Hava yağmurlu mu diye bakacağız pencereden...*
Uykumda, bir evin bir odasında, yatağa yatırılıyordum. Öyle ağırdım ki, biri beni sakince yatağa yatırıyordu ve uykumda, uykuya dalıyordum. Hava yağmurluydu, griydi; yattığım odadan, karşı evin penceresi görünüyordu. Soluk beyaz perdesi uçuşuyordu, gözlerimi ağırlıkla kısık kısık açtım ve uçuşan perdeyi gördüm. İçim kasvetle doldu, nefesim darlaştı ve yattığım oda solgundu; odaya şöyle bir baktığımda nefesim daha da darlaştı. Nefesin darlaştığında insanın inip kalkan göğüs hareketiyle, yataktan irkilmeye çalıştım. Kalkamadım ve beni boğan nefesle, bir el hissettim belinde. Arkamı döndüm.
Eliyle bana sarılmıştı. Nefesim bir anda can buldu ve onun olduğunu anlamamla, huzurla uykuya daldım.
Hayatımda, çok elle tokalaştım, isimlerini tanıdım, onları tanıdım. Bir isim, isminin anlamı ve tüm iradesiyle hayatımda her zaman can buldu, hiç solmadı. Yaşayan bir hücrem gibi her zaman benimle, şairene, yaşamaya devam ediyor, bugün bunu bir kere daha hatırladım. Onun varlığı:
' İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti' ve içimde ikinci bir insan gibidir o.
Sunday, April 24, 2016
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment