Tuesday, January 31, 2012

Nar-ı Aşk

Olur da unutursam,martı seslerini,kaybolmayı,rakı kokan sokakları;ruju akmış gözü yaşlı şehri,aşkımın rengini,ateşini diye, paylaşıyorum.
Bir yabancı burada,ifadeler,sesler,tavırlar,kokular.Hep yabancı gelecek gibi de oluyor,alışılacak gibi de geliyor.
Kalbim,bu büyük aşktan sonra alıştı,tutkusunu,o mistik kokusunu,renklerini bir kenara bırakıp çekip gittikten sonra alıştı.
Ama olur da,
bu gün be gün ağırlaşan zamanımda,unutursam korkusuyla,buraya;hiç kimselere söylemediğim,bahsetmediğim,hiçbir yere yazmadığım,kendi iç huzurumda olan aşkı anlatasım tuttu.
Bu yabancılık,herkesin çektiği ama aynı zamanda çekmediği yabancılık.
Bugün bir kere daha hatırladım ki,İstanbul da büyüyen her çocuk,neresinde olursa olsun,çok şanslı ve ben de onlardan biri olduğum için çok şanslıyım.
Dönmem dedim,diyorum.Aşka gözüm kapalı gitmem dedim,karşı koyamıyorum.
Aşk çok başka,sevda başka.
Benim iç huzurum nereden geliyor,onu,sır gibi sevdiğimden anlatmayacağım.
Zaman,adını öyle koymuşlar,anlamını bulmuşlar ve o zaman dedikleri şey,unutturuyor.Ben de İstanbul'dan ayrı olduğumdan beri,kalbimin sesini,naifliğini de gürültüsünü de duyamaz olmuşum.Aklım,bir gidip bir geliyor ve yavaş yavaş kendimi o standart yaşam süreci içinde buluyorum;oku,bitsin,çalış,bitmesin hep çalış,yaş geldi,evlen,koş çocuk yap gibi.
Bu aralar bu standarttan kaçma yolundayım,kaçarken de İstanbul'a olan hasretim kalbime konuverdi.
Şimdi hatırladım ve yarın kahve içerken unutmayayım diye de yazıyorum.
Bu hiç bahsetmediğim aşk,resimlerimde,iç huzurumda,bazı seslerde ve sabır da gizli.Bu kadar bahsedebilirim işte.Sabır bir kutu,herkese açılmaz,her yerde konuşulmaz.
Kime ait olduğu da belli,burada o kişiden hiç bahsetmedim,bahsetmeye de niyetim yok,sadece adını bir yazı da yazdığımı hatırlıyorum o,evde benim yanımda,ara ara,kahve içerken güzel.
Aklım bir o zaman,gidip gelmiyor,sadece o zaman,kalbimde unuttuğum,döndüğüm bu yerler,sesler ve aklım dengeleniyor.

No comments:

Post a Comment