Il fiore dell'illusione produce il frutto della realta.
Birçok şeyle ilgili koordinasyonu sağlayamıyorum artık, birçok şeyler; konular, yazılar, düşünceler, sanat dalları, gündelik işler, her şey işte, tamamen benim dışımda ve benimle bir rotasyon halinde.
İngilizce de bir kelime vardır, türkçeye çevrilişinde agresyona uğrar: becoming mad, yani, çıldırıyorum, kafayı yiyorum, sıyırmak...
filoloji ve etimoloji mi okusaydım...yeniden kavrıyoruz ki, iş, belli bir ekolün, mesleğin peşinden gitmekte değil.
ben seninle ne yapacağım?
Şu an mevzu bu değil, şu an ki mevzu ağır, yine boynum tutuk, yine bilinçli düşüncelerim frontal lobdan damıtılana kadar, boynuma vurdu.
Ama yine de bir çinliye bunu geçirmesi için otuz euro ödemeyeceğim,
Bazen de kafam atıyor, gidip benim olmayan paraları-ki paralar hiçbir zaman bizim değildir, dünya malı düny....-sırf şu lanet ağrıyı geçirmesi için harcıyorum.
Zaten bir gün kül, toprak olacak boynuma, bugün yaptığım inceliklere bak.
İnsanoğlu, öğrenmeli, herhalde, acı çekmek için buradayız.
Acıyı çekip, onu kavrama edimi için buradayız.
Acıyla yaşayabilmek vıdı vıdı için buradayız.
Yani zenginlerin de boynu bir gün kül veya toprak olacak. o zaman ne farkımız kaldı ki? Dünya da ölüm de ayrıcalıkların olduğu bir yer değildir.
Yaşam ve ölüm mü demeliydim, o hayır, daha Satürn'de yaşayabileceğime inanmıyorum. Yaş orta şeker. Belki uçan araba görürüm, hepsi o yani.
Şu an mevzu bu da değil...
Boyun diyordum,
Her neyse.
http://www.ted.com/talks/neil_harbisson_i_listen_to_color#t-405380
No comments:
Post a Comment