- Ölümle bu kadar yakınken,bana canı verenin,verdiği canın gerçek olduğuna inanmak zor.
- Bugün Güney İtalya'ya gidip tarımla uğraşmaya ve geçimimi böyle sağlamaya karar verdim,yollarını araştırıyorum.
- Çünkü buna bugün karar vermezsem,bugün bir şeyleri değiştirmezsem sonra çok geç olacağının,düzenli bir hayata kavuşacağımın farkındayım.Gün gelecek,belki sevdiğim mesleği yapıyorken bile,Suna ablayı arayacağım farz-ı muhal,bir sıkıntım olacak ya maddi ya manevi bir iyilik soracağım,kapıları çalacağım.Hayır!Ben bunu istemiyorum.Bunun için şu andan itibaren bir şeyleri oluşturmam lazım;nefsime de bugün,aldığı terbiyenin erdemlisini vermeli,öğretmeliyim.
- İtalya,Kuzey İtalya ve Güney İtalya...olduk mu yine bir ara?
- Ben hep ara
- Ben bir de hep deniz,nehir,göl kenarı ama,en çok da deniz;
Ötelerde, ama çok ötelerde kocaman bir gözyaşıydın ey usta deniz.
Konuşuyordun, sözlerini bulamıyordun yalnız.
- Keşke,İstanbul ve İtalya arasında bir ara olmayı başarabilsem;ne bir ayağımı İtalya'dan sürmek zorunda kalıp acı çeksem ve bu acı ile ömrümün sonuna kadar yaşamaya çalışsam,ne de bana ait olan o İstanbul'dan vazgeçmek,ona hasret kalmak zorunda kalsam.Aslında bakarsan,İstanbul'a hasret kalmak,onu bana,böyle daha iyi yapıyor,çünkü oradayken 'aitlik'duygum hepten yok oluyor,içimde hep bir şeyler açılıyor;bir mavi enginlik.bir mavi suskun deniz.bir maviliğe dalgın biri.Ama,işte bir şey var,vazgeçmek istemediğim,herhalde adı toprak parçası.Yani 'bizim insanımız'vardır ya,bu da var ama başka bir şey var,henüz tanımlayamadğım bir duygu durum.
- Yani: 'Dönmek nasıl bir şey? İnsan nereye döner?Döndüğü yer neresidir?Geriye dönmek var mıdır, mümkün müdür?Yoksa kader sadece ileriyi mi gösterir?Geldiğin, döndüğün yer orada mıdır? Bekler midir? Baksan görür müsün?Kalbin dönerken pusulan mıdır?Geçtiğin yerleri unutmadan, aynı yerlerden geçerek evin yolunu bulabilir misin?Yoksa döndüm, değiştim, geldiğim dediğim her yer ve dilde ve de dinde hala dönme misindir?Dönmek kabiliyet değil, zaruret midir?'
- Ben kadere inanıyor muyum,bazen?
- Sarı sıcak ev ışığı özlediğim,ev kokusu,meyveleri doğrayan bir anne ve baba sesi,çünkü ben aileyi bir anne ve bir babadan bilmiştim.
- Bugün babam değişti.Bunu görmek güzel ama,dolapta üç gün önceden kalmış,kreması ekşimiş pasta gibi..ama yine de yersin ya,yiyorum işte ben de,her İstanbul'da olduğum gün.Sonra midem ağrıyor,sonra midem biraz daha ağrıyor ve kalbe bir türlü kan pompalamaktan başka bir şey yapmayacağını öğretemedim;daha yirmi dört yaşımda yetmiş yaşındaki buruşuk bir el,kalbim.
- Bütün gün,unutmaya çalışarak,kararsızlıklar içinde ve şiir okuyarak,'hayatımı kazanamam'çünkü gerekiyor ya bir hayat kazanmak,su bile almak için..
- Unutmak için desem de,bir şeyler değişsin diye uyuyorum bazen,demek ki,umut bir tür işte ve bunu,uyandığımda hiçbir şeyin değişmediğini görerek,fark etmiş oluyorum,tekrar tekrar.
- Ne olacak kafam?ve içi?
- İnsanın hayallerinin olması,umudun döngüsü ile neredeyse ve yani bir açıdan aynı.Hangisi gerçek ve gerçek nedir?
- Şu hale bak,sadece fotoğraf çekerek,yazılar yazarak,sonsuz bir kaydetme eylemi içerisinde ve okuyarak,nereye kadar gidebileceğim?Yollar nerede?Yol nedir?
- 'Biz bir aileyiz'demişlerdi.Bugün ben yalnızım ama.Hatalarım olduğunu biliyorum ama,ben zamanı da bedenime varlığıma katıp bugünlere geldim.Bugünlerde,bazı şeyleri kabul ettim,aile olmayı mesela.Neden bugün yalnızım o zaman?
- Bugün,aynı zamanda Cahit Zarifoğlu'nun da doğum günü,der ki;
Ah kardeşler gönlümün yükünü kaldıramıyorum.
- Ben böyle işte,ben hep böyle,yalnızlığı da kendi kendime yaratıyorum bazen,hayal-gerçek kopuş ve birleşmelerinden bir kuple
- En sonunda neden yalnız kaldığım,belli ediyor işte kendini böyle böyle.Sonuçta,en derinlere serbest dalış yaptığım günler,babam veya ailem yanımda oluyor mu?Hayır.
- Bugün babam değişmiş.Bu benim yalnızlığımı ağlatıyor,gerisi iyilik güzellik.
- Bir özel ders almayı tercih ederim o yüzden çoğu zaman,anlamam çünkü birlikteliklerden,anlamam mı gerçekten?Sonra,ben ve özel çoğalırız,orası mühim değil ama ya,her şeyin öncesi işte?
- Şu sandali alsam her şey iyi olacak,söz de vermiştim Ara olacak.Topraklara ve toprakların üzerinde yürüyen böceklere ulaşmadan önce,şu işi yapabilsem.
- Zaten işte ömür bu
- Ömür dediğin,o böcekler ve derin bir toprak içinde yatmadan önce yaptığın ama genelde de yapmaya çalıştığın,hep çabaladığın şeyler.Baksana insanın kendi hayallerini bile terbiye etmesi,bir çaba...
- Yalnız,o derin toprağı ve böcekleri gören kişi,ömür içinde de,pek rahat nefes alamıyor ve de,nefesleri büyük büyük alıyor,kıymet bilerek,çünkü yakıştıramıyor;böcek dünyada elinle ayağınla ezdiğin-bazı toplumlarda belki yediğin-estetik açıdan;çirkin,irite edici,değersiz bir şey.Can ise,dini açısından toplumsalına en değerli şey.Kafam alamıyor o yüzden,nasıl oluyor da....?
- Ölümü de yaşamayı da öyle çok düşünüyor değilim gün içinde.
- Gün içinde,sayısız saatlerce ne düşünüyorum ben?
- Anları düşünüyorum.
- Anlar aslında oluyor.Bir an.Ansızın.Somuttan soyuta bir geçiş,bir an.Sonra bitiyorlar.Sonra fark ediyorum,fark ettiğimi düşünüyorum,ediyor mu sana sinema tiyatro resim falan filan.
- Sanatçı ruhlu çocuk.
- Çocuksu çocuk.
- Ben hep signorina yım.Bir signora olamadık.Bir de Gioia diyorlar bana,italyanlar.Hiç adımı bilmeyen italyanlar dahi.Oysa ben bir joyfulness için fazlayım.ve azım
- Yutkunma nehri,yine doldu İstanbuldayken.Bir gün bu beni hasta edecek ya...
- Midem de değişti.
- Artık sandalımı almalıyım,sınavını geçmeden adı nereye gideceği nerede duracağı belli.
No comments:
Post a Comment