Pazar günlerini sever misin diye sordum ona,bana sevdiğini söyledi ve biz de geçen pazar gününü beraber geçirmeye karar verdik.
El ele tutuşup,konuşmadan yürüdük.Yürüye yürüye kocaman bir parkta bulduk kendimizi.Yine üşümeye başladık.Bir banka oturduk sonra sıkılıp kalktık.
Ben fotoğraf çekmek üzere onun yanından ayrıldım.O da bir banka oturdu yeniden,çıkardı cebindeki kağıtları çizmeye başladı.
Ben şirin bir köpek gördüm,ona seslendim,köpeği işaret ederek ona bakmasını söyledim.
Kafasını kaldırıp baktı,gülümsedi,sonra bana baktı ve bir kere daha gülümsedi.
Ben fotoğraf çekmeye devam ettim.O da çizmeye.Sonra tekrardan ona seslendim bu sefer kendimi işaret ederek:
''Seni seviyorum''dedim.
Yoruldum onun yanına gidip oturdum,biraz oturduktan sonra o da çizimini bitirdikten sonra kalktık.
El ele tutuşup,konuşmadan yürüdük.
Evimizin sokağına girdiğimizde,yanından geçen insanlara bir şeyler demeye başladı.
Ne diyorsun diye sorduğumda cevap vermedi.
Yürüdüğümüz yolu geri dönmemizi istedi,geri döndük.
Az önce geçen insanlar orada,yolun başında duruyorlardı.
O bana bakıp,onları gösterdi.Onlara çevirdim kafamı,onlar beni işaret edip:'o seni çok seviyor'
dediler.
Evimize gittik,ben kahve yaptım o da istedi ona da yaptım,sonra çizim yapmaya koyulduk.Saatler sonra onun çizimleri bitti,sigara yaktı,evin içinde dolandı,müzik dinledi.Bu sırada benim çizdiklerim de bitmişti.Yanıma geldi ben de çizdiklerimi onun üstüne dikmeye başladım ve bir gün de işte onunla,böyle geçti.
Tuesday, December 7, 2010
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment