Sunday, October 5, 2014

Alla Ricerca Del Tempo Perduto*

 Bayram sabahlarına uyanmak istemiyorum. Sanki aradığımı bulamıyorum, tuhaf bir acı hissediyorum. Aynı zamanda da, değişik bir mutluluk hissi içinde oluyorum, adı özgürlük, olabilir. Bir şehri, sadece o şehri düşünüyorum ve hemen oraya gitmek istiyorum. Halbuki bir şehir, bu aranan şeyi, şefkati, nasıl karşılayabilir? Karşılayabileceğini hissediyorum ama yine de, gidemiyorum.
 Düşünüyorum Kabataş'ı, Gümüşsuyu'nu, Beyoğlu'nu; Emirgan'ı, Çukurcuma'yı, Karaköy'ü...ve onlarla beraber olduğum zamanlarda, geçtiğim yerlerini. O geçtiğim yerlerde, durduğumu, oturduğumu, orada olup, orada bu şeyi aradığımı düşününce, huzurlu oluyorum, sakinleşiyorum. Sanki beni bir şeyden kurtarıyorlar. Bazen, bazı şeyler ve bazı insanlar için oh iyi ki varlar diyorum, iyi ki onlar var, yani en azından onlar var. Bunu kendime söylememin sebebi, huzursuzlukla kaplı olduğum günlerde, onların beni kurtaracağını biliyor olmam, kendi kendime telkin, kendi sırtımı kendim sıvazlamam. Aslında bu çaresizliğin, ümitsizliğin, huzursuzluğun çözümü çok basit.
Hakla ilgili alıp veremediklerim var; haksızlıklar ben küçükken başladı, herkesin dünyaya gelişi gibi, ama ondan bir parça farklı, o parçada benim hayatım oluşundan kaynaklı.
Yazamıyorum.

Devam edeceğim dedi.


No comments:

Post a Comment