Tamam,peki,doğru;
Bazen hiç yalnız kalmak istemiyorum
Ama,
Bu genelde nereden mantar gibi çıkıyor buna bir cevabınız var mı?
Benim var,birliktelik sandığım birlikteliklerin bir anda veya tuhaf bir şekilde veya kaderin cilvesi olarak veya sosyal antropolojik kavramlardan ötürü kopması/birlikteliklere araların girmesinden,mantar gibi çıkıyor bu yalnız kalmamak isteği.
Sonra,beni kurtarıyor bazı şeyler.
Devam edeceğim dedi.
Kaçamadığın,yoksayamadığın ve gerçek tanımının hakkını veren iki oluşum:Yalnızlık ve Ölüm.
Çoğu zaman değil ama,bazen,çocukların bir şeyi ısrarla istediği ve hayırını kabul etmediği gibi,ölüm ve yalnızlığı istemiyorum ve doğa,döngü bana:yalnızsın ve öleceksin,dediği zaman da-yani hayır,sonsuza kadar birliktelik ve sonsuza kadar yaşamak diye bir şey yok-bunu kabul etmiyorum.Bu insana verilmiş kocaman bir külfet,nasıl yaşayacağız bunları kabul ederek,etmeye çalışarak,nasıl?
-Daha iyisin değil mi?
-Daha iyiyim.
Evin içinde,günlük hayat içinde sana bunu söyleyen(soran)oluyor mu?Çoğumuzun şu ölüm ve yalnızlık arasında yaşamaya çalıştığı 'ara'da bunu birinden duymak,nedense insana iyi geliyor,sanki sakinleşiyor.Aslında böyle bir şey yok.Bu sadece bir geçiş anı.Bu bir an olduğu için,bunu banyo yaparak,uyuyarak,yürüyerek,durarak...çeşitli şekilde insan kendine de sorabilir ve kendi kendini sakinleştirebilir ama,böyle bir şey de yok.Bu,başka birinin vereceği'anlık'rahatlatma ile aynı şey.
Ama yine de güzel değil mi?Güzel.
İşte bu,yalnız olmamak;biriyle yaşamak,evlenmek,aile olmak,birliktelik demek,gerçekten uzak anlamda.Unutuyoruz böylece,unutuyoruz o kabul ettiğimiz-belki-kabul etmek zorunda olduğumuz gerçekleri:yalnızlık ve ölümü.Yalnızlığın ve ölümün sonsuz olmayışını.Bunu bir çay koyarak bile unutuyoruz.Bu anlar toplanıyor,bir bütün oluyor.Bir bütün içinde de yıkılmak,yalnızlığı hatırlamak daha zor oluyor.Halbuki insan bunu,bu anlar toplamının sıfırını bile,görebiliyor.Arkadaşlarıyla gittiği bir yemekten dönüyor,varsayalım ki,döndüğü yerde-evde büyük ihtimalle ama çok fazla ve çeşitli dönülecek yer olabilir-biri yoksa,bu geceyi anlatacağı,sarılacağı,sadece nefesini duyacağı,hatırlıyor yalnızlığı,kabul etmek zorunda olduğu bu gerçeği.Sonra gidip çay koyuyor işte,televizyon izliyor,internette zamanını geçiriyor.ve,unutuyor.Sonra sabah oluyor.
Tuesday, July 8, 2014
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment