Wednesday, June 18, 2014
II.Gün:
Bazen yanağını dayarsın eline ve
Günlük bir işi yapıyorken,
Bırakırsın onu ve
Sadece ağlamak istersin.
Ağlarsın.
Ancak,ağlamak sadece ağlamak değildir;
Miden bükülür kendi kendine bir refleks gibi,
Görüntüler,kokular,sesler geçerler yanı başından
Bunu anlayamazsın işte,
Sadece ağlıyorken,tüm bunlar nasıl geliyor.
...
Bir rüyayı atlatmaya çalışıyorum.
...
İşte acı olan kısım burada başladı.Bir iki dakika boyunca gerçeği algılayamadım.O dakikalardan sonra,önce gözüm gördü yokluğu,sonra her şey yavaş yavaş eksildi,silindi:silüetler,sesler...gerçek göründü(gerçek?)
Uyanmış oldum işte.Perde hafif aralıktı,cam da azıcık açık;yağmurun sesini duydum ilk,havanın kapalılığını gördüm.Yağmur da olmasa,daha kötü olacaktım.
Ağladım tabii,ağladım ama,çok ağlamamak için de hemen kendime geçti geçti deyip,sırtımı sıvazladım.Tekrar uyumaya çalıştım,gözümden uyku akıyordu ama,korktum uyuyamadım.
Güne başladım,günlük işlerle uğraştım.
...
Acı olan işte,bilinçaltının sana o kişiyi hatırlattığı anda da,günlük hayatta unuttuğun bu anda da,o kişi yanında değildir.Yoktur.
İşte o zaman da,gerçek ve rüyanın bir değeri olmadığı gibi,aynı kapıya çıkarlar,kaybetmeyi de bir daha duyumsarsın.Bu konumda sadece var olmak ve yok olmak;varlık ve yokluktan bahsedebiliriz.
...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment