Az kaldı kavuşacağım aşkıma,
Bacak bacak üstüne atıp,bütün gün yayılacağım;
Gözlerimin engin bir maviliği gördüğü,
Kulaklarımın martı sesi duyduğu,martıların bol olduğu köşeye,
Bütün gün orada olacağım.
Seni seviyorum bu demek işte.
Konumuz bahar aslında bugün.
Bugün bir şeyi fark ettim,
Bahar ile ilgili bir sıkıntım yokmuş meğer.
Çünkü tam da bir naif mavilik içinde gökyüzü
Bugün saati sekizden dokuza çalarken,
Milan sokakları bomboştu,
Koskoca Galleria Vittorio Emanuele bile ve
Kolumda ağır bir su torbası ile eve doğru giderken,
O maviliğin rüzgarı,beni aldı,sardı sarmaladı.
Ne sahneler çevirdim kafamda o an.
İşte tam o an,
Saat sekizlerde bile sevmediğim aydınlık hava,güzel geldi ve anladım ki,
Bahar olunca sevmediğim şey insanlarmış.
Tek tük insanlı caddeler,evler,
Evlerden uçuşan perdeler,yarı kapalı panjurlar;
Az arabalar,yolda yürüyebildiğim yollar,kafamı kaldırabildiğim gökyüzleri,
Bahar da sevdiğim dolayısıyla baharı sevmeme-anlık belki-sebep oldular.
Duyduğum ve ne hakkında konuştuklarını bilmediğim o insan uğultusu olmadan ne güzeldi bir Nisan akşamı.
Aslında bakma Nisan ayları,Eylül'e benzemeye çalışmasından iyidir bir yerde.
Mayıs ve Haziran da bu rüzgarı bulamazsın.
Bu hava,çizgili tende perdelerini getiriyor hep gözümün önüne,
Huzur doluyorum bir an.

No comments:
Post a Comment