Sunday, December 27, 2009

Çan

"Ada değildir insan, bütün hiç değildir bir başına; anakaranın bir parçasıdır, bir damladır okyanusta; bir toprak tanesini alıp götürse deniz, küçülür Avrupa, sanki yiten bir burunmuş, dostlarının ya da senin bir yurtluğunmuş gibi, ölünce bir insan eksilirim ben, çünkü insanoğlunun bir parçasıyım; işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını; senin için çalıyor." 
 John Donne

Monday, December 14, 2009

Aynalar

Ben,kendimi bildim bileli aynalarla iç içeyim.Kendimi aynalarla tanıdım,kimi zaman bakmak istemedim,tanımak istemedim gördüğümü,fakat şimdi fark edebiliyorum ki ben kendimi en iyi aynalarla tanıdım.Kaçışımı,öfkemi,sevincimi,hüznümü aynalara baktığımda gördüm.Özeleştiri yaptım.Yanlışlarımı,hatalarımı gördüm.Aynalarla büyüdüm,onlarla tanıdım kendimi.
Şimdi,gördüğümün farkındayken,yine aynalara bakıyorum ve artık gördüğüm şey tamamen bir ben.Tam bir ben.Kaçışlarıyla,hüznüyle,sevinciyle ve kabullenişiyle tam bir ben.Belki,yalnız bir ben,yalnızlığı seçen bir ben ama yine de mutlu olabilen bir ben.Kendime yeten bir ben.
Ondokuz yıldır sahip olduğum ve hala yanımda olan,olmayan herkese teşekkür borçluyum.Benim geri kalan her şeyimi tamamladıkları ve tamamlamaya devam ettikleri için...
Ben,ondokuz yıldır tanıdığım,yaşadığım insanlarla kendime anlamlar kattım.Sahip olduğum tüm insanlar benim için değerli oldu ve değerli kalmaya devam edecekler.Bu insanlar arasında çok özel yere sahip olanlar oldu,gidenler oldu,çok daha fazla değer verdiklerim,çok daha fazla sevdiklerim,gittiklerinde çok fazla üzüldüğüm insanlar ve vedalarını kabul ettiklerim,kabullenişimle uğurladığım insanlarım oldu.Fakat dönüp de aynada baktığımda yine gördüğüm,tüm bunlarla kalan bir bendi.Dönüp baktığımda benden bir parça olduklarını,onlar için bir parça olduğumu görebildim.
Ben insanları severek ve sevilerek büyüdüm.Buna alışmış olmalıyım ki,sevilmemeyi öğrenince acı çekerek büyüdüm.Ama işte tamamlandım,tamamlanıyorum.
Ondokuz kere yaşam bana sunulan ve bu yaşamda biraz buruk içim,düşünüyorum;özlediklerimi,tekrardan görmek istediklerimi,tekrardan yanımda olmalarını istediklerimi.
Tüm bunlara rağmen,bana hala bir şey katmaya devam eden,benim parçam olan ve onların parçası olduğum insanlarım var yanımda,bana yetecek kadarına sahibim,bana yetecek kadarı yanımda ve yetebileceklerimin yanındayım.Beş duyumu hissedebilmekten ve hala nefes almaya devam etmekten dolayı mutluyum.
Bir veda gibi hissediyorum,eskiye,duygulara,kendime bir veda gibi her şey,tüm hissettiğim...
Değişik bir şey büyümek,tam olmak ve olmaya devam etmek ve ne büyük bir kabulleniş aslında büyümek,işte bu yüzden bir veda gibi hissediyorum.
Nefes almaya devam ettiğim sürece sahnede olacağım,düşünüyor olacağım,nefes alıyor olacağım.
Anne ve baba;varlığım için teşekkürler.Sizi ve hayatımda hala olan ve hayatımın belli bir dönemi benimle olan insanlarıma teşekkürler.Sizleri çok seviyorum.
Anne,ben büyüdüm...

Saturday, December 12, 2009

Ondokuz Kere Aşk

Ondokuz kere aşk,yüce değil,sırf o değil,sıradan ve naif değil.
Ondokuz kere aşk,ben bir seçim yaptım.

Ben...
Ondokuzuncu nefesimi alıcam,
Ondokuz kere yaşam bana sunulan.

Wednesday, November 18, 2009

Doll Is Mine*

Mine is an act of love,
Mine is a wish to solve,
And mine is to sink by your side.
You are to be amused
And you are never to be confused.
In your first love
Your first time
Why a doll so they tell me
Cause she is mine
Faith and fully mine
I must say;
This love hasn't changed me,
Cause I feel fine.
Faith and fully fine.
I must have seen too much skin,
Much more than I needed to win,
And much more than I wanted to dream.
I must have felt so much pain.
It's funny how some things do remain.
It isn't true that things do change.
Isn't it strange how pain remains.
But don't look sad,cause it isn't sad.
Now that I have you to myself.

*Blonde Redhead's song 


Tuesday, November 3, 2009

Piedra Irmağ'ının Kıyısında Oturdum,Ağladım*

Paulo Coelho'ya yeniden şans tanıyan bir kitap ve bu kitapdan birkaç alıntı söz:

"İnsan,tehlikeye atılmayı bilmeli.Yaşamın mucizesini ancak,beklemediğimiz şeyler olup bittiğinde gerçekten anlıyoruz.Tanrı,güneşi hergün yeniden doğdurarak,bizi mutsuz kılan her şeyi değiştirmemiz için zaman tanıyor bize.Oysa biz her gün,böyle bir zamanın bize bağışlandığını görmezden geliyoruz.Mutluluk kimi zaman bir kutsamadır-ama çoğu zaman-bir fetihtir."
"Zor bir aşktı,aşmak istemediğim sınırları vardı."
"Ama bir erkek uğruna acı çekmenin ne anlama geldiğini nasıl açıklamalı?Buna olanak yok.İnsan,işte o zaman cehennemi yaşar,çünkü o acıda soyluluk da yücelik de yoktur;yıkım vardır,mutsuzluk vardır yalnızca."
"Basit mi basit bir cümle bu:Seni seviyorum."

*Paul Coelho 

Sunday, October 25, 2009

Massive

Like a soul without a mind
In a body without a heart
I'm missing every part
You sure you want to be with me
I've nothing to give
Won’t lie and say this lovin's best
Well leave us in emotional pace
Take a walk, taste the rest
No, take a rest
Karmacoma, jamaica' aroma
Take a look around the world
You see such bad things happening
There are many good men
Ask yourself is he one of them
The deadliest of sin is pride
Make you feel like you're always right
But they're always two sides
It takes two to make love, two to make a life
Take a look around the world
You see such mad things happening
There are few good men
Thank your lucky star that he's one of them
Don't drag me down
Just because you're down
And just cause you're blue
Don't make me too
And though you've found
You need more than me
Don't talk to me
About being free
That's freedom without love
And magic without love
Magic without love
Hear me say
Better things will surely come our way

Thursday, October 22, 2009

Herhangi bir Ekim akşamı,yağmur ben değilim.

Tuesday, October 20, 2009

Terkediş

Sen terk edildin.
İnsan,sen terk edildin,sen yalnız bırakıldın.
Hep yalnızdın ama;tesadufi,istemli,istemsiz hayatına giren herkes-olmasa bile-tarafından yalnızlığın katlandı.
Sana:sen terk edildin diye baktılar,sen onlara ben elde edemedim terk edilmedim dedin.
Aslında aynı şeydi,sonu yalnızlığa gittiği için,kelimelerin bir anlamı yok,aynı anlamı içerdiklerinde.
Halbuki sen çok değerlisin,sahip olduğun ve olacağın her şey çok değerli.
Öncelikle senin nefesin çok değerli.
Seni neden bırakıp gittiler peki?
Sen ki bu kadar değerli,iyi neden bırakırlar da daha değerlisini daha iyisini ararlar ki?
ve sen de buna karşılık neden elde edemedim dersin ki?
Senin elde ettiğin çok güzel bir şey varken,
Nefes alıyorken...
Çelişki,kendinle çelişme.
Bakıyorlar,diyorlar ki terk edilmişsin,aldatılmışsın,
Ne acı!
Nasıl bir oyun hepsi,neden oyun hepsi?
Sen terk edildin,
İnsan,sen terk edildin,sen yalnızsın.
Yalnızlığını yaratan başkaları ve sensin.
Sen aldatıldın,aldatılmaya da devam ediyorsun,
Terk edilmeyi hak ediyorsun,
Çünkü sen yalnız doğdun.

Saturday, October 17, 2009

Sevgi Neyi Tamamlar?

 Küçüklüğümden beri,size kendimi gösterdim.Şimdi,bu dönemimde,hepinizi bir arada,beni seyrederken,görmek istiyorum.
Karanlık bir sahnede dans ederken beni,anlamanızı bekliyorum.Tüm sevdiklerimi,hayatıma tesadüfi;istemli,istemsiz,bilinçli ve bilinçsiz giren tüm insanlarımı,karşımda istiyorum.Onlara kendimi göstermek istiyorum.
Dans ederken,kayboluşumda,sizi anlamak istiyorum.Nefes alışınızı seyre dalışımda,sizi seviyorum ama yanımda istiyorum.Sevgim,böyle tamamlanıyor.

''Had i the heavens embroidered cloths,
Enwrought with golden and silver light;
The blue and the dim and the dark cloths,
Of night,and light and the half light.
I would spread the cloths under your feet;
But i,being poor,have only my dreams,
I have spread my dreams under your feet,
Tread softly because you tread on my dreams.''*

*One of my favourite poet Yeats's poem:The Cloths of Heaven 




Saturday, October 10, 2009

Protége Moi*

Suçlusun
Bunu yargılamak bana düşmemeliydi oysa.
İnsansın
Çünkü.

Benim kalbim Devotchka'ya ait ve Philip Glass'e,Chopin'e,Schubert'e,Couperin'e ve Patrick Doyle'ye ve öyle müziklere..ve bazı şair ve şiirlere.
ve kalbim,huzurum sadece Şeyh Galib'e ondan sonra da Mevlana'ya ait.
ve kalbimin odası kelt müziklere ait,ben ne zaman kelt sel bir şey dinlesem kalkıp tip tap tip tap dans ediyorum.
Benim biriyle yaşamam işte tüm bu sebeplerden zor oluyor.
Sadece güzel müzik,güzel yemek güzel içki istediğim ve tüm bunları birleştirbileceğim kaygılardan uzak kendime çok yakın boyalarım,çizimlerim,ormanlarım,nehirlerim,sahnelerim.

*Placebo's song

Sunday, October 4, 2009

Wednesday, September 30, 2009

Hiç-Lik

"Söylediklerinizin hiçbirinde sizinle aynı görüşte değilim,ancak onları söyleme hakkınızı ölünceye kadar savunacağım*"
İnsanlık adına güzel bir başlangıç,ahlaki,etik falan filan...ve söyleme hakkınızın da olması onu kabullenmemle başlayan bir başlangıç.Tabii ki;yaşadığın güzel şeyleri paylaşmalısın,anlatmalısın,özendirmeli ve kıskandırmalısın,dozunu biliyorsan.Ancak dozunu kaçıranlar var.Sınırı olmayanın,sınırı aşma gibi bir kavramı da olamaz.Temelin bozuk diye suçlayacak mıyım?Hayır,çünkü belki de temelin bozuk değildir,sadece bana göre,öznel olarak,bencilce,temelinin bozuk olduğunu düşünüyorumdur ve bunun için de seni suçlayamam.
En önemlisi kendinden pek kaçamıyor oluşun ve kendini suçlama hakkına sahip oluşun ve aynı zamanda suçlamama hakkına sahip oluşun.Temeli düzgün olan insan,sana neden bozuk gelir?Yaptığın hatalardan olmasın veya,temeli bozuk olan insanla hatalar yapmandan olmasın?Çok daha ayrı olarak,ortada bir hata falan olmamasından olmasın?Yaani...Düşünülecek bir şey değil,oturup da düşünülmez çünkü açıktır,netdir falan filan...Bir de neyi nerede kiminle kime söylemek gibi;şu isim,şehir,hayvan oyununa benzeyen bir bütün var.Bunu neden gözardı eder bir insan? Göreceli olarak,neden gözardı etmez?Umursamadığı için,umursanmadığını düşündüğü için,sinirden çatlatmak için,sinirden çatlamak için...Bunları ben bilmem.Bilmek de istemem,çünkü yorgunum,tuvalimi alıp resim yapmaktan başka bir şey istemiyorum ve kabullenmekten başka bir şey de...Neyi kabullenmek?Göreceli olarak hataları kabullenmek.
Şimdi boyalar fırçalar falan filan

*Voltaire'in bir sözüdür.

Sunday, September 27, 2009

Maske


Karanlık,seni göremiyorum.
Yeniden buluşmamız güzel değil mi?
Sen böyle düşünmüyorsun...

Ellerim suratına doğru gidiyor,
Gözlerine bakmak istiyorum.
Yaklaşınca suratına,kokunu duyuyorum.
Uzaklaştığını hissediyorum...

Kaçışını ve kaçışımı karanlıkta seçmek zor.
Yeniden buluşacak olmamız güzel değil mi?
Ben de öyle düşünmüyorum...

Kollarımı açıyorum,
Karşımdasın,biliyorum.
Sarılmak istiyorum,
Gittiğini görebiliyorum...

Bir anda ışıklar açılıyor,
Sahne de yalnızım.

Saturday, September 19, 2009

Dönüşüm

Bugün birine sonbaharı anlatmak istedim;beni dinleyecek,anlayabilecek birine.
Ağaçlara bakan veya damlaları görebileceğim bir manzarada,karşıma oturmasını,beni dinlemesini istedim.
Ağaçlara ve damlalara bakarken,anlatmak istedim.
Bugün birine sonbaharı anlatmak istiyorum,beni dinleyecek,anlayabilecek birine.
Ağaçlara bakan veya damlaları görebileceğim bir manzarada,karşıma oturmasını,beni dinlemesini istiyorum.
Ağaçlara ve damlalara bakarken,anlatmak istiyorum.
Bir de bakıyorum,zaten anlatmaya başladığımı,dinleyenin olduğunu,anlayanın olduğunu görüyorum.
Biraz buruk hissediyorum.
Ağaçlara bakarken,damlaları izlerken bir de karşımdakini görüyorum;hiçbir şey söylemiyor,hiçbir şey beklemiyor sadece dinliyor.
Bugün sonbaharı anlatmak istiyorum.


