Sunday, June 17, 2012

Kalbimdeki Deniz

Dönerken bu sefer yanıma,bir martı biraz da deniz suyu aldım.
Çatıyı,odamı özlemişim.Ama sanki bu sefer yarın ölecekmiş veya yıllardır o odaya girmiyormuşum gibi hissettim
Dört günde doğrunun ne olduğunu gördüm.
Sonra,diğer unuttuklarıma baktım,üzerinden yıllar geçen şeylere.
Sahile indim,denize baktım uzun uzun.
Aşkı hatırladım,sevmeyi hatırladım.
Gelirken de giderken de martılara baktım,onları izledim.
En çok da onları özlemişim,sonra da denizi.
Çok servet-i fünun a yaklaşıyorum böyle olmuyor ya.

Uçakta,gidemeyecek gibi oldum,bir gözüm martılara takılı kaldı,kalbim denizde kaldı.
Bir yandan buradaki yaşamımı düşündüm,parçalara bölüne bölüne,yine geldim.
İnsanlar,sanırlar ki bu yazdıklarım hep düzyazı,şiir ama öyle değil.
Suratımı bir tek martılar güldürdü,deniz,Dolmabahçe,o oda güldürdü sonra yine dağıldım,yaşlandım.
Odam dediğim yerde tavana bakaduruyordum solda duvarda,karaladığım yazıya baktım,bir de o güldürdü suratımı.
Artık tek istediğim,İstanbul'da bir evim olsun,balkonunundan tüm gün işim yokmuşcasına martıları izleyeyim.Çünkü yıllardır insanlara ve kendime anlatmaya çalıştığım şeyi aslında çok sevdiğim şairlerden biri de birkaç cümleyle anlatmış.Ben de bunu şu tek cümleyle anlatabilirim ki;bundan sonra,sadece İstanbul benimmiş gibi yaşayacağım,ne kol ne el,ne para ne ev hiçbiri bana ait değil gerçekten.Bir müddet ait olsa da sonra uçup gidecek o yüzden gel saki,sadece İstanbul benim olsun.Ama yine de aradayım.
Çok arada kaldım,çok;bir yandan İstanbul nefes gibi,bir yandan burası ...
Ah dağlar ah denizler ah nehirler aah

No comments:

Post a Comment