İstanbul nedir bilir misiniz?
Rakıdır,balıktır denizi görünce oh deniz demektir!
Dolmabahçe'de ağaçlı yolu görüce ağlamaktır.
Beyoğlu'nda gülmektir,fotoğrafları hatırlamak,sevdiğin insanları bir bir kaldırımlarda sokaklarda merdivenlerde hatırlamaktır.
Arnavut kaldırımdır,yokuştur,esnaftır;antikacıdır,falcıdır,şaraptır.
Martıdır en önce,martıların kanatlarına bakmaktır,uçuşlarını seyretmektir
Vapurdur,simittir,çaydır,suratına vuran denizdir.
Ağlamaların,aşkların,anıların en güzelidir.
Gözleri hep dolu rimeli akmış kırmızı bir kadındır.
Düşünen gölge gibi bir adamdır.
Nefestir,kocaman bir nefes.
Aşkı hatırlattı bana,bu sefer.
Aşk ı hatırladım.
İstanbul'a bir kere daha aşık oldum.
Şimdi gözlerime İstanbul'u hapsedip gidiyorum,yine.
Bu seferki ziyaretimde,diğerlerinden farklı olarak,İstanbul'u daha çok öpesim,ona daha çok sarılasım geldi.
Arabada giderken,hep camdan kafamı çıkardım,rüzgarı iyice yiyeyim diye,nefes gibi kocaman içime çektim;
vapurda giderken ,oturmadım kalktım, vapurun ucuna gidip deniz kokusunu kocaman içime çektim,Beyoğlu'nda sallandım hiç acelem olmadan yürüdüm;sarhoşları,türlü türlü renkleri gözlerime hapsettim.
Galata'ya uzun uzun baktım,onu da gözlerime hapsettim.
Martı gibi kanatlarımı açtım,kocaman sarıldım İstanbul'a ve onu kendime sakladım,kanatlarımın altına yerleştirdim.
Şimdi tüm bu biriktirdiklerimi kendimle beraber götürüyorum yine.
İstanbul hasrettir.
Wednesday, June 13, 2012
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment