Friday, September 27, 2013

Eylül

 Tam bir buçuk ay önce,14 Ağustos 2013'te,İstinye-Çengelköy vapurunda,fakat bu ses diyerek arkamı bir dönmüştüm ki,Tuncel Kurtiz eşiyle oturuyor.
Kendisine ayrıca,bir pazar günü İtalya'da da rastladım,21 Temmuz 2013'ta Rai5'de A Cavallo Della Tigre filminde.O gün,bir ayrı heyecanlandım,Milan'dayım ve televizyonda Tuncel Kurtiz var...
Bak görüyor musun,daha dün akşam içimi oyuşuma kızmış,kendi kendime ya insanlar nasıl ölüyor falan diye soruyordum,aklımın yine almayacağı tutmuş bir geceydi.
Sonra uyudum.
Tabii yeni bir sabaha uyandım.
Hatta uyanıp buradaki kapıcının şişe çöpü bidonlarını langur lungur çekmesine sövdüm.
Biraz daha uyudum.
Gözümü açınca da bu haberi aldım.
Bunu da kaydet unutma Eylül.
ve sevgili Tuncel Kurtiz bir Eylül oldu.

Eylül’dü,
Dalından kopan yaprakların,
Sararan yanlarına yazdım adını;
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa,
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül’dü,
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız,
Adımlarımızın kısalığı bundandı,
Bundandı gözlerimin durgunluğu.
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız,
Sen kadar zamansız molalar veriyordum
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.
Eylül’dü,
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.
Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya... Eylül’dü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin.

No comments:

Post a Comment