Belli bir masumiyete sahip olduğumu, tiyatrodaki yaşamım ve süreç bana gösterdi. İnsan unutuyor, Godot'u beklerken uğraştığı şeyler, karşılaştığı edindiği insanlar insana hamurunu unutturuyor. Ben insanıma.
Benim olduğum yer dünyanın merkezidir, diyor Doğuda Aşk*
Denizin sesi..
Buzuki ve akordeon sesi bu masumiyetimin bir parçası...
Masumiyetim ne söyler bana?
Ben hep martı olmak istedim, ben hep sonsuz olmak istedim, isterim.
Ben kendi kalbimi altın kalp diye çağırıyorum, Neil Young yüzünden o da.
Oysa en sevdiğim taş, yakut ve mercandır.
Ben kendi kalbimi pamuk kalp diye çağırıyorum ve anladım ki, aynısından yokmuş.
Dünyada bir yerlerde senin pamuk kalbini ağlattıklarında, dünyanın başka bir yerinde bir pamuk kalp doğarmış. İnsan topraktanmış. İnsan duygu enleminde değil, bilim ekseninde birken iki olurmuş, insan hürmetle sadakatle severmiş böyle sevince vazgeçmek olmaz, pamuk kalp ağlamazmış.
Ben kendi kalbime bir kere izin veririm, birine güvenmesi için, güvenden iki tane olmazmış.
Sadakatin biri yoktur ki, ikisi hiç olmazmış.
Deniz kokusu...
Ben neden denizle dalıyorum? Ben neden denizi görünce bu kavuşmak oluyor? Ben neden ona kavuşunca sadece onunla iki olabiliyorum.
Ben kendi varlığımı denizle öz görüyorum, sanki denizin iyelik haliyim.
Bu iyeliğe, ben kendimden hariç insanlar katıyorum, bı ne demek...kibirimden değil oysa. Benim bir kere güvendiğim insanlar, vazgeçiyorlar; ben onlar için vazgeçilmez bir güven kapısı olurken, onlar benim için ölüyorlar. Ölmek, bu dünyaya ait bir boyut onlar boyut değiştiriyorlar, o boyuttaki eylemin adı ne olur bilmem, öldükleri ile kalsınlar.
Alyuvarı mitoz bölünmeyi bilir misiniz?
Benim denizim...
Huzurumu bütün bunlardan ayrı tutuyorum.
Biri var, en huzur bulduğum göğüs onda. Kalbim atmazdı ona ama, huzurum sadakatim onunla olurdu. Vazgeçmek geldi sonra. Sadakatin biri yoktu ki, ikisi olsun, Bir, bin parça oldu. Godot'u bekledim, zaman geçmiş oldu, unuttum. Vazgeçileni vazgeçtiğimi unuttum, sadakatimin güvenimin bin parçası durur. Denizdeyken, nereye atayım? Neye dönüştüreyim? Balıkları kanatır, yosunlara karışmaz, kuma mı gömülür? Gömülüp de dalga dalga gitmeye devam mı eder?
Masumiyetim ne söyler bana, nerededir?
No comments:
Post a Comment