Monday, February 13, 2017

Ada


Şimdi Sevişme Vakti

....
 "Söylemeliyim
   Yok
   Yok...meydanlarda bağırmalıyım,
   Bu küçük
   Güllerin buram buram tüttüğü
   Anadolu şehri kahvesinde
   Kiraz mevsiminin
   Sevişme vakti olduğunu."

"Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan'dan, Orhan Veli'den, Yunus'tan..."

Yeis

"Akşamüstleri geliyor
Tam insanlar işten çıkarken.
Salkım salkım tramvaylardan
Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor
Namussuz, akşamüstleri geliyor.

Neremden yakalıyor; bilmiyorum
Ben tam sevmeye hazırlanırken
On altı yaşındaki sevgilimi.
Elini elimle tutmak
Yirmi dört saatte bir
Sıcak bir laf dinlemek isterken...
Rezil...Tam o saatlerde geliyor!"

Sicilya Ormanları

...
"Bu Adriyatik dalgalarına,
Gemilerin yelkenlerine sardığım kalp.
Sana gel diyorum.
Bekliyorum.
Gelmezsen
Sicilya ormanları
Gökyüzü kadar esrarlı
Ve intikamcıdır ha!"

Arkadaş

...
"Yalnız yine böyle kumral akşamüstleri
Yapayalnız kaldığım kasım akşamları
Buruşuk manton, dağınık saçların, mürekkepli ağzın ve hemşire
Çehrenle
-Ayaklarını bir sandalyeye dayayıp-
Bana iki satır bir şey söyleyeceksin:
'Bugün ne yaptın mı, çalıştın mı?'
İstersen sonra kalkar, gezmeye gidersin
Bensiz...
Sen bilirsin. "

O ve Ben

"Sana koşuyorum bir vapurun içinde
Ölmemek, delirmemek için...
Yaşamak; bütün adaletlerden uzak
Yaşamak...
Hayır değil, değil sıcak;
Dudaklarının hatırası;
Değil saçlarının kokusu
Hiçbiri değil.
Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
Ben onsuz edemem.
Eli elimin içinde olmalı,
Gözlerine bakmalıyım,
Sesini işitmeliyim.
Beraber yemek yemeliyiz
Ara sıra gülmeliyiz.
Yapamam, onsuz edemem.
Bana su, bana ekmek, bana zehir;
Bana tat, bana uyku
Gibi gelen çirkin kızım.
Sensiz edemem!"



No comments:

Post a Comment