İçkievinden çıkınca,
Camdan,demin oturduğum yere baktım'diyordu Süreya.
Ne zamandır düşünüyorum,
Bir fotoğrafçı lazım bana,her anımı kaydedecek bir göz,bana objektif camından bakacak biri ama biraz da ben olmalı,bana benzemeli.Çünkü bilmeli,neyi nereye koyup neyi nereden aldığımı.
Ne bileyim,karar vermiştim,her günümü kaydedecektim ama olmuyor,kendi başına yaptığın işler çoksa olmuyor,bunu yapamıyorsun.Bu da bir başka ağırlık ya..
ve yine nereden bileyim,ben bunu benliğimden yapmak kaydetmek istemiyorum bir yerde öyle de,bir yer de de değil.
Ben bunu;
Yani bugün şiir defterlerimi almış,aralarında bir şiir arıyordum.Sonra masanın üstünde duran bu defterlerle bir dakika duruştuk.Yaşlandığımı gördüm bir an,bir an dedim mesela cumbasında oturan yaşlı bir teyze olursam,bu defterler hala yanımda olur mu?Olur elbette,korur saklarım ama,üstleri yıpranmış olur,sayfaları biri çeyrek geçeden sararmış olur ama yine onları bir çekmeceden çıkartıp,içlerinde bir şiir ararım.İşte bu duran esnada,bu görüntü gelince aklıma,yeniden hatırladım kaydetmeyi.
O lacivert şiir defterlerini çekmecenin ilk gözüne koyardı,
İlk gözünden çıkarır,bazen onlara yarım saat ayıracağım dediği bu süreyi uzatırdı,sonra tekrar sırasıyla yerine koyardı''gibi,cümleye döktüğüm ve yaşadığım bu anları ve bunun gibi nicelerini,bazen aşırı bir hevesle görselliğe kaydedesim geliyor ve işte halim olmadığında bile bunu devam ettirecek bir göz arıyorum bazen.
Akşamüstü kırıklığı.
kötü bu, susmuştuk, şimşirler hışırdadı
yapıştı suskunluğumuz birbirine
bir o konuştu yalnız -gene o-
en gencimiz belki de
dalarak uzaklara, çok uzaklara
insan: mavinin içindeki düşünce!
Edip Cansever ,İçerikler
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment