birinci kitap:Tavşan Besleyene Kılavuz
ikinci kitap:Özlem Çekene Kılavuz
''Yalnızca içteki yakındır;başka her şey uzak.''
Rainer Maria Rilke-DIE INSEL
Her ölüm dünyaa bir çatlak açar-bir boşluk bırakıp öyle gider her kişi:öteki kişiler de,şimdi,o çatlağı kapatmakla,o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş hissederler kendilerini.
Oysa zamanla,çevre dokunun da çatlaması ve boşalmasıyla,o çatlak belirsiz-öteki çatlaklardan ayırdedilemez-hale gelecek;o boşluk da,zaten,yokolacaktır.Ama,kişiler bunu düşünmezler:uğraşıp dururlar o çatlakla,o boşlukla-ama faydasızdır bu çaba:çatlak kapanmaz,boşluk dolmaz;uğraşıp durur kişiler,kendileri de birer çatlak,birer boşluk olana dek-o zaman da görevi yeni kişiler devralmış bulacaklardır kendilerini...
Oysa,önemli olan,çatlağı açıkça görebilmek,boşluğu olduğu gibi yüklenebilmekti.
Çünkü,ölüm,onmaz;yaşam,onarılmazdır.
19 Kasım 1993 teselli getirmiyor:
...Gitmiştin-ben ne zaman gelebilecektim?
-Gözyaşların içimde duruyor:''Daha kötü mü olur?''..
''Daha kötü oldu''
-Hayır canım,daha iyi oldu:Beckett'in ''daha iyi''si-sen de biliyorsun:daha iyi ağrıdı,daha iyi yağdı...
''Beklemek''ile ''gelmek''arasındaki ilişki,''özlemek''ile ''gitmek''arasındaki ile bağlantılandırılabilir-bu karşılaştırmaya da,bir yanından ''daha',öteki yanından ''artık''belirlemeleri katılabilir:-Beklenen d a h a gelmemiştir,özlenen a r t ı k gitmiştir.
Özlemin koşulu ayrılmaktır-ayrılıştır:.
özleyen ile özlenenin-biri durarak öteki giderek-ayrılmaları
Özlemin bir içeriği,gitmiş olmaktır-yani,daha önce bulunulmuş bir yerde,artık,şimdi,bulunmamak-ya özlenenin,ya özleyenin,ya da,tabii,ikisinin birden,gitmiş olması:kimin olduğu da,bir fark yaratmaz.
Gerçi,gitmiş olan,genellikle özlenendir;ama,iki yönlü de olabilir,gitmek:buna da ayrılmak denir-özleyenin de özlenenin de,bir yerde birlikte bulunurlarken,birlikte,aynı anda,dönüp,ayrı yönlere,gitmeleri...
Özlem,''yeniden-gelecek misin bana-hep?''sorusuna artık yanıt bulamama konumudur-''Ne zaman hiç gitmeyeceksin?''sorusunun ise daha hiç sorulamadığı konum...
''Gitmek''ve ''gelmek''çok garip edimlerdir:gitmek,'ayrılan'bir yer ile 'yönelinmiş bir yer'anlamlarını;gelmek de,'daha önce başka bir yerdeyken şimdi bu yerde bulunma'anlamlarını içerir-ama,bir karşılıklıkla:bir yerden/bir yere//gitmek/gelmek,garip bir biçimde,karşıt/aynı anlamları verir-bir yolu yürüme anlamını...
Almanca'nın bir özelliği,''gitmek''ile ''yürümek''edimlerini aynı saymasıdır-bunu da,tek kişilik bir edim olarak,birden fazla kişiyi içerebilecek ''bir araçla gitmek''ediminden ayırır.Bu fark,Türkçe'de de ''yürümek''ile ''sürmek''edimleri arasındaki farkta görülebilir.
Özlemin varlığı,yokoluşu içindir;ama,yokolmadığı için varolur.
Gayet aklıbaşında görünüyor,insanlarla konuşuyordu;her şeyi ötekilerin yaptığı gibi yapıyordu,ama içinde iğrenç bir boşluk vardı,artık hiçbir kaygı duymuyordu,hiçbir arzu;varoluşu,zorunlu bir yüktü ona...Öylesine yaşayıp gitti.
George Büchner,Lenz,Werke und Briefe
Özlem,kendini de çeler:kendi olmamasını da ister-çünkü,çok ağrılı-acılı-olabilir:yavaş yavaş örerken kendini-olmadığı biçimde de-kendini ister,ve,örer.
Özlem,kendini özlemendir temelde,tabii ki:kendinin kendinde yinelenmesini istemen-ancak kendin sayabileceğin ötekinin,gelip,kendin olması...
(Çünkü sen de ondan oluşmuşsundur,artık)
Özlem,öyleyse,yalnızca 'bencil'bir duygu mudur?
Özlemek,birisini ben'im yanında isteyip bulamamaktan kaynaklanır;ama,istenen o'dur:herhangi bir başkası-ben'im,yanında olduğumda o'nunla yapmak istediklerimi yapabileceğim biri-değil.Ben'den kaynaklanır ama o'na yöneliktir.Ben,o'nu duyarım,özlemde.
Gene de,kendi'm için istemekte değil miyim-o'nu istiyor olsa'm da...