Monday, September 7, 2009

Nazenin Sonbahar


Ben,hayatımın en güzel sonbaharını yaşadım;hiç kimsenin bu güzellikte sahip olamayacağı bir sonbaharı...
Ben,sonbaharların en masumunu yaşadım.Kimi zaman son bahar gibi,kimi zaman ilk bahar gibiydi.
Ben,sonbahara çok şey verdim;hiçbir zaman sahip olamayacağı yaprakları,damlaları,gülümsemeyi,hüznü...
Ben,hayatımın en güzel sonbaharını yaşadım,nazenin sonbaharı...

Sunday, September 6, 2009

Ondokuz Yıl

 Önümden geçtiğini,beni izlediğini,benimle konuşmaya çalıştığını bilmiyordum;ben sadece sarı ceketimle öylece duruyordum.
Bütün gün düşündüğünü,yanıma geldiğini görmüyordum.
Ben çok küçüktüm,yanıma gelip elimi tutmak istediğini anlayamıyordum.Ben hep öylece durdum.
Kocaman bir tarlaydı seninki;sadakat,masumiyet,aşk,sevgi,öfke,istek,direniş,yorgunluk,üzüntü...Bu kadar değerli ve hayata dair şeylere sahiptin,ben de öyle ama,sahip olduklarıma bakmadım,sen gösterdin ben göremedim.
Sen çok küçüktün,sahip olduklarından fedakarlık yaptın,öfkeliydin.Ben sarı ceketimle durmada önce,'aynada suratına bakmazdın',asıktı suratın.
Birden çok büyüdük.Kocaman oldu;sadakatimiz,masumiyetimiz,aşkımız,sevgimiz ve öfkemiz ve kırılganlığımız ve terkedişimiz ve özlemimiz.
Bana bir hoşçakal yerine,git dedin sen:'git.'
 Şimdi,ben yine belki sarı ceketimle,beklerim seni sırada ama,sanmıyorum ki sen orada olup da beni izleyeceksin,düşüneceksin.Biliyorum,yoksun.
Zaman incecik,boynu bükük ve başı kalkık gelip geçti önümüzden.

Sunday, August 30, 2009

Gitmenin Şimdiki Zaman Hali

Senin bir sahibin var ama güzelsin de.
Sahibin,biraz çirkin.
Ne komik sahibinin olması,değişik.
Hep bir sahibiniz oldu zaten,senin de vardı bir ara,onun da vardı.Yani hep biri vardı,yanınızda.
Kimisi sahipsiz yapamadı,kimisi yaptı.Sanırım o iyi,ben böyle hissediyorum.
Ben hiçbir şeyi,kötüyü de iyiyi de senin için yapmadım.Kendim için hiç yapmadım.
Benim senin için yaptığım tek bir şey var,bilmeden o da ve senin de benim için yaptığın tek bir şey var. Kendimize rağmen,birbirimize verdiğimiz çok değerli bir şey var. Kendim için değil,senin için değil,benim için değil,karşılıksız ve davasız,
Kendimize rağmen.
Tuhaf hissediyorum,yalnız hissediyorum.Özlüyorum. Seni değil,çoğu şeyi:o kadını,o adamı ve söylemeyeceğim çoğu şeyi.
Tuhaf hissediyorum ama bundan dolayı değil, Ben bir karar verdim: Gidiyorum.Gitmek istiyorum.

Tuesday, August 25, 2009

Bir Hece

'Ben yakın,sen uzak;ya sen yakınlarımda ben ırak...'
 Bazı şeyleri zamanla fark etmek hem çok güzel ve anlamlı,hem de çok acı ve derin.Anlayabildim ben de,fark edebildim kabul etmediğim şeyleri,bana kurduğun son cümleyi.
Önemi yok affetmenin,affedememenin bir yerden sonra...Önemi yok bir zamanlar çok sevmenin,hiç sevmemenin,düş sanmanın,terk edilmenin,bir yerden sonra...Seni nasıl hatırladığıma bakıyor zaman.
Zor değil,zor değilmiş.Yeterince düşünüldün,düşünüldüm,sevildin ve sevildim.Hatırlayınca senin nasıl olduğunu,merak edince senin ne yaptığını yılların masumiyeti;sadakati,gururu,öfkesi,kırgınlığı da hatırlanıyor ama atılabiliyor bir kenara ve sorulabiliyor halin hatırın.Yani zor değil.Ben de bazı şeyleri anladıktan sonra,zor değil.
Ben şu an iyiyim.Yani diyebilirim.Sürekli gitmeyi çok sevdim,burada pek bir insanım yok benim
Tekrar gitmek,güzel.

Thursday, August 20, 2009

Sana Ait

Es mejor vivir asi
Locamente enamorado
Este amor que yo he encontrado
Que me hara vivir feliz
Sé que estoy lejos de ti
Y no te puedo olvidar
Sé que en tu corazon
Hay un lugar para mi
Y te acordaras de aquella flor
Que yo sembré para ti
Cuando un dia te di
Mi corazon


Sunday, August 16, 2009

Abandon*


Filmden alıntı:
'Cehennemin kendisi gibi sahne altındayız.
Muhteşem değil mi?
Bir türsünüz,
Siz insanlar,bir türsünüz.
On yıldır hiç gerçek bir oyuncu görmediniz.
Bunun yerine,ölü benliğimi yere sermeyi yeğlerdim.
Gösteriden önce son bir duyuru:
Oyunu boş geçin,
Burayı boş geçin,
İnsanları boş geçin.'

*Stephan Gaghan film




Monday, August 3, 2009

Mr. Tambourine Man*

Şimdi... gitmem gerekiyor,geldiğimde,
Gelirsem,
Seni göreceğim,bulacağım.Aslında hep giderken sanki dönmeyecekmişim gibi geliyor.Hep o havaalanı yolunda,bir daha dönmesem diyorum.Belki de gerçekten dönmek istemediğim için korkuyor olabilir miyim?Bu sefer biraz uzun gidiyorum.
Gecenin bir saati,günün bir anı karar verdim uzun kalmaya,biraz dönmemeye.Kimi istesem yanımda yakınımdan yok,yapabilecek bir şey de yok.Ben gidiyorum.Kahve içicem şimdi gidince,sokaklardan geçerken,fotoğraf çekerken kahve kokusu...Sanırım dönemeyeceğim.
İstemiyorum.
En sevdiğim şeyi yapıyorum,yapıyor olacağım.Elimde valizimle,gezmek,uçmak
Sarı olsun saçların.Blues,country ve biraz folk edasıyla karşıla beni,gelirsem.Sen de burada olamazsan karşılaman zor olabilir,pek tabii,sen geldiğinde haber ver bana,öyleyse.Birlikte şarap içeriz.
Sana gelirsek,kitap bitti.Gelmezsem bul ve oku.Senin adına o.Senden çok uzağım.Uzağız ama onlar senin için.
Bana gelirsek,dönersem seni bulacağım.En azından buna ihtiyacım var.Şimdi...uçma zamanı,
Hoşçakal.

*Bob Dylan's song

Tuesday, July 28, 2009

Hala Oradayım




Süper Baba ile başladı,
O mat renkler,
O yağmurlu kaldırımlar
O soğuk ama sıcak hava...
Sonrasında;Çatısız Kadınlar,Ekmek Teknesi,Yeditepe İstanbul,Aile Bağları ve Havada Bulut vermiştir bu duyguları,yeniden.
Doksanlara ait tüm diziler hakkında konuşmak istemedim,sadece bunlardan bahsetmek istedim bu gece.
Hatta bu dizileri açıp izlemek istedim.İzledim de.
Sanırım yarın masmavi kotumu giyip,beyaz tişörtümü içine sokup,keten ayakkabılarımla ve saçlarımı kabartıp sokağa çıkacağım.
Ya nasıl bir şeydir ki bilemedim.
Çok özledim o yılları.Çok güzeldi,çok duruydu,sakindi;
Kuzguncuk kaldırımları nemliydi,
Kadıköy sokakları anlamlıydı,
Arnavut kaldırımdı her sokak,
İnsanlar komik ve güzeldi.
Mat renkler vardı.
Eylül-Ekim'de yağmurlar başlayınca,her zaman yaptığım gibi,
Sokakları gezmeye çıkacağım.
Kuzguncuk,Çengelköy,Kadıköy...
Gerçi doksanlar gibi değiller ama,alıştım galiba.
Bazen öyle oluyor ki,doksanlarda o mat renklerde kendimi bulabiliyorum,öyle yaşayabiliyorum.
Doksanları seven,özleyen herkes gibi ve tek gibi...



Monday, July 27, 2009

Sevinmiştik

Cem Özkan en sevdiğim
Sevindiğim
Sevdirttiğim.

Uzaklardasın şimdi, dünya kadar.
Duymadım ki sesini, ömür kadar.
Belki görmem yüzünü, ölene kadar.
Eğer bir gün görmezsem seni, yeniden şu hayatta;
Bilmeni isterdim bir şeyi,
Söylemek isterdim bir şeyi,
Seni ne çok sevdiğimi,seni nasıl sevdiğimi.

* * * * * * * *

Ben böyleyim,
Yanlızlığa dalsam da,
Tekbaşıma kalıp yansam da,
Sözlerim yarim kalsada...
Çünkü ben...
Benden alip kaçsan da,
Yalanlarına göz yumsam da,
Yine de sevgim solmazsa,
Çünkü ben...
Ben böyleyim.

* * * * *

Güzel bir hava açsa bugün,
Güzel bir sabah olsa bugün,
Güzel birgün olsa.

* * * * * *

Kimisine malup ol,
Kimisine malupsun.
Kimisi namalup korkmaz,
Kimi çok sevilir mutlu olmaz.
Bugün galip ol,bugün malup ol,
Bugün alim ol,bugün zalim olsan da seni kimse farketmez.
Elini başına koysanda yetmez.
Duydum söylediğini,
Duydum özlediğini,
Duydum nefret ettiğini,
Ama duyduklarimi kimse bilmez.

Kendince...

