Saturday, August 24, 2013

Naif

Leş gibi bir hayatın ter kokusu burnunda,kusmak üzeresin.Kustukça çocukluğuna mı döneceksin?
Yalan ve tek gerçeğe yakın oluşu insanın,garip.
Tek gerçek nedir,bilirsin.Bilmezsin.Bilmek ne kadar sahici?
Ölürsün belki,ölmezsin.
Nefes almak mı yaşamak?Hiç...
Gün ortasındayken ömür;ne kadar karamsar bir dünyada yaşıyorum demek,ne acı.
Çare kaçmakta.Çare,nefes almakta inanır mısın?İnanmazsın.
Muhtaç olduğunu bilmezsin çünkü.Otonom bir hareket ya,farkına varmazsın.
(tik tak)
....Yani öncesi tadımlık,sonrası tanımlık,bir nevi aptallık veya rüyada kalmayı istemek gibi bir duygu durum dizisinin,harfsel ifadesi gibi karmaşık.
Koş haydi,kendini paylaş insanlarla fakat önce rüyadan uyanmalısın doğallığında.
Uyanırsın,uyanmazsın,belirsiz.
Şüphe edersin,kendini yersin,yemezsin,şüpheler insanı mutlak doğrulara götürürmüş,bilirsin.Saçma dersin çünkü şüpheler öldürür aslında,öğrenirsin.
Ölmek,kaçmanın evlilik hali mi yoksa?Tuhaf aslında.Zaman diyorum,tuhaftır aslında.
(tik tak)
....Zaten kırıklar fazlaydı zamanda.
....Sonrası lanet olası zamanla hararetli bir münakaşa içerisinde olmakta.Anlarsın ya güzel abim,insan acılarıyla yaşamakta.
***
....yapmacık da olsa,gökyüzüne somurtmak istemezdi her çıkışında.
....tüm zamanların tiki ve tikin peşini bırakmayan takısı durdu.
....doldu gözleri ve hıçkırdı birkaç saniye nefesi.
***
(tik tak)
Saat on ikiye vurdu.Sustu ve yenildi tüm şehir karanlığa.
***
Duvarlar da sustu,sonunda.
(tik tak)

Sancı,Mehmet Tutlu

No comments:

Post a Comment