Monday, July 8, 2013

Çaylı Pastalı Akşamüstleri

Ne kadar oldu duymayalı haydi buyrun masaya cümlesini?
ve ne kadar oldu bazı duygulardan yoksun büyüyeli?
Bayılıyorum,yaz geldi mi bayılıyorum yazlıklı mutlu aile tablolarına
veyahut,düğünlerde düğün evlerinde,elini amaçsızca çırpan,gülen insanlara...
Ne bileyim pastadaki o amaçsız süslemeler,iğrenç gıda boyaları,hemen dibindeki ince belli çay bardakları...o evlerdeki hazırlık,tül perdeler,süslü kanepeler ..
var var bunların birebir tarafımdan çekilmiş fotoğrafları var.
Bu komiğime gidiyor.Yani hep diyorum ya,şu kafa nasıl bomboş olup sadece bulunmak eylemini gerçekleştirir?İşte o anlarda bu oluyor.
Bırakıyorsun.El çırpıyorsun,gıda boyalı amaçsızca uğur böcekleri,nazar boncuklarıyla süslenmiş pastadan yiyorsun,onun kızı bunun oğluna bakıyorsun;çay içiyorsun,Füsunlar da ev almış diyorsun,domatesin kilosunu konuşuyorsun...
Sonra akşam oluyor,insanlar evlerine gidiyor,kapıda çıkmadan terlikler itinayla torbalara konuyor,yine bir gülüşmeler,şakalar...iyi akşamlar ı bin kere falan söylüyorsun çünkü birinci iyi akşamlardan sonra başka cümleler de araya giriyor ve sonra haydi ellerinize sağlık görüşürüz canım ben Salı derneğe gitmeden araşırız bir çay içip öyle giderizle bağlıyorsun veya haydi eşine çocuklara selam ile...
Hep içelim,oturalım ya,hep kafalar böyle...
Bir de bunun anneanne-babaannesel Neclalı,Fahrili boyutu var.Onu hakikaten seviyorum ama;limonata kuru pasta kafası,iskambil kağıtları,televizyon üstü danteller,çercevelerde torunlar,çocuklarlı...



No comments:

Post a Comment