Paulo Coelho'dan ,tekrardan:
''Neler saçmalıyorum ben,aşkta kimse kimseyi yaralayamaz.''
''Herkes kendi hissettiğinden sorumludur ve bu nedenle,ötekini ayıplama hakkından yoksundur.
Daha aşık olduğum adamları kaybettiğimde anlamıştım zaten.Bugün kimsenin,kimseyi kaybetmediğine,çünkü kimsenin kimseye sahip olmadığına eminim.
Özgürlüğü gerçekten yaşamak budur:dünyanın en önemli şeyini elinde tutmak,ama ona sahip olmamak.''
''Şunu biliyor olmalı,insanoğlunun amacı mutlak aşkı anlamaktır.Aşk başkasında değil,kendimizdedir;onu biz uyandırırız.Ama uyanması için,bir başkasına ihtiyaç duyarız.Beni kurtarmasına ihtiyacım vardı,onun da benim onu kurtarmama ihtiyacı vardı,ama bana seçim şansı bırakmadı.''
''Ya ben?Olanca yaratıcılığım,dünya çapında galerilerin kapıştığı tablolarım,gerçekleşmiş hayallerim,benden asla nafaka talep etmemiş karılarım,göz bebeği köyüm,kusursuz sağlığım,yakışıklılığım,her şeyimle...ve bir kafede rastladığım,topu topu bir akşamüstü birlikte geçirdiğim bir kadına,sana ihtiyacım var,diyorum.Yalnızlığın ne olduğunu bilir misin?''
''Ama insan içine çıkma olanağı varken,her gün bir eğlence,kokteyle,bir galaya davet edilirken,telefon bir türlü susmazken ve arayanlar sanatına hayran olan,seninle yemek yemeye can atan güzel,akıllı,kültürlü kadınlarken yalnız olmanın ne olduğunu bilmezsin.Bir şey seni geri iter ve sana,gitme,der.''
'Tamamen farklı deneyimler yaşadık,ama ikimiz de umutsuzuz.Bize huzuru getirebilecek tek şey,birlikte olmamız.'
''Çok düşündüm ve sonunda,o kafeye tesadüfen girmediğimi fark ettim;en önemli karşılaşmalar,bedenler daha birbirini görmeden,ruhlar tarafından hazırlanır.Genellikle bu karşılaşmalar,belli bir sınıra ulaştığımızda gerçekleşir,duygusal olarak ölüp tekrar doğmaya ihtiyaç duyduğumuzda.''
''Herkes sevmeyi bilir,doğuştan gelir bu.Kimileri bunu kendi doğallığında yaşar,ama çoğunluk sevmeyi yeniden öğrenmek,hatırlamak zorundadır.''
''Bir kadının kendisiyle yüzleşmesi,ciddi tehlikeler barındıran bir oyundur.Kendimizle karşı karşıya geldiğimizde,iki tanrısal enerji,çarpışan iki evrenizdir.Yüzleşmede gerektiği kadar saygı yoksa,bir evren ötekini yok eder.''
''Avazı çıktığı kadar:mutluyum diye haykırması için bütün kıstaslar tamdı.Ama mutlu değildi.İnsanların çoğu bir parça ekmek,başını sokacak bir çatı,namuslu yaşamalarını sağlayacak bir iş için birbirlerini öldürürken,o bütün bunlara sahipti,ki bu da onun mutsuzluğunu koyulaştırıyordu.''
'Acı doğal sürecin bir parçasıdır.Spor yapanlar bunu bilir:Amaçlarına ulaşmak için her gün belli bir dozda acı ya da sıkıntıya razı olmak zorundadırlar.İlk başta rahatsızlık insanın hevesini kırar,sonra zamanla bunun rahatlamaya giden yolun bir aşaması olduğu anlaşılır ve sonunda,sporcu acı duymadığında egzersizin gereken etkiyi göstermediğini düşünmeye başlar.Tehlikeli olan kişinin bu acıya odaklanması,ona bir ad vermesi,onun aklından hiç çıkarmamasıdır.''
''Seni mecbur tutmadım,gücüm sadece senin izin verdiğin kadardı.Baskı yoktu.Tek var olan senin iradendi,sen köle ben efendi bile olsak gücüm sadece seni,kendi özgürlüğüne doğru itmeye yetiyordu.''
'Bir zamanlar,parlak tüyleri,rengarenk kanatları olan bir kuş varmış.Uzun lafın kısası bakanları neşeye boğarak göklerde özgürce uçmak için yaratılmış bir hayvanmış.Günün birinde kadının biri bu kuşu görüp ona kapılmış.Kuş onu yanına çağırmış ve ikisi birlikte uyumla uçmuşlar.Kadın kuşa tapıyor,onu kutsal sayıyor,yüceltiyormuş.Ama günün birinde düşünmüş kadın:''Belki de uzak dağları keşfetmek ister?''Korkuya kapılmış.Ve kıskanmış,kuşun uçabilme yeteneğini kıskanmış.Kendini yalnız hissetmiş.Ona bir tuzak kurayım diye geçirmiş içinden,bir dahaki sefer kuş tekrar gelirse artık gidemesin.
Kadın kadar aşık olan kuş,ertesi gün tekrar gelmiş.Ne var ki tuzağa düşmüş ve bir kafese hapsedilmiş.Kadın her gün gelip kuşu seyrediyormuş.Ne var ki tuhaf bir değişim olmuş:Artık sahibi olduğundan,kalbini çalmasına ihtiyaç kalmadığından,kadının kuşa olan ilgisi sönmüş.Uçamayan,hayatının anlamını dile getiremeyen hayvan,sararıp soluyor,çirkinleşiyormuş-ve kadında karnını doyurup kafesini temizlemekle yetiniyormuş.Bir gün kuş ölmüş,kadın son derece üzülmüş ve o andan itibaren onu aklından çıkaramamış,ama kafesi hatırlamıyormuş bile;onu ilk kez mutluluk içinde,uçarken gördüğü gün varmış sadece zihninde.Kendini iyice dinlese kuşun onu heyecanlandıran tarafının dış görünüşü değil,özgürlüğü,hareket eden kanatlarının enerjisi olduğunu fark edermiş.''
Wednesday, December 1, 2010
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment