Düşündüm,çok düşündüm üstünde.Bir şey çözülsün diye değildi belki,belki onu düşünmeyi sevdiğimdendi.Dostoyevsky'nin dediği gibi insan kurmayı sever,kurmayı,okyanuslar aşmayı,harcamayı...Bir oyuncak bebek değilim maalesef,ailemin ve dostlarımında ayrıyetten pembe gözlükleri yok.Yapabildiğimin en iyisi bu tip durumlarda,kendimi orada hayal etmek,sanki o yaşama ulaşmışcasına,kendimi değişmiş,ciddi ve mutlu görmek.
Değişmek;değişmek gerek.Deniyorum.O hayata sahip olabilmek için,o yola giderken daha değişmeye başlamak gerek.Direniyorum ve hayatımda ilk defa hiç hissetmediğim ama hep şahit olup eleştirdiğim bir duygunun içindeyim:Kıskanmak.
Böyle,bir insanın çok güzel görüyorken,kör olmak istemesi kadar suçlu,öfkeli,bir kıskançlık.Veya istemeden bir insanın sonradan kör olması kadar ağır,bir kıskançlık.Nasıl bir külfet!ve taşıyorum,ama görebiliyorum.En azından farkındayım ki can yakmıyorum.Ama...
Biraz küstüm ben.
Wednesday, August 11, 2010
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment