Thursday, July 3, 2014

Esinti

Rüzgarın araladığı,evini bilmediklerimin perdeleri;yani esinti,kimsesiz perdeler,Cohen sesi,yani aslında Ezginin Günlüğünün Seni Düşünmek Ne Güzel Şey bestesi.

Aynı anda birçok şey düşünmekten vazgeçmelisin,bu işte,her gün yorgunluğun sebebi ve aynı zamanda her günün devamı,her günün güneşi 'gün aydını'.
Anlar var,bu anları yaşamak ve bunların bazılarını yaşadıktan birkaç saniye veya dakika sonra,farkına varmak.Bu geceden bir an,hafif hafif çalan bir jazz müzik eşliğinde gözümün önüne gelmesinin yanı sıra,bedenimin de oraya gittiği bir an;Çıplak Ayaklar Kumpanyası'nda bir dans gösterisinin veya atölyesinin saatini beklerken,Neverland Hostel'de kahvemi içiyorum,hava kararmaya yüzünü çevirmiş,en sevdiğim mavi gökyüzünde.Çekingenim biraz,yine.Sonra gösteri veya atölye saati geliyor,içeri giriyorum;garajı kendi elleriyle,vizyonlarıyla Çıplak Ayaklar yapan yere.Heyecanım var.Gösteri veya atölye başladıktan sonra,heyecan da çekingenlik de geçip gidiyorlar.O birkaç saat,hem oradayım hem değilim;hem oraya ve kendi bedenime ruhuma aitim hem de onlara ait değilim.Sonra,bitiyorlar.Bitince,günlük veya gecelik hayat başlıyor;kumpanyadan çıkınca çıkılan Çukurcuma yokuşlarının huzuru başlıyor,içim dolu,içim şişkin değil.Mutlu ve huzurluyum,aynı anda.
Bu an nasıl geldi bana,bugün?Rüzgar esti,esinti oldu,arkada da hafif hafif jazz müzik çalıyordu...Oldu işte ve öldüğün zaman bu anlar olmayacak ya,üzüldüm biraz işte.Çünkü olmak,hem düşünce,hem beden,hem imge ve var olmak demek,ruhunla,bedeninle ve aklın ve içinde ayrılan imge,düşünce...ile.
Her şey birden bire oldu,birden bire vurdu gün ışığı yere;gökyüzü birden bire oldu,mavi birden bire.*

*Orhan Veli Kanık



No comments:

Post a Comment