Saturday, August 24, 2013

Noktalılar

Her şeyin bittiğini sandığınız anda,hayattan uzaklaşma fikriyle burun buruna geldiğiniz anda,intiharı düşündüğünüz anda,tıpkı karanlığın en şiddetli anından sonra aydınlığın gelmesi gibi,vazgeçmiş oluyorsunuz.
Benliğiniz o kadar değerli ki,onu taşıyan et parçasını dahi anlamlı kılabiliyor bu savaşta.Oysa kazanmak ve kaybetmenin olmadığı bir oyun bu.Oysa ne karanlık var ne de aydınlık.Işıksızlık burası.Sessizliğin ülkesi.Nefes almanın bizi canlı kılmadığını hissediyorsak da,canlılık bundan fazlası,cansızlık da öyle.Hayır,çürümüyoruz,çürümek için canlılık gerekir,oysa biz sadece kendi irademiz dışında var edilmiş tüm bu hareketlilik dizisine-dizgisine ''yaşamak''diyoruz.Vahim değil.Burada gerçekleştirdiğimiz tek şey var,ayak uydurmak.Çoğu zaman yaşama,bazı anlarda,bazı keşfedilmemiş anlarda ölüme.İntiharın çok da tercih edilmeyen bir ayak uydurma biçimi olduğunu kavradığınızdaysa,''neden''diye soruyorsunuz;bir cevap bulmak için değil,bu imkansızlığın farkında olmamak delice;kafa karıştıran değil,can sıkan değil,hissizliğin ve sonuçsuzluğun var ettiği o cansız hareketlilikle soruyorsunuz;bağırmak fazla geliyor,sessizlik eksik geliyor,sormak anlamsız,susmak saçma geliyor,arada kalmanın sıradan insanların işi olduğunu fark ediyor ve bir çılgınlık edip yatağınıza ertesi gün işe gitmek için uzanıyorsunuz.Bir saat,beş gün,yetmiş iki yıl...Gittiği yere kadar sürdürmeyi deniyorsunuz.Nereye gideceğini bilmeden,nereden geldiğini bilmeden,neyin gelip gittiğini bilmeden,kafa yormanın verdiği delirticiliğin deliliği engelleyen yeganelik olduğunun ayrımsamasıyla,öylece,sadece,yürüyorsunuz.Yarının umut olmadığını gördüğünüzde,umudun geçmiş zamana ait dokunulmamış bir parça olduğunu gördüğünüzde,ailelerinize,kitaplarınıza,öğretmenlerinize,liderlerinize,peygamberlerinize,tanrılarınıza küfrediyorsunuz.Küfretmek çare değil.Küfretmek,sadece küfretmek.Bir kelime,birkaç kelime daha fazla tükektmenin israfı sizi susatıyor.Neyin israfı,neyin susuzluğu diye sormadan edemiyorsunuz.Cevaplamadan geçemiyorsunuz.''Neden''diye bağırıyorsunuz.Hak ediyorsunuz,çünkü bir adım daha atmasaydınız sufilerin,samanaların dinginliğini yaşayabilirdiniz,çünkü birkaç adım daha atmasaydınız mutlu bir insan olabilirdiniz,ancak herkesten geri kalsaydınız hiçbir şey şimdikinden daha iyi olmazdı.
Başlamamayı diliyorsunuz.Oysa elinizde değildi.Öyle miydi?Tanrıyla aramızdaki tek fark sözcükler.Tıpkı altı saat sonrasıyla,sonsuzluk arasındaki fark gibi.Fizik farkında değil.İnsanlar kafayı yemiş olmalı ama bu kadar şanslı değiller.ve bugün bir arkadaşım daha ölmekten vazgeçti.

Ruhu Kaçık Denemeler #2,Mert Durmazer

No comments:

Post a Comment