Thursday, July 23, 2009

Ben Sana Hiç Söylemedim

Her green plastic watering can
For her fake Chinese rubber plant
In the fake plastic earth.
That she bought from a rubber man
In a town full of rubber plans
To get rid of itself.
It wears her out, it wears her out
It wears her out, it wears her out.
She lives with a broken man
A cracked polystyrene man
Who just crumbles and burns.
He used to do surgery
For girls in the eighties
But gravity always wins.
And it wears him out, it wears him out.
It wears him out, it wears . . .
She looks like the real thing
She tastes like the real thing
My fake plastic love.
But I can't help the feeling
I could blow through the ceiling
If I just turn and run.
And it wears me out, it wears me out.
It wears me out, it wears me out.
And if I could be who you wanted
If I could be who you wanted
All the time, all the time.

Monday, July 20, 2009

Ben Kimim Ki Evreni Reddedeyim?

Ben böyle olmasını istemezdim,güzel olabilecekken baştan kokusunun çıkması;
Ölümün,ayrılığın,yaşamın (bile)
Bir yerde gayet iyi.
Bir yerde gayet kötü
Genelinde iyisi kötüsü yok
Söylenecek tek şey:tekrardan yalnız ve sessiz kalmak,
Nötrüm ben.

Bu rahat,güzel,naif...
Biraz ince;kırgın kalbinin odaları,gergin bakışları var.
Bir sonu yok,güzel bayanın,yakışıklı adamın;
Kör,aç,suçsuz ve suçlu insanın.
Aldatmanın,terk etmenin,edilmenin,para harcamanın;
Bağırmanın,öfkenin,mutluluğun...
Yok yani,sonu yok.
Bitirmek için resmettim,arşivledim.
Başıma geliceğini önceden görmek gibi,
Sakinim ben.
Bu masum,kırgın,sade;
Biraz tuhaf,kremli elleri,solgun yüzü var.
Nötrüm ben.

Saturday, July 18, 2009

"Eskidim belki,gönül yoruldu..."*


Belirsizlik,canına tak ettiği an,kaç yani git
Adı kaçmak olmasın.

Sokaklar,caddeler,yüzler...
Bakamadığın an,görme yani bakma
Adı görmek olmasın.

Sevgi,yorduğu an,tek bir söz söyle yani bir şey deme
Adı cümle olmasın.

Bilemiyorum ki
Adı ne olsun,olmasın.

*Bir MFÖ şarkısı

Sunday, July 12, 2009

Veritas est index sui et falsi*


"Gerçek,hem kendini hem de gerçek olmayanı gösterir."*

Olsam orada,giyim kuşam derdi olmadan,çıksam sokağa;selamlaşsak insanlarla,yürüsem...
Kahve içsem oralarda bir yerlerde,tabii yalnız olmasam tüm bunları yaparken,bir kahvenin kırk yıl hatırı var sonuçta.
Fotoğraf çeksem,gülsem,denize girsem sonra evime dönsem.Otursam balkonumda,o renkli sokağa baksam,şarkılar çalsa;söylesem,söylesem,sussam.
O kahve kokusu yok mu sokaklarından geçerken çarpar burnuma...

Hazırlasam bavulumu,oradan çıkıp tam tersi bir yere gitsem;havanın kapalı,insanların bu kadar sıcak olmadığı.
Huzurlu olsam işte,tam oraya vardığım anda.
Yürüsem kocaman caddelerinde,tersine tersine giden arabalarına baka baka.Yağmur yağsa,ıslansam.Patates ve balığı güzel bulsam,yesem;doysam,dönsem evime,otelime,odama...
Dans pabuçlarımı alıp da koşsam derse,saatlerce belki dans etsem,yorulsam,çıkınca bir şarap içsem,tabii katılanlar olsa.
Dans sezonu bitmese,bitince yine dönsem bavulumun başına,hazırlasam yeniden.

Vardığımda,gözlerim açılsa koskoca eseri görünce.Daha bavulu bırakmadan bavulumla baksam ona.Akşam olsa,giyinsem özenli bezenli,cicili bicili,manzaraya baka baka,kahkahaları duya duya tüttürsem bir sigara,hemen arnavut kaldırım üstünde kırmızı lacivert tenteli bir barda;koskocaman eserin karşısında,koskoca şapkamla.Şarkılarla,insanlarla ingilizce konuşmadan,anlaşabilsem.
Sabah olunca,butikleri dolaşsam,paketler içinde güzelim kokulara,güzelim ayakkabılara sahip olsam.

Bir yurdum olmasa,anlattığım gibi yaşasam,hayallerimin ortalarında bir yerlerinde,köşe ve kenarlarında,sessizce...Yeni insanlar,yeni evler,yeni yemekler,yeni tınılar...
Beş ihtiyaç,beş duyu var.
Basit yaşamak.

*Baruch de Spinoza'nın sözüdür.Mehmet Güreli,Taraf Gazetesi köşe yazarlığında,12 Temmuz 2009'da paylaşmıştır.

Friday, July 10, 2009

The II of Us*

Lying in my bed, I think of you
That song goes through my head, the one we both knew
In each line lies another line full of sacred sound
But you're outside where the companies dream and the money goes round
Lying in my bed.
Watching my mistakes,I listen to the band they said that it could be the 2 of us
The snow might fall and write the lines on the silent page
But you're outside making permanent love to the nuclear age
Two silhouettes by the cash machine make a lovers dance
It's a tango for the lonely wives of the business class
Lying in my bed
Watching my mistakesI listen to the band
Lying in my bed
With nothing much to say so I listen to the man
He said that it could be the 2 of us
I heard you call from across the city through the stereo sound
And so I crawled there sickeningly pretty as the money went round
Lying in my head watching my mistakes
I listen to the bandAnd the drums beat in my head
Pianos chime the sound in this prison of the house
And as the illness comes again can you hear me through the rain
As I listen to the band?As I sing the silent song
Mime each lonely word
Please listen to the man he said that it could be the 2 of us
Alone but not lonely, you and me
Alone but loaded.........
Suede

*Suede's song 

Tuesday, July 7, 2009

Ludwig Van Beethoven


Good morning, on July 7

Though still in bed, my thoughts go out to you, my Immortal Beloved, now and then joyfully, then sadly, waiting to learn whether or not fate will hear us ,I can live only wholly with you or not at all - Yes, I am resolved to wander so long away from you until I can fly to your arms and say that I am really at home with you, and can send my soul enwrapped in you into the land of spirits - Yes, unhappily it must be so - You will be the more contained since you know my fidelity to you. No one else can ever possess my heart - never - never - Oh God, why must one be parted from one whom one so loves. And yet my life in V is now a wretched life - Your love makes me at once the happiest and the unhappiest of men - At my age I need a steady, quiet life - can that be so in our connection? My angel, I have just been told that the mailcoach goes every day - therefore I must close at once so that you may receive the letter at once - Be calm, only by a calm consideration of our existence can we achieve our purpose to live together - Be calm - love me - today - yesterday - what tearful longings for you - you - you - my life - my all - farewell. Oh continue to love me - never misjudge the most faithful heart of your beloved.ever thine ever mine ever ours...

Friday, July 3, 2009

Hang On To Your Ego*

I know so many people who think they can do it alone,they isolate their heads and stay in their safety zone.What can you tell them? What can you say that will make them defensive?Hang on to your ego!Hang on but I know that you're gonna lose the fight.They come on like they're peaceful but inside they're so uptight.They trip through the day and waste all their thoughts at night.Now how can I say it? How can I come on when I know I'm guilty? Yeah, hang on to your ego.Hang on but I know you're gonna lose the fight...
The Pixies


*The Pixies

Tuesday, June 30, 2009

Tempted In Our Minds

Belki de o,onda,seni arıyordu.
Sen,onda,beni arıyordun.
Ben,sende,onu arıyordum .
Kim bilebilir ...
Ona seni anlatmak;
Onda seni aramak,
Belki tek istediği buydu,
Bu hissi seviyordu.
Bu yüzden her gün,her saat,her dakika beraberlerdi.
Belki de hiçbir şey arayan,anlatan yoktu ,
Olması gereken oluyordu.
Olmaması gereken oluyordu .
Kim bilebilir ...
Şu doğrudur ki;
Ben aklınca çelindim,
Sen aklımca çelindin,
O aklınca çelindi .
Kısa ve öz;
Duygu ve mantık çelindi
Olması gereken oldu
Olmaması gereken oluyordu...

Sunday, June 28, 2009

Trainspotting



Choose life.
Choose a job.
Choose a career.
Choose a family.
Choose a big television.
Choose washing machines, cars, compact disc players, and electrical tin openers.
Choose leisure wear and matching luggage.
Choose a three-piece suit on hire purchase in a range of fabrics.
Choose DIY and wondering who you are on a Sunday morning.
Choose sitting on that couch watching mind-numbing, spirit-crushing game shows, stuffing junk food into your mouth.
Choose rotting away at the end of it all, in a miserable home, nothing more than an embarassment to the selfish brats that you spawned to replace yourselves.
Choose your future.
Choose life.
I chose not to choose life
I chose something else.

Sen Uyurken

Sen uyurken
Oturdum tek başıma,
Düşünmek zor geldi
Daldim yalnizlığa
Sen uyurken
Kelimeler dudağımdan
Döküldüler damla damla
Yatağıma
Sen uyurken rüyalarında
Ben var mıyım?
Sen uyurken rüyalarında
Ben var miyim?

Saturday, June 20, 2009

Bağırmak




Öfke bir duyguysa,neden bu kadar kararsızdı?
O bir insansa,neden bu kadar sadakatsizdi?

Kafasını kaldırıpta insan,insanın gözlerine bakamazsa,işlediği bir suç vardır;
Bunu o da kabullenmiştir ki o vicdanla bakamamaktadır.

