Sunday, May 18, 2014

Yazı İle Anlatılanlar Ve 24 Yaşta Sactaki Gözle Görünen Beyazlıkların Buradaki Konumu

Bir pazar akşamını pazartesiye bağlayan gecede:
Bu bir anlatım yolu mu manyaklık mı bilmiyorum.
Bir anlatım yoluyken,manyaklık mı oldu yoksa manyaklığa yatkınken,bir de yazıyla sürekli olarak bir şey anlatmak,tuzu biberi mi oldu bilmiyorum fakat, fark ettim ki yazıyla ne çok şey anlatıyorum,anlatmaya calışıyorum;şiir defterleri,günlükler,kitap arasındaki notlar,alınacak kitapların defterleri,izlenen izlenecek olan filmlerin defterleri;ajandalar,günlük defterler,notlar;proje defterleri,fotoğraf defterleri,notları;obje kayıtları,atılan tarihler,yayın akışları;beslenme günlükleri,sağlık defterleri...

Kuaförüm-herhangi bir tüketim stratejisi olmaksızın,çünkü o bir mahalle kuaförü-laf arasında,saçımdaki beyazlara yakınmama:'bak o tepeden çıkanlar çok düşünmekten olur,düşünmeyeceksin şekercim'dedi.
Bu tabii biraz da kuaförde konuşulmak zorunda olan anların getirdiği bir boş laf salatası da..bilirsiniz ki daha da uzatırsanız,bu tip sohbetler işte kader ne yapacaksın a  gelir veya Ayşe'nin eteğine ama,o anlar aynı zaman da bunlara kadar gelse bile,bir kafayı boşaltma durumudur;çünkü o 'boş'anlar içinde kafayı alır şarja takarsın,pardon burada iphone umu şarj edebileceğim bir priz var mı,gibi jenerasyonumun günlük problemi olan iphone şarjının çabuk bitişi ve şarj edilmesi gerektiği gibi,benim de kendi aklımı şarja koymam gerekiyor.
Bunu,Şaziye abla ile konuştuktan çok sonra fark etmiş olarak da,o anı gerçekten boşaltarak yaşıyorum.
Ne diyordum..dalındı yine...
Ayni şekilde bazı doktorlar da alanlarına göre,göz altlarına,migrenlere,midedeki sancılara,dermatolojik muaynedeki spot ışık altında yakınmalara bakarak,bunun genetik olabileceğini ve yine-bazıları-çok düşünmekten oluşabildikleri kanısında.Tabii doktorda en fazla on dakika geçirdiğin için,test mest veya ağir bir durum yoksa,bu kafayı boşaltma halinin hızlandırılmış versiyonunu yaşıyorum,hatta bazı doktorlar öyle rahat ki,durum isteşe dönüşerek,beni rahatlatan doktor oluyor.Sen kalkıp gidiyorsun,Molierin hastalık hastası Argan'ı gibi doktora,aman doktor midem çok fena diyorsun,e illa ki bir yere vuracak diye rahat bir tavırla senin o endişeni öyle mat ediyor ki,neden orada olduğunu sorguluyorsun bir an.
Bu da bir tür 'boş'konuşma anlarındaki o şarj anını yaratan bir terapi aslında..
Velhasil beyaz sacla ilgili bir sonuca geleyim,evet kendileri üzüntüden de aniden çıkabilir,çok düşünmekten de,genetik bir getiri olarak da...simdi abartmayalım,adet olarak olduğundan,henüz nine olmadım ama beyaz sacı bir yere koyacağım elbette,görülüyor sonuçta.Bir bayan için ah vah bir vaka başlangıcı.
İtiraf edeyim Romalılar yoruldum,aynı saniye içinde aklımdan bin küsür kelime ve bunların o bir saniyede oluşturduğu cümleler ve o bir saniye içinde oluştukları düşüncelerden ve bunların dilime gelip tam ağzımdan çıkacakken yazıya dönüşmeleri ve böylece konumlandıkları türlü ve sayısız defterlerden yoruldum.
Defter veya yazıdan yorulmadım esasen,burada sanıyorum tartışığım bir sistem,bir düzen.Hani düzensizliğin içindeki düzen,düzenin içindeki düzensizlik ama o kadar da fizik-matematik kuramı değil.
Böyle şeylerdi.
Gündüz başka gece başka...gözlem,yazı,kalem,kelam,anlatım,söz sözcük sühan.
Söz,sözcük ve şiir sühandır.
Bunların hepsi aynı adamdır.


No comments:

Post a Comment