Monday, March 13, 2017

Emirgan

 Yağmurlu günler, kendimle yolculuğa çıktığım günlerdir. Yer olarak nerede bulunuyorsam bulunayım, yağmurlu günler, kendime olağan dışı zaman ve alan ayırdığım ve mutluluğun saf halini hissettiğim günler olur.
 Yolculuğum sabahları ara ara ağlamak ile başlar. Başta gözümü korkutur bu ağlama, ne için ağladığımı bilmem ve ağlamamı durduramayacağımı sanar, korkarım. Bazen bulunduğum yerde,tek bir noktaya bakmakla başlar, eğer bir ağaç dalına veya denize bakıyorsam sabahı öğlene getirtirim, sadece bir nokta ise bir süre sonra bozarım bu baka kalma oyununu. Yani, çoğu zaman bir durma eyleminden yola çıkarım yağmurlu günlerde.
 Zamanı istediğim kadar veririm kendime ve zamanın alan ile ilişkili olduğunu bir kere daha anlar, kendi alanımı kurarım. Bunu hem kurmak, güneşli hava gelince de kurmayı durdurmak bana aldığım mesafeyi gösterir. Fakat güneşli havaların bazıları beni öyle mutsuz eder ki, dikkatsizlik ve tatsızlık kendini gösterip, kurduğum alanı açık bırakırım. Açık bırakınca da, güneşli havayı seven kalabalık yapan insanlar kurduğum alana girmiş olur. Bir müze ziyareti gibi.
 Yağmurlu günler olağandan fazla  klasik müziğe yer ayırdığım günlerdir. Saatlerce laciverti, mavinin tonlarını düşünüp klasik müzik dinlerim. Bu müziği özlediğimi de, işte dikkatsiz ve tatsız olduğum günlerde fark ederim.

Devam edeceğim, hava güneşe dönüyor, dedi.

No comments:

Post a Comment