Wednesday, February 18, 2015

Manutenzione, İnvenzione e Risotto Con Le Zucchine

..giornata giusta per esternare i pensieri..

-Sei da Sardegna?
...
-Sei da Toscana?
....
Tam bir le fragoline di bosco idiler ve bir gün daha, 'Gioia' olduğum:
'...Bisogna stare molto attenti a quello che ci circonda 
perché a volte 
qualcosa zucchera la nostra giornata.'
  Onları, onlardan biri olduğum için seviyorum. Doğduğum anda belki böyle değildim ama kendimi bilebildiğimden beri benimle olan bu huy ve kişilik silsilesiyle, onların da böyle olduğunu keşfettiğim için onları seviyorum. Nasıl ki, bir zaman belli zaman bazı zaman sakinlik kotamı aşıyor ve sonra tekrar sakinleşmek için bir yol buluyor, yaratıyorsam; onlar toplum olarak böyleler. Kendi yaratıkları hararetlerinin nasıl sakinliğe uğraması gerektiğini de biliyorlar, buluyorlar, yaratıyorlar. Hatta bunun için bazı kurumların ve kişilerin paslaşmış maddeleri bile var; saat üçte işten çıkmak, işe paydos gibi...yani 'manutenzione'
 Beni güldürüyorlar. Hastayım diyorum, şimdi güzelce eve git, hafif bir tabak hazırla diyorlar. 
Birçok şeyi, masada başlatan bitiren, masaya bağlayan, masayla yapan bir toplum. Diğer Akdeniz toplumlarından bir fragolina* fark ile, buna saygıyı da katıyorlar. İşte güldürürken düşündüren film, söz, oyun..diye buna diyorum.
Bunun gibi birçok şey var günlük, aylık, yıllık kaydettiğim. Günlük böyle ani gelişen hatrı kalan mevzuların, hatır-hatıra mevzularının ise bir kelimesini bile atlamamaya artık çok daha fazla özen gösteriyorum. Tanımlı ve tanımsız birçok sebepten ve bir sebep olması gerekmeksizin.
 Mauro internet, ödeme, üyelik, diplomatik, bürokratik...konulardan sonra, günü şöyle bitiriyor: 
-Sai cosa é İtalia?
...
-Puglia, Calabria e Sicilia. 
Bir de bu var, geldikleri, doğdukları toprak çok değerli, önemli, öncelikli-priore,priorita* yani Dolanca bir nevi anne hamurunda-yani toprak 'coltivare'
Mauro bir Pugliese*yani Puglia'lı, o İtalya'yı Puglia'dan başlayarak sayıyor, benim geyik ve sürekli didişme halinde olan fotokopicilerim Giovanni ve Franco ise, Napoli'den başlıyor. 
 Velhasılı, Milano dakika, saat ve günlükleri içerisinde, güney italyanlarla karşılaşmak,tanışmak,  vakit geçirmek, vakti bir uzama yaymanın tohumlarını atmak, gerçek bir pırlanta veya her kim için ne en değerli ise şu Dünya'da, ondan işte; bir üzüm bağı yani vigneti*, bir dağ çileği yani fragolina*mesela.
 Günü, Ufficio Anagrafo'da bitiriyorum. Nedense burası üzerimde hep aynı oluşu, hissiyatı bırakıyor; okul sonrası cumbalı evde, anneanne öğlenleri. 
Bugün bazı günler gibi, Milano'nun gününde olduğu bir gündü, baharsa bahardı yani kandırmaca yoktu. Işık, gölge ve geçtiğim sokaklar, girdiğim çıktığım binalar, konuştuğum rastladığım insanlar birer kareydiler. Evet, taşımalıydım fotoğraf makinemi. Oysa günlük telaş içinde onu yanıma almayı çoğu zaman unutuyorum, bazen boynum tutuk oluyor hafif bir çanta ile çıkıyorum, üşeniyorum, bazen uykusuz oluyorum, bazen aç oluyorum..ve efendim, iphonelar bimlemneler bir çözüm değildir tüm bu gerekçelere. Pratikliğe, teknolojiye bu hususta karşı duruyorum. O boyun, kol, sırt ağrıyacak efendim; o beyin unutmayacak, o beden üşenmeyecek..uykuya bir şey diyemeyeceğim, geldi mi geliyor şerefsiz. Onu çok sevmemin bir sebebi de bu ya işte, zamana karşı duruşu ile beni kendine aşık ediyor, sonsuz bir aşk. Yine de bir kişisel gelişim hödösü olarak,  fotoğraf hususunda, biraz daha dikkat edilmesinde yarar var, yani böyle günlerde. Ama insan bilemiyor işte, yarının gün ışığının fotoğraf için uygun olup olamayacağını veya deklanşör, enstantane isteğinin olup olmayacağını..bunlar ani ve anlık gelen, oluşan şeyler, farkındalık ve farkındamamalık ile...ve bu günlük hayat, teknoloji, birçok etken etmen bizi köreltmek ile ünlüdür. Güzel bir ışık bulduğumuzda artık iphone umuzu çıkartır ve o bizim ve dünyanın karesi olur ve aynı gün, birkaç dakika sonra da bu çöp olur. 
Tüm bunlarla bazen nasıl baş edeceğimi bilemiyorum, çözüm kendini ıssız, sakin, elli yaş adaları, Bodrumları, Urlaları, Adatepelerine atmakta da değil ya...
 Toscana güzel, Dört element bir arada. ve, esiyor. 





No comments:

Post a Comment