Tek istediği şey bağırmak,
Olsa olsa susmayı bildiğindendir.

O kafasını kaldırıp da bakabilseydi,
Bir tokadı suratının tam ortasına yemişti.
O kafasını kaldırmayıp,gözlerine bakamadı
Bu,suçunu kabul ettiğindendi.

Bir insan,bu kadar mı ruhu acıtabilirdi?
Belki de acıyan ruh değil,benliğiydi,egosundan sıyrılamayan benliği...

Bir ego bu kadar mı güçlü olabilirdi?
O güç bu kadar mı güçsüz olabilirdi?

Bazen hiçbir şey yetmezdi,
Yetmeyen neydi?

Öfke bir duyguysa bu kadar mı acımasız olabilirdi?
Korunacak kadar mı kaçabilirdi?

O bir insansa,bu kadar mı kırılabilirdi?
Tek istediği şey bağırmak,
Olsa olsa bağıramadığını bildiği içindi.




Tuesday, June 16, 2009

Kitap

Bugün
O kitap
O mutluluk
O gözler
O acı
O öfke
O nefret
O kırgınlık
Çıkar mı dersin?

Kendi fotoğraf kitabını vermişti bana,seviyorum diye.

Supremacy


Kendi savaşında,kendi hakimiyetinle yaşa,
Uzunca bir süre.
Yaşa istediğin kadar doyabildiğin kadar.
Gücüne sahip çık,kendine başkasını ekleme,ama
Gölgeni de kaybetme.
Seni biri özlerse,duymayacak kimse.
Herkes kendinin hakimi...
Gücünü nereden aldığını bil ve sonra yağmur başlasın.
Seni kim severse,savaşına sokma ki,
Hakimiyetin bu yükün altında kalmasın.

Thursday, June 11, 2009

Best of Kargo



Bu ne güzel bir albümdür ya.Ne anlamlı parçalardır her biri.
Kargo gerçekten hakkını vermiştir bu albümdeki her bir şarkının.
Arada özlediğimde açıp saatlerce tekrar tekrar çalarak dinlediğim bir albümdür ve işin güzel yanı,özleyince dinlemem ve bu albümünde özlemime hitap edişidir.Her bir şarkıyı hala albümü ilk aldığım heyecanla dinliyorum ama iki sene önce anlamları farklı geliyordu.Şimdi buldum.

Wednesday, June 10, 2009

Kendin,arayışının içinde kendince kayboldun,bilmem ne zaman çıkarsın,çıktığında beni hatırlayacaksın.

Monday, June 8, 2009

Tahminen

Düşündüm de seni affedebilirim.
Düşündüm de seni özleyebilirim.
Sandım ki,özleyince boynuna atlayabilirim.
Sandım ki,affedince unutabilirim.
Sonra bir ifaden çarptı gözüme;
Tüm unuttuklarımı hatırladım.
Düşündüm de seni düşümde,böyle oldu işte.

Varım

Seni çok özlediğimi söylemek isterim;
Bağırmak,kolundan tutup,sana bağıra bağıra bunu söylemek isterim,
Kırgınlığımı ve kendimi bir yana atıp bunu söylerim
Peki ya sonra?

Bir yerden sonra bağırmak,ağlamak yetmiyor
Sustum işte,sustum
Ama özledim,sustum.
Peki ya sonra?

Kendimi bir yana atıp
Nasıl sarılırım sana?
Kendimi bir yana atıp
Nasıl bağıracağım ki sana?

Seni çok özlüyorum
Geçiyor sonra,galiba
Sana alışmışım,sen de bana
Peki ya sonra?

Zaman değişti
Biz varken,sen ve ben kaldık
Şimdi seni ve beni bir kenara atarak
Nasıl özlersin,nasıl seversin ki?




Alice in Chains Gibi Sevgili


''Benim için Alice in Chains böyle böyle..'' dedi,sustu.Anladım aslında ben onu,ilk gördüğüm anda,ilk şaşırdığım anda.Ben hep ''Alice in Chains gibi sevgili'' derim,o gün de dedim,baktı baktı sustu.Konuşmayacağını anladım aslında,ilk konuştuğum anda,ilk güldüğüm anda.
Şimdi hayal et;giyinmişim falan,anahtar paspas altında,bir şeyler içip eve geliyorsun,beni göremiyorsun.Cdlerinin olduğu köşeye gidip bir cd koyuyorsun,dinliyorsun,resmime bakıyorsun,susuyorsun.Aslında hiç konuşmuyorsun,duymadım ben sesini daha.
Sana bir deri ceket alıyorum,evden çıkıyorsun,ben giriyorum.Kapıya bırakıyorum deri ceketi,atıyorum belki de bir kenara,nasıl olsa görürsün...
Bence Mustangimiz olmalı,67'den,biraz özenerek o kültüre,sen saçlarını savura savura sürmelisin,bende yanında olurum,belki Scorpions,belki Alice in Chains açarım...
Sende o havayı gördüm aslında,ilk gördüğüm anda,ilk şaşırdığım anda.