neden ağladığımı bilmiyorum, diyorsun
çünkü bir şeyler değişiyor içinde
kendini ikna etmiyor düştüğün boşluk
bildiklerin başkalaşıyor gözlerinin önünde
yabancılığı öğreniyorsun
gece söndürür hayalet olmaya yetmeyenlerin ışığını
güçlü olmaya benden daha çok ihtiyacın var
çünkü haksız olduğunu
kalbinin bir yerinde biliyorsun
gündüzün kepenklerinde duyduğun güven
çelimsiz gölgelerin fısıldadığı
küçük sırlarla büyüyorsun
zamanın ve
aynanın önüne bırakılmış
kısa bir mektup bu
belki çok sonra anlayacaksın içindekileri
ama şimdi okuyorsun..
***
nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata, öldüğünden haberi yok fotoğraflarının
***
yüzündeki zaman
söylüyor ayrıldığımızı
biliyorum, sözcükler sonradan gelir
anıların direnme gücü erteler kaçınılmaz olanı
çok zaman önceydi bütün bunlar
şimdi ne zaman iç çeksem uçurum kanı
biliyorum, kimse derman olamaz düğümlenmiş koynuna
biliyorum, yara gibi işliyor her ayrıntı
biliyorum, çapraz ateş altında
alçıya alınmış günler, saydam saatler
hiçbirşey yetmiyor zamanı aşmaya
biliyorum, denize baksam seni anlarım
oysa bilmiyorsun, bir zamanlar ben de aşıktım ona.
***
Bazı anlarda yüzün aldığı bir ifade, sevenin belleğinde sonsuzlaşır,
insan o ifadeyi her şeyden çok daha fazla özler.
O yüzün sahibiyle günün birinde darıldıktan, ayrıldıktan,
hatta ondan nefret ettikten sonra bile, o ifadeyi özler.
Bir andır o, ama bütün zamanlara siner.
No comments:
Post a Comment