Yirmi üç yıl yaşamışım,
Şimdi yirmi dört yıl yaşamaya başlıyorum.
Öldüğümde bunları unutacağım ya,
Şimdi,hatırlamak için yazıyorum.
Geç otur da karşıma,
bir anlat bakalım şu yirmidörtten gün alınmaya başlanmış, yirmiüç yılın tamamı ve yirmidördüncü yılın bir gününü.
Yarın ne kadar sürer? Sonsuzluk ve bir gün kadar.
Bir koy tartıya bakalım ne kadar çekecek?
Sahi ya, nasıl geçti bu yıllar, onu bölen aylar, onu bölen günler, onu bölen saatler, saniyeler?
Bir anne ve bir babadan meydana gelen bir kız çocuğuyum.
Onların seslerini, kokularını, onlara dokunmayı unuttum.
Erkek olsaydım, adı Ozan ve Görkem düşünülmüş,
İki olduğumda, bir olamazsam hırçınlaşan,
Aileyi, bir anne ve bir babadan oluşan bir şey sanan bir kız çocuğuyum.
Babasından çok az masal dinlemiş bir kız çocuğuyum.
Babasıyla yaşadığı bir küçük anı bile,
Alıp sarmalayıp kutusuna koyan
Sonra, kutusundan çıkarıp onları seven ama sevgisini nasıl göstereceğini bilemeyen,
Yanlış anlaşılan bir kız çocuğuyum.
Babasıyla arasına bir uzaklık ölçü birimi biçmiş bir kız çocuğuyum.
On yaşından sonra, doğum günlerini ayrı ayrı kutlayan bir kız çocuğuyum,
Kapılardan alınan ve uğurlanan,
Kapılarda karşılanan bir kız çocuğuyum.
Bir ruhum.
Bir aklım.
'Yaşadığımız ve geçip giden her an ömrümüzün sayfaları arasında sıkışmış bir çiçek gibi sararır solar.Sonra anımsarız;renkler,sözcükler,kokular,zihnimizin derinlerinde kristalleşmiş duygular.Anımsadıkça onları yeniden yaratırız,tekrar tekrar.Her seferinde biraz daha değişirler.Gerçeği unutup artık anımsadıklarımızla avunmaya başlayınca anlarız ki koskoca bir hayat geçip gitmiş içimizden…Geriye garip,hüzünlü bir boşluk kalmış…O zaman başlarız anlatmaya.Başkalarının anılarında yerde yer edinmek,orada yaşamak için… '
&
'Hayatıma giren herkes,hayatıma katılmış,artık benim hayatım olmuş demektir.Annemi,babamı,Mete'yi,ablalarımı,babannemi,mahallenin bakkalını,öğretmenimi,Gülden'i,Lemi'yi düşünüyorum bugün.Onlar olmasa,anlatacak ne kalırdı geriye.
Ayrılık hüzün verir.
Bugün de hayatımdan giden herkesin arkasından el sallıyorum.Hiçbirinizi uınutmadım ve hepinizi unuttum.
Hoşgeldiniz,güle güle'
&
'Hayat yaşarken geride bıraktığımız izlerden oluşan bir yoldur.Hepimiz hayatta iz bırakırız,kimini bilerek,kimini bilmeyerek ama hayat;bıraktığımız izlerin hepsine sahip çıkar,saklar.İnsan,her yıkımdan,yeni bir başlangıç yaratabilir.Her başlangıç yeni bir hayattır.İnsan bir ömre,birçok hayat sığdırabilir.'
Sonra, sahneyi arkasıyla önüyle bütünüyle sevmeyi keşfeden bir insan oldum.
Yirmi yaşından sonra, stresi siniri, boynunun soluna vuran; bunu her unutup boynunu döndürdüğünde, kafasını çeviremediğini anlayınca buna gülen;
İnsanlardan sıkılınca, elini alnına götüren, kaşınmadığı halde alnını kaşıyan,
Dudaklarıyla, kolyesinin zinciriyle oynayan bir insanım.
Bazen sağ eli yazı yazmaktan yorulunca, kalemi sol eline alıp,
Deneyen bir insanım.
Sağ sol ayrımı yapmayan bir insanım ama sorarsan,
Kalp solda diye herhalde sol'u daha iyi dinleyen, daha bir seven insanım.
Bazı klasik müzik notalarına, aklı, kalbi dayanamayan bir insanım.
Fotoğraflamayı çok seven bir tutkuyum,
Fotoğrafı bir sanat dalı olarak göremeyecek kadar naif bir gözüm.
Bir andım.
Bir anım.
Senaryolar yazıp, bunu akabinde oynayan, oynatan bir oyuncu,
Bir hal,
Bir düşünce ve zekayım.
Bazı sabahlar, önümdeki sonsuz etkinlik kağıtları, boyalar, defterler içinde; kendimi kendi galerimde sanan, hatta bu hali sürdürüp sanki bir sergi geliyormuşcasına heyecanlanıp kahve yaparım.
Bazı ozanların bazı şiirlerini canı kadar seven bir göz, kulak ve kelimeyim.
Bir şiirim.
Bir sesim.
Bir ozan tanımış bir kalbim.
Bir ozan olmuş tebessüm, öfke, gözyaşı ve sevgiyim.
Bir ozanım.
Çünkü 'sen sevgilim ileride, biraz daha ileride
Bir tarihe başlayacaksın, orası işte
Benim tarihimle başlar.'
Martıyı çok seven bir sevgiliyim.
Lacivertim.
Giden çok insanı olan,
Hep de en bi sevdikleri giden bir insanım.
Limonu çok seven bir burnum, gözüm.
Bir Limonlu Bahçe'yim.
Bir çamım.
Bir Emirgan, bir Kabataş, bir Gümüşsuyuyum.
Bir Gül Sokak, bir Erol Dernek sokak, bir Bay Retro,
Bir Turnacıbaşı Caddesi,bir Çukurcama
Bir Urban'ım.
Bir Galata'yım.
Hatta o kadar Galata'yım ki
Kalbim dayanamaz bile bu oluşa.
'Kim söylemiş beni
Süheyla'ya vurulmuşum diye
Kim görmüş ama kim,Eleni'yi öptüğümü?
Yüksek kaldırımda güpe gündüz
Melahat'i almışım da sonra
Alemdar'a gitmişim öyle mi?
Onu da sonra anlatırım, fakat...
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya galataya dadanmışız
Kafaları çekip çekip orada
Alıyormuşuz soyuğu
onu da sonra anlatırım...
Ya o mualla'yı sandala atıp
Ruhunda hicranını söyletme hikayesi...
Geç bunları, anam babam geç bunları
Bir kalemde
Bilirim ben yaptığımı'
Denize dalakalmalara doyamayan, denize dayanamayan bir ruh,Bir beden ve akılım.
İstanbul'u kıskanan bir insanım.
Edebiyatı lisede, tarihi üniversitede sevmiş,
İtalyanca ile başlayan hayatımda, aile oluşturmuş bir insanım.
Önce Galileo Galilei İtalyan Lisesi,
Sonra, onun peşinden takılıp gelinen İtalya'da
Signora Rosalba ile, Milano ile ailesini oluşturmaya başlamış bir insanım.
Bir avucu canlar,dostlarla dolu,
Bir diğeri, canlarla dolu ama kan revan içinde olan bir insanım.
Aklının odasından çıkıp yere düşen,
Düşüp yere kırılanları, kendi elleriyle özenle toplayan bir insanım.
Kırgın bir insanım.
Kırılmış bir insanım ama ,
Kırgın diye kırmayan bir insanım.
Bulaşık yıkarken kıvırldığı halde suya giren kıyafete,
Evden tam çıkacakken ve acelen varken çözülmeyen kablolara, takı zinicirlerine sinir olan bir insanım.
Öfkesini dağlara, denizlere anlatan,
Dağlara, denizlere bağıran,
Denizlere ağlayan ama,
Artık ona da ağlayamayıp, dalakalan bir insanım.
Mutluluğu aramayan,
Huzuru içinse elinden gelenin daha da fazlasını yapan bir insanım.
Sonra, bir yerden sorna huzurla mutluluğun terazide aynı çektiğini fark eden bir insanım.
İstanbulum.
Bir Dolmabahçe'yi yürüyüşüm.
Mutluluğu, bir yirmi beş Ekim'in, Kadıköy-Beşiktaş vapurunda bırakmış bir insanım.
Bir inci kolye, bir saçları örgülü gülen saatim.
Bir gölgeyim.
Bir Olivya Geçidi'yim.
Bir salladıkça dökülmeyen şekerliğim.
Bir 'sevgili yaredir sinede' diyenim.
Rembetikoyum.
Sirtakiyim.
Türküyüm.
Biraz Rumum. Biraz Ermeni. Biraz Gürcüyüm.
Biraz Bilecikli biraz Artvinli biraz İstanbulluyum.
Biraz Osmanlı, biraz Bizansım.
'Cam buğularının her yerine,her yerine adını yazdım;
Sokaklara,apartman girişlerine,kapılara,market çıkışlarına yazdım'
'Ben bunları kimseye anlatmadım'diyenim.
'Bulut geçti
Gözyaşları kaldı çimende
Gök rengi şarap
İçilmez mi böyle günde
Seher yeli eser
Yırtar eteğini gülün
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün
Bu yıldızlı gökler
Ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez'
&
Acılar olmasaydı hayat çok kısa olurdu.
Hatırlayın,çocuklukta günler ne kadar uzundur,mevsimler yıllar bitmek bilmez.
Biz büyüdükçe günler kısalır,zaman daha hızlı akmaya başlar gitgide ve zaman,saatlerle,günlerle yıllarla ölçülmemeye başlar.
Akrep ve yelkovan unutulur.
Zaman,
Zaman,
mutluluk ve mutsuzluk arasında sallanan bir sarkaçtan
ibaret olur.'
Bir günüm.
Bir arayım.
'Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.'
Bir aileyim,
Kendi kendine büyüyen, kendi kendine yaşlanan.
Büsbütün bir aileyim..
Bir yalnızım.
Yalnızlığı hep kendi seçen bir insanım.
Sonra, yalnızlığın daha derin bir anlamı olduğunu anlayan
Bu seçimi artık seçemeyen,
Kendi sırtını sıvazlayan bir insanım.
Sorumluluğu, sadece kendi için üstlenebilecek bir insanım.
İlla ki soracak olursan, bir damlayım okyanusta.
Açık Radyoyum.
İlla ki soracak olursan, bir damlayım okyanusta.
Açık Radyoyum.
Doksanlara ait bir insanım.
Bir Bozcaada, Adatepeyim.
Bir Bozcaada, Adatepeyim.
Adaya, en çok da Burgaz ve Heybeli'ye düşkünüm.
Haritada bir adayım.
Bir 'Havada Bulut'um.
Haritada bir adayım.
Bir 'Havada Bulut'um.
Bir rumum.
Bir karadenizliyim.
Bir İstanbul'luyum.
Bir Anadolu'yum.
Bir Osmanlı'yım.
Bir kere bir Bizans'ım.
Her şeyden önce, bir semazenim;
Aynı anda ateşin içinde hem ateşi hem suyu arayan, bulan
Hem arayan,hem kavuşan bir neyim.
'Ben neyin sesiyim?'
Bir hüsnüm
Bir aşkım.
Bir Aralık'ım
Ben zaten başka bir şey,
Ben zaten bir pazar gününden başka bir şey olamazdım.
'Bütün güllerden derin bir sesi var gözlerinin'
Bir lavantayım.
Bir Londra'yım,
Hem başlı başına hem de babasıyla paylaşılan bir an olan Londra'yım.
Bir İtalya'yım.
En bir çok Sicilya,
Biraz da Toscana'yım.
Bir İtalya'yım.
En bir çok Sicilya,
Biraz da Toscana'yım.
Rüzgar eser,zaman geçer...
No comments:
Post a Comment