Ha sahi ya,biliyor musunuz neden bu kış bu kadar sıcak ve neden temmuz ağustosta ağlayacağız?
İnsanoğlu yedi bitirdi dünyanın bütün suyunu ve su vıdılarını da ondan.
Oh mis gibi olacak yazın.
Zaten en sevmediğim mevsim yaklaştıkça geriliyorum.
İlkbahar da yaklaştıkça daha da geriliyorum;çünkü insanlar anlamsızlaşıyor.Zaten huyları...
Çöp torbası dedim şeyden,
Millet dünyayı kurtarıyor,çalışıyor,para kazanıyor,
Ben de bütün gün düşünüyorum.
Bununla acaba daha ne kadar yaşayabilirim?
Bir gün geldiğinde,işleri yoluna koyma yeteneğim ve tek yapabildiğim şey düşünmek-çalışmak vs yerine-ile su alabilecek,karnımı doyurabilecek miyim?
Arkadaşlarım,dostlarım,tanıdıklarım hep çalışıyor.
Sonra evlenen,nişanlananlar falan da oldu.
Tıkırlığa bak.
Ben de işte,tıkırlık yaklaştıkça uyuyorum.
İnanır mısın daha geçen gün,bir yere curriculum vitae bıraktım,sonra da dönüp yok bırakmıyorum deyip geri aldım.
Ne sistemi,ne düzeni,neyi zorluyordum?
Hadi çalışmaya başladım,para kazandım,güya bir de bundan mutlu oldum,ne olacak yani ya soru bu değil de açmıyorum şimdi.
Bunları bir yere koyalım şimdilik,
Asıl bağırmaya çalıştığım şu,
Çerçevelerdeki fotoğrafları kaldırmaya elim gitmiyor ama,kaldırmam lazım,çünkü artık beni mutsuz ediyorlar,beni iyi hissetirmiyorlar,fotoğraflardakiler uzaklar.
Kaldırıp,masayı dümdüz bembeyaz bırakırsam,aklım belki kendini damıtır,su gibi.,ruhum da.
Öldüğümüz zaman söyleriz birbirimize artık;seni çok seviyorum,seni çok özlüyorum,seni düşünüyorum,seni dinliyorum;seni dinlemek istiyorum,sana anlatmak istiyorum,senin sesini duymak istiyorum...
Öldüğümüz zaman.
O yüzden,geçer bu da geçer.
Nasıl olur da kendi kendine geceyle gündüz,
sahipsiz olarak nasıl gelir, nasıl gider demezsin?**
*Mehmet Günyeli'nin aynı isimde,bir fotoğrafı vardır.
No comments:
Post a Comment