Esna
Herkesin bıçağı yok bir esnada
Eşyanın devamı
Senin tamamın olduğum bir evde
Sana en uzun yarımlardan bahsediyorum
Ben açıkçası seni yanımda hep siyah bir huy gibi taşıdım
Kendi masalından düşene biz denir bir vakitte
İnsan durup kuyusunu beğenmeye gelir bir dünyada
Birkaç kişiydik güya
Birkaç iş vardı
Birkaç ev
İki ömür üç defa eşyanın asıl yerini aradım.
Siyah
Söndürüp ışıklarını karşıdan karşıya geçirmeye yarayan hayat
Bilinsin ve süssüz siyah bilinsin istiyorum;
Mutlak bir ekip çalışmasıdır
Üç el oyuk bir yağış biçimidir ölüm.
Demişken diyelim ve öyledir;
Olmayan davaların işi değildir divana kalmak
Ya da aşkın ara sokağında balkondan sarkmak
Çünkü çocuk oyuncağıdır harç taşımak
Taş toplamak, kuyu kazmak
Demişken diyelim ve öyledir;
İşte! ben dolaylarında hayatını kaybeden eşim
Önce aşk, sonra ara sokağında taş taşıyan şüphe yani
Bilinsin ve süssüz siyah bilinsin istiyorum;
Yok kimseye –makilerin orada- anlatacağım bir şey
Demişken diyelim ve öyledir,
Hala şüphe taşıyor her taş
Süslü cami avlularında yalın ellere tapıyorum
Öldüğünü bilmeyen iplerden
Hala süslü siyah mektuplar alıyorum
Günlerdir –makilerin ordan- yazıyorum;
Sigara ve kahveyi saymazsak evde yalnızım
Günlerdir söylüyorum;
Sigara ve kahveyi saysak da evde yalnızım
Aslında günlerdir çok ileri gittiğim de söyleniyor
Israrla yüzündeki kışa benzediğim ya da
Kış dediğim aynamızın önünde elek
Günlerdir hoh taşıyorum
Taş topluyorum deliklerine
Yani ısrarla kuyuları güldürüyorum kendime
İşte! ben dolaylarında hayatını kaybeden hayat
Önce aşk, sonra ara sokağında taş taşıyan şüphe yani
Bilinsin ve süssüz siyah bilinsin istiyorum;
Yok kimseye –makilerin orada- anlatacağım bir şey
Seyyidhan Kömürcü
No comments:
Post a Comment