Hayır:o'nu istemem,isteyenin ben olmasından daha önemlidir-zaten duyguyu duyan ben olsa da,duyguyu veren-içeriğini ve nesnesini belirleyen-o'dur.
Özler'im-ama,o'nu.
O'dur,özlediğ'im-
Özlem,batmış,ama aydınlığı hala süren güneş gibidir-bu yüzden akşamstü saatleri,hüzün saatleridir.(Bir akşamüstünü düşünmek bir akşamüstünü düşünmekten başka nedir ki,yi hatırladım)
Özlemin ayrılmaz ikiz kardeşidir hüzün:kendi kendilerini çelen iki duygu olarak,hep,birbirlerini çekerler-
Özlem hüzünsüz edemez;her hüzün de,şurasında burasında,bir özlem,gizli,durur,kıpırdanır.
Özlem,hüzünlüdür-hüzün de,özlemli.
Özlemin tek bir düşmanı vardır:zaman...
Zaman,özlemin hem çekemediği-yoketmek istediği;en azından yoksaydığı-,hem de,kendisini yokeden;giderek,güçsüz kılan,tüketendir.
Özlemi,zaman üretir;ama onu tüketen de odur-zaman,kendi doğurduğu çocuğu,özlemi,boğazlar...Zaman,özlemin Medusa'sıdır.
Özlem ile zaman arasındaki ilişkilere girdiğimizde,temelde,''ömür''ü ele almış oluyoruz:'yaşamın bir zamanı'olmasını;yani,'sonlu'olmasını;yani ölümlü...
Özlem,en çok yöneldiği olduğu halde,yarını siler;çünkü en çok önem verdiği,dündür-oysa,özlem,
hep,şimdidedir:-işte karışıp durur özlemin zaman bağlamı-
''Keşke''nin anlamı,özlem ile pişmanlık arasında bir bağlantı kurar gibi-ama bu,temelde,bir karşıtlıktır:Özlemin ''keşke''si,''Keşke her şey hep eskisi gibi olsa''derken,pişmanlığın ''keşke''si,''Keşke eskisi gibi olmasa''der
Özlem,kıpırdamadan duran perde kıvrımıdır.
Özlem,esintiyle kıpırdanan perdedir.
Özlem,epeydir açılmamış kavanozun kapağı üstünde birikmiş tozdur.
Özlem ile acı arasında da garip bir ilişki vardır:-Özlem,fazlaca güçlü olunca da acı payı yükselir,azalmaya yüz tutunca da-özleyen,çoğalan özleminin acısını da çeker;özlemin azalmakta olmasının da...
Özlem,çok da olsa,az da;hep acılıdır.
Burayla nasıl bağlantı kurduğumu bilmediğim bir anlamda,Nietzche'nin defterine yazdığı bir düşünceyi not etmişim:
-''Varoluştan artık acı çekmeme'nin acısını çekmek olarak çekilen bir acı,ancak iki biçimde giderilebilir:ya,çabuk bir ölümle,ya da,uzun bir sevgiyle.
Hartmut von Hentig de,Kedi Paf adlı metninde,ayrılış her an vardır(ya da:her an,ayrılış-tır)der.-Özlemin olmaması için,sanki,Aristophanes'in(yani herhalde-tabii-Platon'un)Symposion'da kurduğu mitos'daki ''ilk durum'';iki kişinin,tanrıların ilk biçimlerini ortadan ikiye keserek iki yarı olarak ayırmalarından önceki duruma,geri dönebilmeleri gerekir-bu da olanaksızdır:kişiler ''öteki yarı''larını hep arayacaklardır-bu aramanın da boşa çıkmadığı;iki ''öteki yarı''nın gerçekten bulunduğu,buluştuğu-çok ender-durumlarda bile,'bir'leşme gerçekten olabilse bile,işte,gene,geçici olacaktır.
''Halvet''in bir başka önemli anlamı,''birlikte yalnız olmaktır:bu gerçi,iki kişinin,başka insanlara kapalı bir yerde-bir ''oda''da-buluşmalarını belirtmek için düşünülen bir anlamdır;ama,özlem ile sevgi arasındaki en temel bağlantıyı kurarken,yalnızlığın özünü de belirtir:yalnızlık,kişinin bir başka kişi ile birlikte olması gerekirken,olamamasıdır.Özlem,böylece,bir tür olamamanın olmasıdır-işte,birlikte,yalnızlıktır.
Bu anlamda,Edip Cansever'in insanın özüne ilişkin bir belirlemesi,şöyledir:
İnsanın insana verebileceği en değerli şey
Yalnızlıktır.
(Kirli Ağustos,CİN)
Özlem,son'u en iyi bilen duygudur:özlenen özleyenin yanındayken bile sona ermeyen özlem,gün gelip,özlenenin gidip,bir daha gelmeyeceğini de bilir-o,tam son'u,da,bilir-
Özlem,son'u bilir-
Özlem,son'a,erer...
Ki,nasıl gelmeyeceğini bildiğini beklemen ''bilgelik sevgin''idiyse,gelmişken uzaklaşıp,gidip de geri gelmeyeceğini bildiğini,gene,bekleyebilirsin-aynı ''bilgeliğin'' 'sonradanki'biçimi olarak...
Bekle-
No comments:
Post a Comment