Monday, July 6, 2015

Yolları Çatallanan Bahçe

...
Burada atıyorum bir yüreği,
İnsanlarla aylaklık eden
Elbiselerimi üstümden ve 
Pırıltısını bir sözün
...

 Bir akşamüstü, kalktı, bıraktı portakal suyunu öylece
 Portakal suları öylece bırakmak içindir.
 Sadakate dayalı birçok şey öylece bırakılmalıdır, yani
 Bir masadan henüz kalkmış biri, bardağı, ağzını sildiği peçeteyi nasıl bırakıyorsa öyle işte...
 Kalktığı gibi, tuttu yüreğini,
 Attı yere ve
 Tepindi üstünde,
 Ahtapotların vurula vurula öldürülüşü gibi.

 -Eve git Feronia, eve.
 -ve su iç, temizlik yap mesela, kalan işleri tamamla...
 (Feronia düşünceli, tedirgin kalkar, masaya peçetesini bırakır)
 -Düşünme, düşün düşün düş olma; zaten bizler bu dünya için çok küçük organizmalarız, bir dağ düşün mesela, Il Promontorio del Circeo'yu düşün.
 -koskoca dağ, hiç yıkılmamış yüzyıllarca kalmış denizin bir ucunda...Sen ne için üzülüyorsun
 -Üzülüyor musun?
 (Feronia cevap vermez, sigara içip durur)
 Feronia iç ses- şu şeyi de bırakmam lazım, şu an da keyfimden tüttürmüyorum, keyfimden tüttürmeliyim oysa.
 -Hala düşünüp duruyorsun...Dağlar, denizler var, senin anlayacağın dilden sana betimlersem, kocaman kocaman dağlar, denizler...Senin şu düşündüğün şey, bir hiç.
Feronia cevaplar- bir hiç zaten. Varlığı, var olmasıyla alakalı. Ben kelimeler konuşacağım, içimi paylaşacağım zaman, yoksa, yok olmasıyla alakalıdır.
 -Var gibi olup yok olanlara tenezzül edilmemelidir Feronia.
 Feronia- kelimelerimin adedi var ve ben onlardan birkaçını ona söylecektim, onunla paylaşacaktım.
 - Güzel bir yemek ye.
 Feronia- Midem ağrıyor. Kramplar bitmek bilmedi. Yaz geçmek bilmedi.
(Feronia yaz sıkıntısı ile uykuya dalar.)
(Bir saat sonra uykudan uyandığını görürüz, gözlerini açar, dudaklarını büzüştürerek biraz ağlar)
(Dostlarını düşünür, ona biraz ağlar; sadakatin her türlüsüne biraz ağlar, ne yiyeceğini bilememeye ve mide ağrısına biraz ağlar.)
 GECE

devam edeceğim, dedi.

No comments:

Post a Comment