...
Adı Güzçiçeği imiş ama,tüm bahar goncalarının rengi ve kokusu tutuşurmuş onun yaşantısında
...
Ağladıkça,gökyüzünden yeryüzüne inciler dökülürmüş,sağnak sağnak...
...
Yüreğimizde zonklayan,baş ağrısı değildir.
...
Ağlamak faydasız,beklemek acı.
Sigaraların tesellisi yok eskisi kadar
Korkular nöbet tutuyor loş koridorlarda.
Bembeyaz karyolalarda kuşkular bekliyor,
Ellerinde bıçak bıçak dikenler
...
Çamlıca'ya değil,Boğaz'a değil;
Beni karşılamak için Haydarpaşa'ya değil,
Bir başka evrene gidiyorsun bu sefer
Dönüşsüz gidişler içindesin kaskatı
Şu hanımeli dalları,saçlarına değmiyecek artık
Kapının tokmağı bir daha dokunmayacak parmaklarına
Toprakların altında,
Gıcırdamayacak çakıl taşları.
Bu sefer bambaşka gidiyorsun
Gittiğinden haberi yok İstanbul'un;
Yıldızların,güneşin haberi yok.
Boğaz yine köpük köpük dalgalı,
Gülüyor,konuşuyor sokaktaki insanlar.
Her şeyi kendi evreninde yaşıyor eski düzen üzre
Kimsenin bir şeye aldırdığı yok,
Kıyametler kopuyor,
Bilen yok.
Bir dünya yıkılıyor,
Anlamıyorlar.
...
Gittin!
Bıçaklar senin göğsünü oydular;
Acısını ben duydum,
Karanlıklar senin kapını çaldı;
İçinde ben kayboldum.
...
Kelimelerin,harflerin,seslerin,çzigilerin ötesinde başlayan
Korkunç bir yalnızlık içinde,
Kahroluyorum ardından.
Kupkuru bir taş oturtmuşlar
Göğsümün sol yanına
Tanrı,göz pınarlarımı dondurmuş
Kafatasımın içi,kan ve kemik yığını
Hiçbir şey duyamıyor,düşünemiyor
Bir damla gözyaşı bile dökemiyorum.
...
Mutsuz boğulmalar içinde,
Bitik yüreklerimiz.
...
Sonra,
Salon kapısından gireceksin muhteşem,
Lacivert tayyörünün göğsünde,
Beyaz bir gül goncası;
Ellerinde kurdeleli paketler,
Bordo elbisenle bahçede dolaşacaksın akşamüstü
Krem rengi döpiyesin,
Hasır şapkan gülümseyecek bahçe kapısından.
...
İpek örtüler içinde değilsin!
Pencerenden gün ışığı vurmaz artık saçlarına
Kuştüyü yastık değildir başını koyduğun yer
Mezar böcekleri,
Dizlerine kapanmaz benim gibi tutkun
En güzel öpüşlere susamış dudakların,
Dudaklarımdan çok uzak.
Ölçüler üstü mesafeler var aramızda,
Aramızda otlar var;
Karanlıklar var,
Topraklar,betonlar var,
Çürümüş tahtalar,
Geçilmesi güç köprüler var aramızda.
...
Senin avuçlarını topraklar doldurmuş,
Benimkileri yeşil yeşil dikenler.
...
Lacivert bir karanlık basıyor
Usul usul
Dantelli göğüslerde
Gün batıyor.
Gitmenin böylesine ithafen.
Şemsi Belli
Wednesday, October 16, 2013
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment