Artık,kendimi dinlemekten ve yalnızlığımdan çok hoşlanmıyorum.
Bu biyolojik bir ritim mi bilmiyorum,bir ad koymak,bir sınıf içine almak,tanımlamak istemiyorum bu durumu ama eskisi gibi doğal,kendiliğinden değil ve bana rahatsızlık veren bir hal aldığını fark ediyorum.
Daha vardır ama zamanı,vardır.
Daha bu sabah,zamanla oturduk bir terazinin karşısına,konuştuk,
Ne o çıktı tartıya,ne ben.
Öğlen oldu.
Hava birden bulutları sildi,bir gürültü içerisinde yağmur yolladı.
Koşturdum.Yani yağmurdan kaçarmış gibi koşturdum ama aslında kaçmıyordum,fakat tüm insanları bir panik alınca,onlarla beraber uyum içinde olmak için,koşturuyormuşum gibi yaptım.
Tamam dedim akşamüstüne doğru,tamam zor ama öyle bir mutluluk içinde zorluğu bir an kabul ettim ki,ağır gelmedi hiçbir şey,hayallerimin oluşu bile.
Akşam oldu.
Her şey birikti.Birikmişti.Ayıklamak lazım.
Yine yazmak,çizmek lazım.
Notları temize geçirmek lazım,ricordi diyor italyanlar;hatıralar,hatıraları unutmamak için kaydetmek lazım.
Midemi iyileştiriyorum,teşekkür ediyor gibi.
Saçlarımın azalışına,hoyratça kendiliğinden kopuşlarına şaşırıyorum.
Uykularım da teşekkür ediyor gibi.
Uykuya kavuştum ama uyku da bilir ki,
Ben uykuya kavuşunca,bu sefer diğer birçok şey çok yavaş hareket eder.
Bu çok uyuyorum anlamında değil.
Yalnızlık duygu durumundayız.
Konu ağır falan değil,sadece derin.
Yalnız olmak,yalnız kalmak,yalnız bırakılmak;yalnız yalnız,yalnızlaşmak...
Kendi dilimde,yalnızlık için bir tek cümle söyleyeceğim,ki bu cümle sonra genel birçok cümle ile buluşsa da,kendimce anladığım yalnızlık için:
Artık yalnız kalmak istemiyorum.
No comments:
Post a Comment