Thursday, June 28, 2018
Nehirlerce Oradan Denizlerce
Bu bir aile tablosu ve kendi oluşturduğum ailem, dostlarım da bunun içindeler.
Nehir gibi akıyorlar.
O bu nehirde, sabır ve gücün rengi. Dünyada göremeyeceğim kadar değerli bir taş gibi, en güzel lacivert olan belki ve parladıkça parlayan, gözleri gibi.
O ise, nostalji ve gücün rengi. En güzel reçel, en güzel portakallı revani. Zerafetin, kibarlığın, nazikliğin rengi. Gardrop içindeki sabunların kokusu, müge çiçekleri. Nostaljinin hali. Baylanın frambuazlı pastası. 45likleri, plakçalarları, plakları sevmenin dnası.
O yalnızlığın rengi. Derin ve deli ve renkli.
O sadakat ve şefkatin rengi. Kiler kokusu, zeytinyağ sabunu kokusu, zeytinin kokusu; silor, kuymak ve en güzel yemeklerin kokusu. Bembeyaz köy yoğurdunun rengi ve dokusu. Fırın ekmeğinin tadı ve kokusu. Saf tereyağ kokusu. Süt kokusu. Yaprak kokusu. Saflığın ve saf duygularımın tortusu.
O gayenin rengi. Amaçsız yaptığı bir hareketi görmedim.
O apar toparlığın rengi, toplayıcı, iş bitirici. Biraz şuraya oturayım, biraz buraya oturayım der ama bir ev toplanacak, bir helva kavurulacak, misafirler gelecek telaşı içinde börek açılacaksa ondan iyisi olmaz.
Devam edeceğim, dedi.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment