Thursday, November 28, 2013

Benim Sevgili Yarim

Bugün,
Dersleri iptal ettim,'kendime bir gün ayırdım'ki 
Aslında her günü insan kendine ayırır,
Ama bu,' hayat çok güzel,çiçekler açıyordu kendin için ne yaptın 'lı kişisel gelişimsel cümleyi de es geçmeyelim tabii 
Ben bazen,İstanbul da geçirdiğim zamanların kokusunu yani, bir yerde zamanın içinde 'bulunduğum'mekanların kokularını duyuyorum.
Dün mesela,bir restauranta gittim ve tam çıkmaya yakın,sadece bir an,çalan müzik ve iç mekan renkleri,ısı,sözcükler bana Asmalı'yı mesela 'Şimdi'yi hatırlattı ve sanki,Retro'dan mutlu bir toz bulutu olarak çıkmış,Gönül Sokak'tan kıvırılıp bir kahve molasına doğru Asmalı'ya yürüyormuşum gibi geldi.
-Onun en sevdiği sokak hangisi bilir misin?
Onun en sevdiği sokakların birincisi bir geçit,Olivya Geçidi,sonra Gönül Sokağı,Asmalı'daki.
sonra Tel Sokak,sarmaşıklı,ve sonuncusu sevgili Erol Dernek Sokağı.
-En sevdiği ara ve kafe hangisi bunu söyleyebilir misin?
-Olivya Geçidi pek tabii ve Gölge Kafesi.
-Onun en sevdiği reçel hangisi bunu biliyor musun peki?
Kiraz reçeli,taneli.
Sakız reçeli bir de,Rum bir mahallede veya Ayvalık'ta yenirse.
-En en sevdiği ayı,rengi?Sonracığıma neye güldüğünü,neye yüzünü buruşturduğunu,makyajını nasıl yaptığını,neye sustuğunu peki?

Uzun zamandan sonra,
Bugün tarih 2013 olsa da,ben kendimi 2008,2009larda hissettim,
Çünkü o zamanki az yoğunluğumu bugün kendime hediye ettim.
Normalde,parça parça dinlediğim radyoları,müzikleri bölmeleri,parça parça okuyabildiğim kitapları,notları bölmeleri,bir saat şu bir saat bu gibi 'işleri'bölme düşüncemi,bugünlük yıktım.
Kahvemi de yanıma alıp,en sevdiğim kitabı okumaya başladım.
Yani şu günlük hayatın 'koşturması'içinde değil de,güzel güzel sakin sakin oturdum,dinledim,okudum ve 
Bir şey ile karşılaştım:Tiyatro.
Hikayenin Kadın Hali'nin bugünkü konukları Stüdyo IV ün oyuncularıydı.Evet,pek tabii duymuştum ama malum gurbetlikten,bir oyunlarını da izleme fırsatım olmamıştı ve onları,izleyememenin yanı sıra,koşturmadan sakin sakin inceleyemeyip,yazdıkları yönettikleri oyunlar hakkında fikir sahibi olamamıştım.
Kasım'ın hediye ettiği yirmisekiz rakamları günü,bunu başardım.Keyfim gıcırdı;kahve içiyordum,burnumda Asmalı Mescit'in,bastığım geçtiğim her yerin kokusu,bedenimde izleri vardı;oyuncular bir nehir gibi anlatıyor zaman tiyatro akıp gidiyordu,en sevdiğim kitabı,koşturmadan sakince okuyordum,düşünüyordum ve elbette gülüyorduk.
Gelelim Garajistanbul sana.
Ya ben o yokuşu in çık in çık,çok cereyanında kaldım ve bir klasikti,kafamı Garajistanbul'a sokup,büroşürleri toplayıp,ne olmuş ne oluyor bakıp,bLimonlu'ya gidip oturuyor,büroşürleri inceliyor,keyifleniyordum.
 Ben bunları yapıyordum,ben buralarda bulundum ve bugün görüyorum hissediyorum ki,hala bulunabiliyorum.
Bunu sadece psikolojik bir neden olarak görürdüm,fakat bence bilimsel bir yanı da var.Bu bir gerçek;dünyaya ait olan gerçek kelimesince.
Yanımda yürüyordun Milena,düşünsene yanımda yürümüştün*
Fakat,bu 21.yy ne illet bir hastalıktı;bir geçişten diğerine,her şeye yetişemiyordum,biraz da sen yap dedim dünyaya.Dünya naber Dünya.
Nasıl diyeceğim,teknolojinin kendimce göbeğinde yaşıyordum diye.Kendimce,çünkü benden sonraki nesil göbeğinde değil direk böğründe yaşayacak,hatta kırmızı olacak kan gibi.O olacak.
çok hızlı çok her şey çok hızlı.
Son olarak,stüdyo IV oyuncularının programda kurdukları bir kuple ile kapatayım:
'Bedenlerin  başka nasıl bir şeye dönüşeceğini merak ediyoruz.'

Teşekkürler Açık Radyo,Hikayenin Kadın Hali ve Stüdyo IV oyuncuları.

*Milena'ya Mektuplar,Franz Kafka

No comments:

Post a Comment