sana ve bana,hem senin gibi hem kendim gibi bakarken ,sadece senin gibi bakmayı seçtim.Kendi paranoyalarımı sonlandırdım.Bazı şeyleri seninle paylaşamayacağımı anladım ama sen kendini çok güzel kapadın.
Artık bir şey de konuşmuyorsun.Bazen gülücüklerinin bile yok olduğunu görüyorum,gülüyorsun sonra anında o gülümseme gidiyor,suratın düşüyor,somurtuyorsun ve o zaman korkuyorum,senden değil,senin için korkuyorum ve sonra da üzülmeye başlıyorum.Senin bazı şeylerden vazgeçerek,daha mutlu olacağını bildiğimden,sen fark etmeden kendine bunları yapmanı anlayamıyorum.Halbuki zekisin ama gözlerin bile artık net göremiyor.
Şu var:''Bir defa aldatan kişiyi affedersen,seni yine kullanır,çünkü ihanet bir ruh hali değil,karakterin dökülüş biçimidir.''demiş Paul Auster ve ben kendisini çok sevmeme rağmen bu cümlesine senin için hak vermemiştim,çünkü senin buna ihtiyacın olduğunu biliyorum,en sevdiğin belki aşık olduğun kişiyi bile aldatabileceğini gözlerimle gördüm ben.O yüzden bu yaptığım benim yaptığım salaklık oldu,dışarıdan bakılınca.
Buna aldıracak değilim,sadece belirtiyorum nasıl gözüktüğünü ama yine de gülümsemeye devam ettim ben,beni kırmayacağını bildiğimden.Bütün bir yazı boyunca senden bahsetmişken,son olarak kendimden bir şey ekleyeceğim;
Benim canım acıyor;seni böyle görmekten,seninle yaşayabilecek onca şey varken bunları yaşayamamayı görmekten en önemlisi de kendini örterken,beni üzdüğün için;senin yanında olmayı seçtiğim halde beni bazen yanından itişini görmekten,kaç kere beni üzdüğünü söylediğim halde üzmeye devam ettiğinden,sen ve ben çok benzerken,konuşamadığımızı görmekten,senden değil tüm bunlar bir açıdan, yalnızlığımdan korkmaktan.
Tüm bunlar benim sevgimi değiştirmiyor...
Kaç kere tokat atmaktan geri döndüm.Hak etmedin hiçbir zaman ve benim bir insana tokat atmaya hakkım olmadığı için... senin hatan olan bir şey yok gerçekten,dediğin gibi:''ben bir şey yapmadım.Seni o kadar iyi tanıyorum ki gerçek senin kim olduğunu o kadar iyi biliyorum ki ve o seni bitirişini görmek beni üzüyor.ve kızıyorum çünkü arada kendimi de düşünmem gerekiyor,kendime dönünce de beni ne kadar yorduğunu ve üzdüğünü fark ediyorum.Bana hak etmediğim şeyler yaşatıyorsun.Ben buna layık bir insan değilim,bunu sen de biliyorsun ama bile bile bana,benim gibi bir insana neler gösteriyorsun kendinden.Seni öyle tanımıyorum ben,sen böyle değilsin bildiğim için hak etmediğimi de biliyorum.Ve şikayet etmiyorum çünkü kendi seçimim çoğu zaman bu yorgunluk bana değerli geliyor çünkü seni mutlu görmek istiyorum.Kendimi seninle mutlu görüyorum.Değerin ne olduğunu bilmiyorsun,kaybetmek nasıl bir şey bilmiyorsun.En yakın dostun seni terk etti bunu içinde yaşıyorsun ve bu yaşadığını başka şeyleri onun yerine koyarak kazandığını sanıyorsun.
Her zaman kaybettiklerinin yerine kazandığını sandığın başka bir şeyler koyuyorsun ama işte varsayımlarla yaşadığın için kim değerli,ne değerli seçemiyorsun.Seni önemseyenleri de sadece duyuyorsun,bir kere de önemseyip dinlemiyorsun.
Neler neler yaşadık seninle,buna rağmen yanında durdum,önünden gidip de sana kibir yapmadım,arkada da kalıp kendimi salak yerine koymadım sadece yanında kalmayı seçtim.Diyorum ya seninle ikimizin daimi mutsuzluğunu paylaştım.Sana ve kendime bazı şeylerin eksikliğini yaşattım,çünkü sadece senin gibi bakamadım.Fark ettim ki sonra ben seni sergiye götüremem,konsere götüremem,seninle oturup da bir kadeh kırmızı şarabı içemem aslında çok seversin ama istemiyorsun.Sahip olduğun o çok değerli şeyler,seni daha iyi yaptığı için,sana göre.Ama dışarıdan maalesef öyle değil.Sonrasında ise ben duygularımdan vazgeçmiş oluyorum,oldum.Ben de sana ve bana,hem senin gibi hem kendim gibi bakarken ,sadece senin gibi bakmayı seçtim.Kendi paranoyalarımı sonlandırdım.Bazı şeyleri seninle paylaşamayacağımı anladım ama sen kendini çok güzel kapadın.
Artık bir şey de konuşmuyorsun.Bazen gülücüklerinin bile yok olduğunu görüyorum,gülüyorsun sonra anında o gülümseme gidiyor,suratın düşüyor,somurtuyorsun ve o zaman korkuyorum,senden değil,senin için korkuyorum ve sonra da üzülmeye başlıyorum.Senin bazı şeylerden vazgeçerek,daha mutlu olacağını bildiğimden,sen fark etmeden kendine bunları yapmanı anlayamıyorum.Halbuki zekisin ama gözlerin bile artık net göremiyor.
Şu var:''Bir defa aldatan kişiyi affedersen,seni yine kullanır,çünkü ihanet bir ruh hali değil,karakterin dökülüş biçimidir.''demiş Paul Auster ve ben kendisini çok sevmeme rağmen bu cümlesine senin için hak vermemiştim,çünkü senin buna ihtiyacın olduğunu biliyorum,en sevdiğin belki aşık olduğun kişiyi bile aldatabileceğini gözlerimle gördüm ben.O yüzden bu yaptığım benim yaptığım salaklık oldu,dışarıdan bakılınca.
Buna aldıracak değilim,sadece belirtiyorum nasıl gözüktüğünü ama yine de gülümsemeye devam ettim ben,beni kırmayacağını bildiğimden.Bütün bir yazı boyunca senden bahsetmişken,son olarak kendimden bir şey ekleyeceğim;
Benim canım acıyor;seni böyle görmekten,seninle yaşayabilecek onca şey varken bunları yaşayamamayı görmekten en önemlisi de kendini örterken,beni üzdüğün için;senin yanında olmayı seçtiğim halde beni bazen yanından itişini görmekten,kaç kere beni üzdüğünü söylediğim halde üzmeye devam ettiğinden,sen ve ben çok benzerken,konuşamadığımızı görmekten,senden değil tüm bunlar bir açıdan, yalnızlığımdan korkmaktan.
Tüm bunlar benim sevgimi değiştirmiyor...
Saturday, May 1, 2010
Subscribe to:
Posts (Atom)