Monday, November 17, 2014

Aykız

Bir kadın tanıyorum, ağlıyor,
Ağlamamak için yazıp çizerken ağlıyor,
Harfi yazıyor,
Ağlamış oluyor.

Mütemadiyen o denizi, o maviyi arıyor
Bazen bir dağ arıyor,
Karşısında saatlerce oturacak, uyuyacak.
Susuyor.

Bir kadın tanıyorum, bazen ağlayamıyor.
Bir gün buzdolabını açıyor,gardorobundan bir kazağa uzanıyor,
Kahveyi bekliyor, yemek hazırlıyor
Ağlamış oluyor.

Bir çocuk tanıyorum, yalnız büyümüş ve
Büyüyen.
Çocukluğunu, çocuk oluşunu anlatamıyor.
Haksızlık diyor, yalnız büyüyorum diyor ve hiç kabullenmiyor.

Kırgınlığını, kızgınlığını
Çocuk oluşunu, büyümekte oluşunu
Hala on yaşında oluşunu, çocukluğunun zamanının on yaşında durduğunu;
Bir anneyi, bir babayı ve bir aileyi,
Annenin ellerini, babanın gülüşünü;
Babanın yorgun uzanışı, annenin sesini,
O evin ışığını, ışığın, seslerin, nefeslerin evi ev yapışını;
Babanın yokluğunu, annenin oluşunu,
Annenin yokluğunu, babanın olmaya çalışını, olamayışını, olmadığını
Yalnızlığını
Anlatamıyor.

Bir tek o deniz anlıyor,
O mavi dinliyor,
Onunla uyuyor,
Onunla düşünüyor.
Sakinleşiyor.

Kırgınlık ve kızgınlık bir mavi oluyor,
Yalnızlık hep onunla kalıyor,
Zaman oyun oynuyor, birliktelikleri ona farklı gösteriyor;
Yalnız kalmayacağını gösterir gibi ilerliyor,
Zaman ilerliyor,
Bir havaalanında yalnızlık geri geliyor.
Bir gösteri olduğunu, bir görüntü olduğunu anlıyor.

Bazı sabahlar,
Anne telefonu almak istiyor,
Bütün sabahlar
Baba telefonu almak istiyor.
Bütün geri kalan günler,
Babayla olmak istiyor, babayla olmak istemekten korkuyor.
Babanın elleri, gözleri, sesi bir gün,
Anneyi ziyaret ettiği yerde olacak diye bundan korkup kaçıyor.
Çocuk geliyor, çocuk hep oluyor.
Yalnızlığı onu üzüyor, kaçmak istemiyor
Geri dönüyor,
Baba,
Bir görüntü içinde
Onu ziyaret edeceğini söylüyor.
Baba, on yaşındaki çocuklarıyla geziyor,
Baba, on yaşındaki çocuklarıyla oluyor;
Elleri, sesi, uzanışı; gülüşü, susuşu, öğretişleri...ile
Baba kardeşlerini hiç yalnız bırakmıyor, onları yalnız büyütmüyor
Babayla büyümek neydi, nedir tekrar soruyor,
Düşüncesinde bir yere geliyor,
Ağlamaya başlıyor.

Kızgınlık geri geliyor,
Öfke oluyor,
Kıskançlık oluşuyor,
Kırgınlık daha kırılacak bir yer var ise, orayı arıyor
Buluyor ve hem orayı hem de daha önce kırdığı yerleri
Kırıyor.
Tam o an da, o denize koşup,
Onun tam karşısına oturup,
Vapur ve martı sesi arasında
Uyuya kalmak, düşüncelerini bırakmak istiyor.
O denizin onun olduğu yere hiçbir zaman gelmeyeceğini biliyor,
Onu ziyaret etmeyeceğini biliyor.
O o denizden biri, o deniz ondan bir mavi.
Onu, adım attığı her yere taşıdığını biliyor.
Onunlayken bile onu taşıdığını biliyor.
Bunun bir bilinç, bir erdem, bir emek, bir işlenmiş olgu olduğunu biliyor.
O şehirde doğuşunun armağanı.

Ağlıyor.
Susuyor.
Geçiyor.Zaman.
Deniz, zamanı bekliyor.
Kırgınlık bekliyor, kalıyor.
Kızgınlık susuyor, diniyor, işleniyor.
Hayalgücüyle büyümüş oluyor. Bunu bırakmıyor. Bu işleniyor.
Büyümeye devam ediyor. Yalnız.
Yalnızlık hayal edilemiyor.

No comments:

Post a Comment